“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

BUNLARI BİZ İCAT ETTİK - TARİHİ GERÇEKLER-7

 

  • Geçen hafta Yunanlıların felsefeye bile katkılarının bulunmadığı Platon’un (Eflatun) ortaya koyduğu fikirlerin tamamına yakınının kendisine ait olmadığı ve yazdığı söylenen eserlerinin de gerçekte bulunmadığı konusuna açıklık getirilmesini istemiştin.

 

  • Evet, seni merakla dinliyorum.

 

  • Konuya bu hususlarda yapılmış önemli bir çalışmayla başlayalım.

 

           “Sokrat öncesi filozofların hiçbirinin ne bir yapıtı ne de herhangi bir yazısı tam olarak elimize geçmemiştir. Durum böyleyken bu adamların batının ilk felsefi düşüncelerini ortaya atmış olsalar bile etkilerinin bugüne dek sürmesini hatta bugün bile oldukça güçlü bir biçimde duyulmasını açıklamak güçtür… Thales eski dünyanın yedi bilgesinden biriydi şeklinde ifade edilir. Ancak Thales’in nasıl bir felsefi öğreti geliştirmiş olduğu belli değildir.

 

Felsefi bir yazısı olup olmadığı da bilinmiyor. Doğa felsefecisinin ana düşüncesi olarak gösterilen fikirlerinin de ondan sonraki filozofların düşüncesi olduğu görülmüştür… Sokrat yazılı hiçbir şey bırakmamıştır, sokakta diyalog şeklinde tartışmaları vardır… Platonda yazılı birkaç mektubun dışında bir eser vermemiştir.” (İlk çağ felsefesi H.J.Storing, sayfa 190-244)

 

  • Platonun fikirlerinin kaynağını belirtecektin?

 

  • Bu konuyu ortaya koyan felsefi çalışmalarıyla eserler vermiş Mehmet Ali Ayni (1991) “Tasavvuf Tarihi” kitabında, Akademisyen Kamıran Birand “İlkçağ Felsefe tarihi”,  “Yasalar”  çevirisinde Candan Şentuna –Saffet Babür, “Devlet” çevirisinde Sabahattin Eyuboğlu-M. A. Cimcoz’ün ortak görüşleri Platon’un bu mistik görüşleri Mısır’a gittiğinde buralardan aldığı yönündedir. (Doç. Dr. Cevdet Kılıç, Uluslararası Sosyal Araştırmalar dergisi sayı 33)

 

  • Şu felsefeye katkı konusunu atlamayalım.

 

-Yine J. Storing’in kitabından devam edelim, yazarın bu konudaki tespitleri…

 

“ M.Ö. 6 ve 5. yy’da felsefi dönemdi. Birbirleriyle çelişen ve herkesin ben haklıyım-doğruyum dediği bir dönemde sofistler ortaya çıktı. Sofistler, Yunanlılar Persleri yendikten sonra Atina’da zenginler ve güçlüler sınıfını oluşturdu. Kendi görüşünü bir seçkinler topluluğu halk ya da mahkeme önünde konuşarak en inandırıcı biçimde ortaya koyan ve en iyi savunan kimse haklı görünüyordu.

 

Bu gereksimi sofistler karşıladılar, sofistler gezgin öğretmen olarak kentten kente dolaşırlar, para karşılığı güzel konuşma sanatında öğrencilerini eğitirlerdi. Yeni bakış açılarıyla da o güne kadar ki tüm değerleri sarsmaya başladılar.

 

Belirli bir durumda haklı olan kimse kesin olarak açıkça belirlenemiyorsa o zaman önemli olan kimin haklı olduğu değil, kimin haklı göründüğüydü ve haklı görülen kişi de kendi görüşünü en güzel ve en inandırıcı biçimde konuşarak başarıyla savunan ve kabul ettiren kişiydi.

 

Bu çıkarcı ve kuşkucu yaklaşım ahlak konusuna da yansıdı. Böylece sofistlerin elinde iyi konuşma sanatı bir inandırma değil, bir kandırmaca aracı olarak gelişti. Herkesi gözeten yan tutmayan yasalar geçersiz ve yanlıştı, yalnızca güçlünün gücü, yetenin yasası geçerli olmalıydı. (a.g.e. sayfa 222-225)

 

Bir felsefeci öğretim üyesiyle devam ediyoruz.

 

“Antik Yunan’ın bol bol felsefe yaptığını biliyoruz. Bu dönemde nüfusun yarısı köleydi ve köle olmayanların çalışması ve iş yapması hoş karşılanmazdı, bu nedenle Yunanlılar meydanlarda hem içer hem de günlerce tartışırlardı. Amaç bir konuyu sonuçlandırmak, onunla ilgili doğruya ulaşmaktan ziyade karşıya fikrini kabul ettirme ve üstünlük sağlama şeklindeydi”  (Prof. Dr Ahmet İnam ODTÜ Felsefe Böl.)

 

  • Olur mu canım, Yunan felsefesini nasıl yok sayarsınız.

 

  • Felsefeyle ilgili tartışma bugünün değil, binlerce yılın bir tartışmasıdır yani daha başlangıçta buna itirazlar başlamış ve bugüne gelinmiştir. Bu tartışmalar bizim değil, uzmanların yapacağı konular. Ancak küçük bir bilgi sonrası başka konuya geçelim. Felsefenin Yunanca anlamı bilgiyi ve bilgeliği seven demekmiş hatta en değerli şey olarak görmekmiş.

 

  • Ne güzel işte bilgiyi sevmek, bilgeliği sevmek ne var bunda?

 

  • Kelimeler güzel de bunlara yüklenen gerçek anlamları farklı. Buradaki anlayış, bilginin başkalarına üstünlük sağlama ve onları köleleştirme aracı olarak görülmesidir. Ayrıca Yunan felsefesi sorulara cevap bulma aracı değil, yeni sorunlar çıkarma aracı olmuştur. Bu anlayışı devam ettiren bugünkü batı, felsefe anlayışıyla hangi konuyu çözmüş ve insanların faydasına sunmuştur? İşte başta da belirtildiği gibi antik Yunan, felsefeye yalnızca felsefe yaparak katkıda bulunmuştur. Her neyse konuyu daha fazla uzatmayalım.

 

-Peki o zaman bilimin Antik Yunan kaynaklı olmadığının ispatı nedir?

 

 - Bunu da haftaya ele alalım.

 

Ertuğrul ASİLOĞULLARI

 

 

Öğretim Görevlisi-İnşaat Yüksek Mühendisi

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz