“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

ÖDÜLLERİN EN GÜZELİ

 

 

Ocaktan gelen tatlı bir ses var, kulağının içinde yankılanıp, içini ısıtan. Tüm evi saran bergamot kokusu; az sonra demlikten bardağa süzülecek olan çayı yudumlama arzusunu anımsatırken, “Bu çayı hak ettin Hanım Sultan.” diyen sesi daha net duyuyordu artık.

 

Daha bir ay öncesine kadar, sürekli aynı işleri yapmaktan yakınan halinden eser yoktu şimdi. Dağılan evi toparlamaktan, çamaşırdan, bulaşıktan, ütüden, yemek yapmaktan, yılmadan biriken tozları yılmadan temizlemekten o kadar sıkılmıştı ki… ¨Dünyaya bunun için mi geldim ben?¨ diye kendine sormadan edemiyordu. ¨Hep aynı şeyler… Ye, iç, yat, kalk, hazırla, temizle, toparla… Yok mu bunun sonu?¨ Ama sorunun cevabını bulmak derdinde de değildi. Sadece külfet gibi görünen işler, üzerine bindikçe biniyor; o da altında ezildikçe feryat ediyordu.

 

Derken bir gün suları kesildi… Rutin olarak yaptığı temizliği tekrar yapabilmek için can attı… Sular bir gelse de her yeri şöyle tertemiz yapsam, diye iç geçirdi…

 

Ardından bir gün rahatsızlandı, tüm işler yine yığıldı… “Sağlıklı olsam da bir çırpıda bitiriversem şu işleri”, dedi kendi kendine.

 

Kendi kıymetlerini bildirmek derdine düşmüştü tüm işler adeta. Bizim Hanım Sultan fark edene kadar yokluklarıyla sınadılar onu.

 

Canına tak edip, ellerini başının arasına alıp düşünene kadar bir hayli zaman geçti. Neyi israf ettiyse ve neyin kıymetini bilmediyse, onunla imtihan olduğunu anlayınca bir ¨Estağfurullah¨ çekti gönülden.

 

Sabah daha erken kalktı… Aynı işleri sürekli yapmaktan şikayetlenen o hâli, uçup gitmişti sanki seherde açtığı pencereden. İçeri tatlı bir huzur süzülmüştü. Bir selam gelmişti dosttan, seher yeliyle… Selamını aldı dostun, işe koyuldu o neşe ile…

 

Gördü ki, iş yapmak zevk imiş. Derleyip toplamak, o düzeni seyreylemek zevk imiş. Unutmadan, aşkla, helâlinden ocağın başında pişirilen aş, aşka yol imiş…

 

Büyük işler başarmanın yolu, sabah yatağını toplamaktan başlar imiş.

 

Moralle, neşeyle çocuklarını uğurlamak, en güzel vazife imiş.

 

Eşinin dolabında ütülü tertemiz giysileri hazır etmek, bir hanımın kusursuzluğu imiş.

 

Yaptığın her iş, sonunda onun değerini duyup, dolmak için bir fırsat imiş.

 

Artık onun için her yeni gün, bambaşka bir sayfaydı önünde duran. O sayfayı şikayetle karalamak yerine şükürle ve takdirle doldurmaya başlamıştı bile. Yaptığının değerini duymak, yaptığı büyük işleri azımsamamak ne büyük başarıydı... ¨Gel Hanım Sultan…¨ dedi kendi kendine: ¨Çay bugün senin için demlendi.¨

 

Hanımlığını sultanlığa taşıdığı her ânı zihnindeyken yudumladığı çay, nice ödülün üzerinde bir ehemmiyetteydi…

 

 

 

 

Özden SAYIN

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz