“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

BUNLARI BİZ İCAT ETTİK TARİHİ GERÇEKLER-8

 

 

 

Bilimin Antik Yunan kaynaklı olmadığı iddiasının dayanağını sormuştum, cevabını bekliyorum.

 

Sorunun cevabı için kaynaklara bakarsak, konuyla ilgili net bir fikir ortaya çıkacaktır. İşte çok az bir kısmını buraya alabildiklerim.

 

Türkiye’de bu konuda belgeye dayalı çalışmalar yapan A. Ü. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyelerinin “Bilim Tarihine Giriş” (Prof. Dr. S. Tekeli, Prof. Dr. M. Dosay 1999 s.19) kitabından:

 

“Hellenik Çağ’da bilimsel gelişmenin kaynağı Hellenler değil Fenike, Mısır, Anadolu ve Filistin uygarlıklarının Ege’de buluşmasından kaynaklanmıştır. Hatta İran’da Zerdüşt, Hindistan’da Buda, Çin’de Konfiçyus da bu sürece etki etmiş, Mezopotamya ve Mısır uygarlıkları da Yunan’a büyük katkı sağlamışlardır.”

 

Yine çalışmalarıyla dünyanın sayılı bilim adamlarından bilim tarihçisi Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın bu husustaki görüşü:

 

“Bilim bir mucize eseri olarak Yunanlılar arasından çıkmayıp, geçmişi daha önceki uygarlıklara kadar uzanmaktadır. Özellikle Tales ve Pisagorculara mal edilen teoremler ve geometrik bilgiler uzun yıllar önceden Mezopotamya’da biliniyordu ve tabletlere aktarılmıştı” (Mezopotamyalılarda Matematik, Astronomi ve Tıp Prof Dr. Aydın Sayılı Türk Tarih Kurumu)

 

R. Briffault’un kitabından:

 

“Yunanlıların astronomi ve matematiği hiçbir zaman tam olarak Yunan kültürünün iklimiyle oluşmamış ithal bilim dallarıydı. Sabırlı araştırma yolları, detaylı ve uzun gözlemler, deneysel sorgulama gibi kavramlar Yunan mizacına tamamen yabancı kavramlardı. Avrupa’da bizim bilim dediğimiz bu ruh ve metotlar batı dünyasına Müslümanlar tarafından sokulmuştur.” (İnsanlığın Gelişimi Robert Briffault s.191)

 

Yine konuyla ilgili başka bir kitaptan:

 

“Bilim tarihi maalesef Sümerlilerle değil eski Yunan ile başlatılır. Avrupalıların Yunan mucizesi ile ifade ettikleri bir mucize yoktur, sadece elit düzeyde deneye dayanmayan teorik serbest tartışma vardı.” (Bilim ve Teknoloji Tarihi Prof Dr. Mehmet Doğan s.14)

 

Kapsamlı bir araştırma kitabından:

 

“Greklere eski ve bilge bir ata bulmak gerekmiş ve böylece doğunun antik medeniyetleri model olarak alınmış ve Greklere adapte edilmiştir. (Roderick Beaton-David Rick The Making of Modern Greece s.40)

 

Yunanca bir kaynaktan:

 

Yunan kimliğinin yaratılmasında en önemli gelişme tarihin Helenleştirilmesi-Yunanlaştırılması ile gerçekleşti… Böylelikle Yunanlıların Antik Yunanlıların torunları olduğu tezi açıkça benimsenmiş ve etnik kimliğin tarihin içinde sürekliliği sağlanmıştı. (Elli Skopetea, To Protipo Vasileiokai Megali İdea s.171-175)

 

Avrupa’da Yunan tezlerine karşı en ciddi etkiyi yapmış araştırmacı fikir adamı Prof. Dr. Jacob Fallmerayer’in Doğudan Fragmanlar adlı eserinden (s.9-11) görüşleri:

 

Slavların erken yayılmacılığı sırasında Poloponese kadar eski Yunan nüfusunun tamamının kökünün kazındığını ve yerlerine slavlar tarafından doldurulduğunu tezini savunarak tarihte gerçekte bir Yunan milletinin olmadığını ve şimdiki Yunanlıların da Antik Yunanlıların devamı olmadığı tezini argümanlarıyla ortaya koyar.

 

Fallmerayer devam eder. “Yunanlıların bilim adına fazla bir şeyleri yoktu, Dünyayı irili ufaklı bir sürü doğa üstü kuvvetlerin yönettiklerini sanıyorlardı. İlk ortaya koydukları efsaneler masallardan ibaretti... Yunanlılar soyut düşüncelerden hoşlanıyor ve pratik problemlerle çözüm aramak yerine doğa felsefesi yapmayı yeğliyorlardı.”

 

Bilim tarihine damgasını vurmuş Columbia Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. George Saliba, (İslam Bilimi ve Avrupa Rönesansının Oluşumu s.17) eserinde ise önemli noktalara dikkat çeker.

 

“İslam medeniyeti veya biliminin genel tarihçesi üzerine yazılmış çoğu kitapların yazarlarının hemen hemen hepsi temel bir anlatı üzerinde anlaşmışlardır. Bu klasik anlatıdır. Bir çok yazar bu altın çağın antik Yunan’ın ve diğer toplumların görkemlerinin yeniden canlandırılmasından başka bir şey olmadığını iddia eder. Ancak hiç kimse İslam dönemi bilginlerinin yeni bir bilim tarzı ortaya çıkardığından ve ellerine geçen Yunan metinlerinin aslında yetersiz, eksik ve çelişkilerle dolu olduğunun farkına vardıklarından söz etmeye cesaret edemez… Klasik anlatı İslam bilimini bilinçli olarak atlayarak tüm bilim ve felsefenin başlangıcını Grek-Romen mirasına bağlamaktadır”

 

 

Sanırım bu kaynaklar cevap için yeterli olmuştur.

 

Peki o zaman, bilimin temel kaynağı neresidir?

 

Bizim de esas gelmeye çalıştığımız yer burası. Önümüzdeki ay kaynaklara bakarak bu soruya cevap arayalım.

 

 

 

 

 

Ertuğrul ASİLOĞULLARI

 

Öğretim Görevlisi-İnşaat Yüksek Mühendisi

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz