“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

CAN DOSTLAR KÜMESİ GRUP RAPORU

 

 

 

Bu hafta “Güçlenme Yolu” adlı kitabımızı okuyarak etkilendiğimiz ve uyguladığımız yerleri hep birlikte paylaştık.

 

İ. Durgun: Hayatta yaşarken doğrunun ne olduğunu çok iyi biliyoruz da mesele o bilgiyi işleyişe geçirmekte. Orada başlıyor mücadele. Tam da bu noktada eğitim devreye giriyor. Bildiklerimizi uyguya geçirecek gücü bize sunuyor. Nasıl sorusuna cevap veriyor. İlk olarak diyor ki, “Sen insansın, sana yalan yanlış inanışlarla doldurduğun kalpten fayda yok. Uyan da gücünü kullan. Senin gibi en şerefli yaratılmış bir varlığa yerlerde sürünmek yakışır mı!”

 

Şerefli insan nasıl olunur, onun da cevabı var. Hani aldığımız her ürünün kullanma kılavuzu vardır ya detaylar yazar, oradan öğreniriz kullanmayı. Bir eşyanın bile kullanma talimatı varken koskoca insanın nasıl olmaz? O da eğitim ilkelerimiz. Her yerde hayat kurtarıcı. Hangisini uyguladıysam önüm açıldı. Maddi-manevi her işim kolaylaştı. Zihnim sadeleşti. Mahcup yaşamaz oldum. Kendime güvenim arttı. Uyguladıkça kendi gözümde yüceliğim arttı. Eminliğe doğru ilerlerken, muhatap olduğum insanlara da dolayısıyla bu eminliği vermeye başladım. Şeref kavramının içi dolmaya başladı çok şükür. İlkeleri uygulamanın en büyük güzelliği de; insana enerji verip, anlayışını açması, eğitimcisi ile ilişkisini kuvvetlendirip, daha neler neler kazandırarak hayatı zevkli hale getirmesidir.

 

T. Candemir: Kitabımız sayesinde bir kez daha Eğitimcimizin hayatımızdaki değerini, önemini, kıymetini tefekkür etme fırsatı buldum. Bu yoldaki ilk adımımız, kesin bir amaç ve kesin bir hedef belirlemek. Amaçlı insana, insanlığı için mücadele eden insana ancak dostun faydası dokunuyor. Ustanın değerini de ancak onun amacıyla amaçlanırsak, onun yolunda sağlamca ilerlersek anlayabiliyoruz. Çünkü biz gelişme çabasında oldukça hayatımızdaki yerini kendimiz tespit etmeye başlıyoruz. Değerini kendi takdirimizle görüyoruz.

 

Eğitim sonsuz, insan sonsuz bir varlık, bunun idrakine varmamız lazım. O zaman; “Bugün de eğitimi ihmal etsem, zor geldi kaçsam, işime gelmedi.” gibi düşüncelerden kurtulmaya başlıyoruz. Namaz gibi, abdest gibi bu ilkelerin içimizde uygulanması şart oluyor. Bile bile namaz kılmamak insanın içini nasıl huzursuz ediyorsa ilkelerimizle, fikrimizle ters düşen bir davranış da öyle sıkmaya başlıyor içimizi. Bile bile niye sıkıntıyla yaşayayım? Yaşatan, güzellikleri sermiş önümüze, niye faydalanmayayım deyip ciddiyetle, samimiyete koşmaya başladık. Rabbim azmimizi, gayretimizi, takdirimizi arttırsın.

 

N. Ulucan: Bu kitabımız bana genel özet itibariyle “sen yaparsan olur” ilkemizi hatırlattı. Her şeyin biz ister ve harekete geçersek olacağını söylüyor ki belki de en gerçek şey budur hayatımızda. Ev hayatım, ailemle ilişkilerim, arkadaşlarım, ama en çok da kendimle aram düzelmeye başladı. Tabi ki ben harekete geçmeye başlayınca. Bunda ne var ki, sorulmaya değmez ki diye küçümsediğimiz yanlış inançların hayatıma mâl olabileceğini gördüm. En küçük yanlış inanç bile düzeltilmek için eğitimciye götürülmeli. Şerefli insan olmalıyız derken sadece insanların malını çalmamalı, insanlara yalan söylememeli sanırdım. Ama kendi kendimin güvenini sarsarken, kendi kendimin zihnini karıştırırken, kendime inanamazken, bu tamamdır diyemezken nasıl şerefli insan olunur ki? Her haline güvenilen, şerefli insan olma yolunda dosta olan ihtiyacımı bir kez daha çok derinden hissettim. Daha çok yolum var evet ama yalnız değilim. Allah’ın (c.c.) izniyle deyip azimlenmeyi öğreniyorum.

 

E. Demirci : İnsan pasifliği, güçsüzlüğü kabul edemiyor. Kitabı okuyunca çok şükür dedim pek çok şeyi yavaş yavaş da olsa yapmaya başlamışız. Eğitimcimizin tavsiyelerini uyguladığımız müddetçe her şeyi en güzel şekilde yapacak güçteyiz. O zaman durmak yok, bütün gayretinle devam diyorum kendime. Aylık eğitim programımızdaki “Eğitimcinin hoş görmesi bir gün gelir, uyanabiliriz ihtimalinden kaynaklanır” kısmı çok hoşuma gitti. Gerçekten bize çok büyük şefkat örneği... On defa da yüz defa aynı şey ile gitsen, yine mi bu nedenle geldin yanıma demiyor. Yani diyeceğim o ki ancak eğitilme heyecanı varsa huzur var. Ne kadar ciddiye alıp takdir edersem o denli güçlüyüm.

 

A. Candemir: Kitabımızda insanın tabi hedefi şerefli insan olmaktır diyor. Güvenilen, her sözüne sadık olan insan olmak. Hepimizin istediği de bu. Allah, anlayışımızı açsın bu konuda. Gerçekten güçlenmek, şerefe ulaşmak için eğitime ihtiyacım var. Çünkü ne kadar dertlisi olur, peşine düşer, sorar tavsiye tutarsam o kadar ben kazanıyorum. Anlatmadığımda, bu da anlatılmaz daha önce söyledim diye düşünüp paylaşmadığım yerde ben kaybediyorum. Çünkü yaptığım iyi-kötü her şeyin doğrusunu ancak öyle anlıyorum. Daha ciddi, daha samimi, daha gayretli olmam gerekiyor. Çünkü hayatta her şeyin sonu varken şu yaşamamıza anlam katan eğitimin sonu yok.

 

H. Başbuğa : Kitabımız bana kılavuz gibi geldi. İnsan, nasıl daha güçlü şerefli hedefli yaşar bu soruların cevabını veriyor. En içinden çıkılmaz durumlarda bile seni ferahlatan bir eğitimcinin olduğunu hatırlamak, ona durumunu anlatmak, tavsiye almak paha biçilemez bir huzur veriyor bana. Onun varlığını bilmek bile hayatının güven içerisinde ilerleyişi demek. Kitap da özellikle bu kısımlar anlayışımın açılmasına sebep oldu. Gerçekten büyük nimetler içerisindeyiz. Şerefli insan hedefi; sadece çevrene güven vermeye çalışmakla değil, önce kendine saygı duyup, güvenmeyle gerçekleşiyor. Bunları bana bir kez daha hatırlattı kitabımız. Güçten düşmemek için de bunları her an hatırlamamız ve uyguya geçmemiz gerekiyor.

 

D. Demirbaş: Bu kitabımızda eğitimciden faydalanma yollarını daha iyi anladım. Gerçekten insan olmak için neler yapmam gerektiğini daha net kavradım, kendime dersler çıkardım. İnsanlığımı gerçekleştirirsem neler olacağını kitaptan okuduğumda bile içim huzurla doluyor, rahatlıyorum. Hepsini uygulasam, kim bilir ne zevkler alacağım dedim. Bu iş gerçekten kendi aklınla gitmeye çalışarak olmuyor. Mutlaka bir yerde tökezliyorum. Mutlaka bir yerde gücüm bitiyor. Bu işi devamlı tutmanın gerçekten bir eğitimciye sahip olmak ile mümkün olduğunu daha iyi anladım. İki gündür kendimiz dışında değişik insanlarla beraberdik. Dertlerini, tasalarını dinledik. Yine hayrete düştüm, nasıl bir eğitimin içindeyiz diye. Karşımdaki insan o kadar kötü durumda, o kadar da ne yapacağını bilmiyor... Ne kendi aklıyla çözüm bulabiliyor ne de bir yol göstereni var. Sadece neden böyle olduğunu sorguluyor. Dedim kendi kendime; bizim ufacık bir derdimiz olsa, işin içinden çıkamasak hemen bize yol gösteriliyor ne derdimiz kalıyor ne de sıkıntımız. Tamamen kendi aklımıza kalsak, ben de o insanlar gibi dertten, sıkıntıdan başımı kaldıramayacaktım dedim ve buraya sonsuz kere şükrettim.

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz