“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

HAYATI DOLDURMAK

 

 

 

Her yeni günde hayatın yeni yeni yönlerini keşfediyoruz. İçinde bulunduğumuz bu hayat sayısız cephelerle, uçsuz bucaksız enginliklerle dolu. Yaşadıkça da genişleyen, uzadıkça uzayan, tahayyüle sığmayan bir boşluk. Dışa doğru da bir sonsuzluk, içe doğru da... İyi ama ne ki bu boşluk? Bizim doldurmamız için mi boş bırakılmış? Hayat sınavdır diyenler de var. Sınavı geçmek için aşağıdaki boşlukları doldurun. “Hayat ………… dır.”

 

Geçiciler yer tutmuyor hayatta. Özentiler, ihtiraslar, etkiler doldurmuyor hayatı. Yine içinden çıkılmaz bir boşluk kalıyor ortada. Bilmek de para etmiyor. Hayat kütüphane değil ki kitapla dolsun. Yapamadığımız bilmelerin; rengi, tadı, kokusu yok. İçinde yüzülen bu boşluk hayat mı be…

 

Öğrendik ki hayat Rabbimizin (c.c.) sıfatıdır. Ve yine öğrendik ki hayat denen o sonsuz boşluk sadece peygamber ile dolabiliyor. Hayattan ne anladın diye sorduklarında “boşmuş” demeyen, hayatın peygamberle dolabildiğini, ashaptan öğrendik. Kınamadan, yok demeden, affederek, beğenerek, ayıpları örterek, aldatmadan geçirdik ya günümüzü, şükür içinde günümüz dolu dolu geçti diyebiliyoruz.

 

Rabbimiz (c.c.) insanı büyük kılmış, halifesi yapmış, her şeye tasarruf yetkisi vermiş. Yaşayışımızı düzene koymak, yapamadıklarımıza ulaşmak da yine bir yetkili insanın eliyle oluyor. Koşup tutunca Peygamberin (sav) ellerinden, olmayanlar nasıl da olur hale geliyor. Affedemediklerimize artık takılmıyoruz bile. Gözlerimiz kusurlara kapanıveriyor. Sözler bilindik, özlemler ortak ama olanlar derinlerde sallanan bir neşterle oluyor. Bir başçık yer bulduk ya o Peygamber (sav) dizinde, gözlerimiz açık kalmıyor artık. Dalıveriyoruz mutlu rüyalara. Ve şahitlik ediyoruz, “Ey hayat! Sen büyüksün. Seni dolduran Resulün de büyük.” diye.

 

İbre şaşmayınca o insanın sevgisinden, gönül bülbül oluyor. Şakıması çınladıkça çınlıyor zihnimizin ortasında. Rabbimizin (c.c.) yaşatıcılığı o insanın sevgisiyle oluyormuş ki ancak yaşayabiliyoruz bildiklerimizi. Bırakmayalım Efendimizin (sav) ellerini de onun sevgisiyle insani meziyetleri yapar olmak, bizde devamlı hale gelsin. Dikkatlerimizi geçmişe takmadan, geleceğe atmadan, ciddiyetle Efendimizden (sav) ayırmayalım ki, tecrübe edelim olmazların nasıl olduğunu.

 

Kendi hayatımıza da toplumsal yaşayışımıza da güven, güvenilirliği öğrendiğimiz insanın sevgisi ile geliyor. Güvenilir olmaya cesareti o sevgiden alıyoruz. Güvenilir olmanın karşılaştırdığı engelleri o sevgiyle aşıyoruz. Güvenilir oldukça Efendimize (sav) sevgimiz artıyor, sevgimiz arttıkça daha güvenilir oluyoruz. Damağımızdaki o insanlık tadı unutulmaz oluyor.

 

Hayat, insanı var etmeye ayarlanmıştır. Tüm bu yaşayış düzeni insan meyvesi ortaya çıksın diye dir. Bu akışın önüne bentler konulsa, setler çekilse, bunalımlar baş gösterir ve insanın doğum sancıları başlar. Aksi imkân bulamaz ki insanlık dediğimiz Muhammedi meziyetler mutlaka meydana çıkacaktır. İç sıkıntıları, buhranlar nereye kadar gidebilir? Her dar, bir büyük patlamaya mahkûmdur. Her yaşayış Muhammedi (sav) doğurmakla huzura ve rahata kavuşacaktır. Hepimiz içimizdeki sıkıntılardan kurtulmanın Efendimizi (sav) temel alarak yaşamaktan geçtiğini tespit ediyoruz.

 

Affedince sönüyor ateşimiz. Efendimizi (sav) hatırlayıp küslüklerden kurtulunca çıkıyoruz soğuk cehennemlerden. Gövdeden ibaret olmadığımızı anlayınca ancak doyurabiliyoruz iyilik midelerimizi. Sözümüzde durmayı öğrendik ya Efendimizden (sav), göğüslerimize nefes dolduğunu hissedebiliyoruz. Beğenimsizlik gözlüklerini kırınca anlam kazanıyor her şey. Kokladık ya o insan kokusunu, artık ölsek de gözlerimiz açık gitmez. İyi ki varsın Efendim (sav), yoksa hayat bomboş kalacaktı.

 

Efendimizin (sav) arkasından yürüyoruz. Onun izleri bizlere birer güneş oluyor. Doğru söylemek ne demek? Sadece yaparsak hoş, yapmazsak nahoş mu? İyilik ve doğruluk bir kere bize Rabbimizin (cc) emri, Efendimizin (sav) sünnetidir. Doğru olduk da Rabbimizin (c.c.) emrine uyduk. Uyduk ya emrine, bundan büyük rahmet mi var biz kullara? Rabbimiz (c.c.), Efendimizin (sav) sevgisini artırsın ki bizi ona götürsün (amin).

 

 

Mustafa GÖKTAŞ

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz