“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

BUNLARI BİZ İCAT ETTİK_ TARİHİ GERÇEKLER-9

 

 

 

 Geçen hafta bilimin antik Yunan kaynaklı olmadığıyla ilgili olarak, bu konuda uzman görüşlerini dile getirmiş ve bilimin kaynağı neresi sorusuna cevap arayacağımızı belirtmiştik.

 

Merakla bekliyorum, muhtemelen biziz diyeceksin ben de sana kaynaklarını soracağım.

 

Fark ettiysen, baştan beri ortaya getirdiğim belgeler ve iddialar tamamen ilmi ve bu konuda çalışma yapan akademisyen ve araştırmacılara dayanmaktadır. Bunu belirtmekteki maksadım, ifade edilen bu hususlara karşı ön yargıyı önlemeye yöneliktir.

 

Ön yargılı falan değilim. Sadece bugün kabul gören temel tezlere karşı çıkıldığı için ben de buna itiraz ediyorum.

 

Başlayalım o zaman. Bugünkü bilimin kaynağı Müslüman-Türklerdir.

 

Hadi canım sen de... Bak benim dediğim bu işte, bilimin kaynağı Müslüman-Türklermiş.

 

Başta da söylediğim gibi bu tez, bu konudaki araştırmacıların ortak görüşüdür. Bu, aklıma klasik fizikçiler ile modern fizikçilerin tartışmasını getirdi. Klasik fizikçiler atom parçalanamaz iddiasını uzun yıllar sürdürmüş ve bunu ilke olarak kabul etmişlerdi. İlerleyen dönemde bunun yanlış olduğu ortaya konulmuş ve atom parçalanabiliyor dendiğinde, hadi canım, tüm fizikçiler bunun tersini söylerken bu da nereden çıktı, denmesine benziyor.

 

Memlekette aynı anlayıştaki kişilerin fikirleri, şimdi ortak görüş mü oluyor?

 

Burada ortaya konulacak fikirlerin bilimsel çerçevede olacağını söylemiştim. Şimdi, Müslüman-Türklerin bilime katkılarının neler olduğunu ve bilime nasıl kaynaklık yaptıklarını tek tek ele alarak konuya girelim. Matematik biliminden başlayalım. Bu hususta batılı bilim adamlarının ve araştırmacılarının görüşlerini ortaya koyalım.

 

Aslen papaz olan şarkiatçı Prof. Dr. Montgomery Watt’ın “İslamın Avrupa’ya Tesiri” adlı eserinden (s.39)

 

“ Müslümanlar günlük hayattaki aritmetiğin kurucusu oldular. Cebiri hakiki bir ilim haline sokarak geliştirdiler. Analatik geometrinin temellerini attılar. Düzlem ve uzay geometrisinin kurucusu oldular. Doğruyu söylemek gerekirse, bu ilimler daha önceden Yunanlılar tarafından bilinmiyordu.”

 

“İslam medeniyeti” kitabının yazarı Will Durant’ın konuyla ilgili görüşü.

 

“Her şeyden önce Müslümanlar bu ilmi yeni teori, kavram, teorem, hipotez ve sistemlerle zenginleştirmiş, mükemmelleştirmişlerdir. Trigometri de onların icadıydı.”

 

Harvard Üniversitesi’nde hocalık yapmış ve İslam Tarihi kitabının yazarı Prof. Dr. Philip Hitti’nin tespiti.

 

“Bugün artık biliyoruz ki, matematiğin hemen arkasında sıfır kavramı işaretleriyle beraber Müslümanların kullandığı Arapça rakamlarda bulunmaktadır”

 

Tübitak tarafından yayınlanmış Georges Ifrah’ın “İslam Dünyasında Hint Rakamları” kitabından okuyalım.

 

“İslam bilginlerinin en önemli başarılarından biri de bilimin evrenselleştirilmesidir. Şüphesiz ki İslamdan önce Çin, Hint, Yunan bilimi vardı ancak hiçbiri bilimi evrenselleştirme hareketine girişmemişlerdir. Dahası bu bilgiler, törensel yollarla yanlız kapalı topluluklara aktarılarak kıskançlıkla gizli tutulmaya çalışılmıştır… Bilimin tüm insanlığın malı olduğu, herkesin ona ulaşabileceğini dünyaya göstermek için Müslüman bilim adamlarını beklemek gerekmiştir. İslam uygarlığının temsilcileri bu güç işi gerçekleştirerek kendi bilimlerinin bile kendi mallarının olmadığını gösterdiler… Bilimsel çalışmalarda Hintliler ve Çinlilerin özel hesap kuralı ortaya koymakla yetindikleri yerde İslam matematikçileri başlı başına bir kuram geliştirmeyi başarmışlardır” (S.9-14)

 

Aynı yazarın “Hesabın Destanı” adlı kitabında Müslüman matematikçilerle ilgili görüşleri şöyledir.

 

“Cebir bilimi bugünkü cebir şekline Harezmi, Ebul Kamil, Al Kereci, Ömer Hayyam, Nasettin Tusi, Gıyasettin Cemşit, Kaşi gibi Müslüman bilginlerin çalışmaları ve buluşlarıyla gelmiştir. Bu bilginler aritmetiği cebirleştirmiş bir işlemler tekniğine yöneltip, onu yapıcı ve pozitif bir bilim haline getirmeyi başarmışlardır. Matematik, saygı gören bir bilim ise cebirin iyi yapılmış tek matematiksel dil olmasından ötürüdür. Çünkü matematiğin dili, bu bilimin terimleri ve deyimlerinden oluşturulmuş dilden başka bir şey değildir. İnsanlık, binlerce yıl sıfır kavramından yoksun olduğu için elverişsiz sayılalarla karşı karşıya kalmıştır. Sıfırın keşfi ile modern matematiği yaratması yanında, harfli gösterimle cebirin tarihinde de yeni bir çağ açmıştır. (S.65-66)

 

Alman araştırmacı bayan Dr. Sigrid Hunke’nin kapsamlı bir kitap olan “Avrupanın Üzerine Doğan İslam Güneşi” eserinde bu hususlarla ilgili düşünceleri ise şunlardır.

 

“Müslümanlar matematiğin üstadı idiler. Romalılar bu sahaya hemen hemen hiçbir şey getirmediler. Müslümanlar yeni ilim dalları meydana getirdiler. Rönesans’ın üstatları onun için Yunanlılar değil, bilakis Müslümanlar oldular… Aritmetiği sistematikleştiren kişi Harezmi’dir. Bugün batıda bilinen matematiksel üslup tamamen Müslümanlar tarafından meydana getirilmiştir.. Cebirdeki bilinmeyen (X) işaretini de Müslümanlar bulmuştur. Müslümanlar sinüs, tanjant kurallarını, trigonometrinin esas formlarını oluşturdular. Batı, Sexagesimal hesap ile dairenin altmışa bölünmesini de Müslümanlardan öğrenmişlerdir. Ayrıca batılılardan 700 yıl önce diferansiyel hesabı ortaya çıkarmışlardır” (s.124. 129)

 

 

Bir dakika anlaşıldı, seni durdurmasam devam edeceksin. Matematiğin üstatları Antik Yunanlı Öklid’i Pisagor’u, Talesi’i yok sayıyorsun. Matematik’deki teoremleri bunlar bulmuşlardır. Matematik derslerinde bizlere bunları öğretmişlerdi.

 

Burada herhangi bir milleti veya kişiyi görmezden gelme anlayışı olmayıp, gerçekleri ortaya koyma gayreti var. O nedenle bilim tarihçilerinin bu konulardaki değerlendirmeleri bu hususlara net açıklık getirecektir. Prof. Dr. Mehmet Doğan’ın güzel bir çalışması olan “Bilim ve Teknoloji Tarihi” kitabı sayfa.19-20’e bakarsak aşağıdaki ifadeleri görürüz.

 

“Bilimin başlangıç yerlerini Mezopotamya, Mısır, Orta Asya, Çin, Hint merkezleri oluşturmuşlardır. M.Ö. 4000-1500 yıllarında bu toplumlarda astronomi, geometri, matematik ve tıp konularında çalışmaların yürütüldüğünü biliyoruz. Mezopotamya’da yaşamış olan Sümerliler başta matematik ve özellikle geometri, astronomi olmak üzere ilk bilimsel çalışmaları başlatmışlardır. Pisagor bağıntısını, Tales teoremi olarak bilinen benzer üçgenler teoremini, dik açıları, dik üçgenleri ve bunlar arasındaki bağıntıları Öklit’in kitabını yazmasından 1700 yıl önce biliyorlardı. Bunların ispatlarını da yapmışlar ve kil tabletlere de aktarmışlardı…

 

Kaynaklar; geometrinin önce Mısır'da başladığını, Yunanlıların geometriyi Mısır’dan aldıklarını belirtmektedir. Yunan tarihçi Herodot’un bu konudaki görüşleri ise şöyledir. Herodot, geometrinin eski Mısır'da başladığını ve arazi ölçüsü ihtiyacından doğmuş olduğunu belirtir. “Yunanlılar, Mısır yörelerini uzun yıllar dolaşmışlardır. Bu yöreleri ilk dolaşan ve Eski Yunan'ın ilk bilgini Thales’tir. Thales'ten sonra Pisagor'un ve Öklid'in bu yöreleri uzun yıllar dolaştıkları tarihi bir gerçektir. Bu bilginler, buralardan geometri bilgilerini almışlar ve kendi ülkelerine götürmüşlerdir.”

 

Bu konunun tartışmasız otoritesi olan uluslararası öne sahip Prof.Dr. Aydın Sayılı’nın “Mısırlılarda Mezopotamyalılarda Matematik, Astronomi ve Tıp” kitabında şu ifadeyi görüyoruz. “Özellikle Tales ve Pisagorculara mâl edilen teoremler ve geometrik bilgiler uzun yıllar önceden Mezopotamya’da biliniyordu ve tabletlere yazılmıştı.

 

Senin konuna geçmeden önce şunu netliğe kavuşturalım, şöyle mi denilmek isteniyor. Yunanlı matematikçilerin buldukları denilen teoremlerin hemen hemen hepsini zaten daha önceki toplumlar ortaya koymuştu. Yunanlıların ortaya bir şey koymadıkları ve bunlarının kendileri yapmış gibi sahiplendiklerinimi anlatılmak isteniyor? Eğer öyleyse bunların daha net anlaşılır delillerine ihtiyaç var.

 

Daha önce de söz konusu ettiğimiz gibi genelde bilim tarihçileri batı merkezci ve bencil bir anlayışla hareket etmektedir. Bu nedenle mevcut olan gerçeği değil, kendi hayal ettikleri, olmasını istedikleri hakim anlayışı ortaya koyma olduğundan, tüm olayları bu bakış açısıyla ele almaktadırlar. Bunun en bariz örneklerinden biri de matematik tarihi konusunda sürdürülen yanlış iddialardır. Bilim tarihçileri çok uzun süre Öklid’i, Pisagor’u, Talesi’i matematik’in ilk teorem kurucuları, üstatları olarak sundular ve ısrarla önceki toplumlardaki matematiksel buluşları ve gelişimini yok saydılar. Ancak öne sürdükleri tezin yanlış olduğu, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan kil tabletlerin ve papürüslerin okunması sonucu ortaya çıktı.

 

Yok kazı yapılmış da, papürüs çıkmış da, hep hikaye…

 

Bu senin görüşün, bu konuda Koç üniversitesi matematik bölümünden Prof.Dr. Ali Ülger’in “Matematiğin Kısa Bir Tarihi- Mısır ve Mezopotamya Matematiği” makalesi sanırım daha açıklayıcı olacaktır. “Mısırlılar yazıyı papirüs denilen saz bitkisini düzenleyerek üzerine yazıyorlardı. Rhind papirüsü Mısır’da kazılarda bulunmuş M.Ö 1650 yıllarına ait matematik öğretmek için yazılmış 5.5 m uzunluğunda 35 cm genişliğinde bir kitaptır. Giriş kısmında, kesirli sayılarla işlemleri öğretmek gayesiyle verilen birkaç alıştırmadan sonra, çözümleriyle 87 soru verilmektedir. Bu sorular, paylaşım hesabı veya bazı geometrik şekillerin alanını bulmak gibi, insanların günlük hayatta karşılaşabileceği türden soruları ele almaktadır. Bu kitap şu anda İngiltere’de British Museum’da bulunmaktadır… (Müzenin kendi internet sitesinden bu papürüsle ilgili görüntü ve bilgilere ulaşma imkanı bulunmaktadır. Ayrıca bu papürüs zaman zaman farklı yerlerde sergilenmektedir.)

 

Bir diğeri ise Moskova müzesinde bulunduğu için Moskova papirüsü diye bilinen ikinci papirüs de M.Ö. 1600’lerde yazılmış bir kitapçıktır. Bu papirüs 25 soru içermektedir. Bu sorular, ikisi hariç, Rhind papirüsündeki sorular türündendir…

 

Mezopotamya Matematiğle ilgili olarak yukarıda adı geçen papirüslerden çok daha fazla yazılı belge bulunmuştur. Bunun nedeni, Mezopotamyalıların yazı aracı olarak kil tabletleri kullanmalarıdır. Yapılan kazılarda yarım milyondan fazla tablet bulunmuştur. Bu tabletlerin önemli bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. Diğerleri de dünyanın çeşitli müzelerindedir. Bu tabletlerin, şimdiye kadar incelenmiş olanlarının içinde, 500 kadarında matematiğe rastlanmıştır.” (Bu tabletler İstanbul Arkeoloji müzesinde sergilenmekte olup, bunları görmek mümkündür.)

 

Bu konuda Prıncetion Üniversitesi tarafından yayınlanan ve editörü Victor J. Katz olan “Mısır, Mezopotamya, Çin, Hint ve İslam Matematiği” kitabıda bu konularda fikir verici olabilecek bir kaynaktır.

 

Sonuç olarak, Yunanlılara mâl edilen bilgilerin onlardan önce bilindiği ispatlanmıştır. Bu şekilde son derece açık deliller ve kaynaklar olmasına rağmen bugün halâ ısrarla bu gerçek kabul edilmemekte ve eski kabul sürdürülmektedir.

 

Doğrusunu söylemem gerekirse bütün bunlara rağmen yine de bunları kabul edemiyorum.

 

Haklısın sanırım aldatılmanın etkisi olsa gerek. İnsanın alışkanlıklarını ve inanışlarını terk etmesi de zordur. Ayrıca Yunanlılardan önceki toplumların yazılı belgeleri mevcut, Müslüman-Türklerin Yazdıkları kitabların orjinalleri mevcut, ancak Yunanlılara ait neredeyse bir tek orjinal belge bulunmamakta, hiç bir bilim tarihi uzmanı çıkıp işte bu da Yunanlıların yazdığı orjinal kaynak eser diyememekte. Olanlar ise onlara ait olduğu kabul edilen başkaları tarafından yazılmış kitaplar.

 

Bu kadar açık ve net hususu burada daha fazla uzatmayalım da bizim esas konumuz olan Müslüman-Türklerin Matematiğe katkıları neler olmuş, ona bakalım.

 

Her halde bu da haftaya kaldı.

 

 

 

 

 

Ertuğrul ASİLOĞULLARI

Öğretim Görevlisi-İnşaat Yüksek Mühendis

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz