“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

SEVDAKAR KÜMESİNİN HAFTALIK AİLE RAPORU

 

2017 MAYIS AYI ORTAK EĞİTİM PLANI 1. HAFTA

 

KONUMUZ:“Kişilik eğitiminde ailenin yeri ve önemi” Aylık eğitim planımızın birinci haftasını okuyarak sohbetimize başladık.

 

Handan: “Aile, gençlerin bir birlerine bakıp da “çok parası var, çok da yakışıklıymış, çok güzel kızmış” diye kurulacak bir kurum değildir. Gençler şu an bunun gibi boş şeylerle aile kuruyorlar. Ama gelecekte onu nasıl bir hayatın beklediğini kavrayamıyorlar. Kavrayamadıkları için de yanlış evlilikler yapıyorlar. Evliliğin ne demek olduğunu aileler gençlere çok iyi anlatmalıdırlar ki gençler yanlış seçimler yapmasınlar. Evlilik; yemek yapayım, beraber vakit geçirelim, akşam olunca da çay içip film izleyelim gibi bir şey değildir. Meşru yollardan evlense de evlenmese de belli bir amaç doğrultusunda bir araya gelinmediyse evlilik hiçbir şey ifade etmez. Meşru yoldan olan evlilik biraz daha saygındır o kadar. Onunda içi boştur, bir amaç olmayınca. Boş olan yerden de boş çocuklar meydana gelir. İşte öncelikle evlilik kurumunun nasıl oluşması gerektiğini, hangi temeller üzerine kurulması gerektiğini öğrenip ona göre evlilikler yapılacak ki temeller sağlam olsun.

 

Sağlam temeller üzerine kurulan evliliklerde zaten toplumun huzur kaynağıdır. Hadi sevdin, evlendin. Hiçbir ortak değerin yok. Sonra ne olacak? Ayrı ayrı pencerelerden bakan iki insan bir araya gelince neyi konuşacak, neyi paylaşacak? Ne uğruna çaba gösterip, ne uğruna yaşayacak? Düşünsenize ne kadarda boş bir hayat. Hayal ettiğimde bile içim kararıyor. Biz gençler çok bilinçli olmalıyız. Toplumun temeli ailelerdir. Ailenin temeli de biz genç kızlardır. Bizler ne kadar bilinçli olursak, toplum o kadar sağlam olur. Onun için eğitimimize çok sıkı dikkat etmeliyiz.”

 

Aybüke: “Okuldaki eğitim kitabımızda aileler bölümlere ayrılmış. Demokrat aile, otoriter aile, izin veren aile. İzin verici aile, kural koymayıp gelişi güzel yaşıyor. Tutarsız ailelermiş. Otoriter aile çocuğunun düşüncelerine önem vermeyip kendi doğrularını uygulatmaya çalışan ailelermiş. Demokratik aile ise tutarlı, sevgisini hissettiren, gerektiğinde ceza veren, güven verici ailelermiş. Adı ne olursa olsun önemli olan ailenin duruşuna göre çocukların şekillendiği gerçeğidir. Yani aile neyse çocuk da o oluyor. Tutarlı ailenin çocuğu tutarlı, gelişi güzel yaşayan ailenin çocuğu ise gelişi güzel oluyor. Çocuk aileden ne aldıysa onu etrafa sunuyor. Aileler çok bilinçli olmalı. Çocuklarının cebine para koymayı düşündükleri kadar kalplerine insanlık değerlerini koymayı düşünmelidirler. Önemli olan kalpte yaşananlardır.”

 

Babamız,işi dolayısıyla aramızda yoktu.

 

Annemiz:“Sizler geleceğin temellerisiniz. Aile zaten insanlık değerlerini bir sonraki nesillere nakil etmek için kurulur. Efendimizden (sav) öğrendiğimiz güzelliklerin değerini size öğretmek ve göstermek için aile kurumlarını kurduk. Ailenizden aldığınız değerlerin kıymetini fark edip, bunları yaşatıp sonrada çocuklarınıza nakil etmekle sorumlusunuz. Bu sorumluluğunuzu yukarıda söylediklerinizden de anladığım gibi en iyi şekilde yapacağınıza inanıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.”

 

İlmihal işlendi, Kur’an okundu.

 

SEVDAKAR KÜMESİNİN HAFTALIK AİLE RAPORU-2. HAFTA

 

KONUMUZ:“Ailede Annenin Sorumlulukları” aylık eğitim planımızın ikinci haftasını okuyarak sohbetimize başladık.

 

Handan: “Allah (c.c.) anneye inanılmaz yetkiler vermiş. Yetkilerini gördükçe iyi ki de erkek olmamışım diyorum. Dışarıdan kadın sanki pasif bir rol üstleniyormuş gibi gözüküyor. Hâlbuki gizli kahraman ailenin temeli, annelerdir. Anne ne ise, çocuk da baba da aynı oluyor. Anne neyi sevse çocuk da onu seviyor. Ailede babaanneler neden annanneden daha az sevilir? Çünkü anne babaanneyi annesinden daha az severde ondan. Anne neyi sevse aile efradına da onu sevdiriyor. Annenin yetkileri arasında hamilelik gibi bir yetkide var. Bu inanılmaz… Çocuğu hamur gibi yoğurup sanki şekillendiriyor. Erkek ne kadar iyi olursa olsun çocuğun kişilik temellerinde rolü oldukça az. Anne hamileyken kişilik temellerini atıyor. Annenin bir yetkisi de evdeki huzur anneye bağlanmış. İsterse aile huzurlu, istemezse ailedeki herkes kan ağlıyor. Huzuru da çok basit bir yöntemle tedarik edilebiliyor. Eşini kalben kabul ederek... Eşini kalben kabul eden hanımın evi cennet bahçesine dönüşüyor. Böylelikle de ev gül bahçesi oluyor. 

 

Aybüke: “Handan’ın dediği gibi hanımın birinci vazifesi eşini kalben kabul etmektir. Eş evde sevgi ve saygıya doyacak. Kabul ihtiyacı doyan eşin kafası rahat olacak ki kendini yetiştirme derdine düşebilsin. Kadın eşinin hoşa gitmeyen yanlarını kızmadan merhametle karşılayacak, sonra da onu alıp yukarılara çıkaracak. Kızan, küsen, kendinden haberi olmayan kadının kendinde ne olur ki eşine verebilsin? Kadın, anne olarak erkeğin ilk mürşididir. Bunu hiç unutmadan hal ve hareketlerine dikkat edip güzel örnekliklerde bulunacak. 

 

Babamız,“Aramızda yoktu.”

 

Annemiz:“Evet, kadının ilk ve en önemli vazifesi eşini kalben kabul etmektir. Bu kabulün içinde öyle sırlar gizlidir ki, bunları anlatmaya kâğıtlar-kalemler yetmez. Biz birazını anlatmaya çalışalım. Kadın, eşini kalben kabul ettiği zaman, eşler arasında görünmez ama hissedilen bir sevgi bağı kurulur. Bu sevgi bağı saygıyla da taçlanırsa bu bağ daha sağlam olur. Seven insan kusur görmemeye başlar. Hatalar kapatılır, eşler birbirlerinin gönlünü fethetmek için adeta yarışırlar. Bu yarış çocukların gözünden kaçmaz. Anneye bakar, babayı sever. Ne olur, çocuklar sevdikleri ve beğendikleri anne ve babalarının inançlarıyla şekillenmeye başlarlar. Bunun tam tersi olsa ne olur? Sürekli birbirlerinin eksik ve kusurlarını dile getirirler. Çocuk, iyi bir gözlemcidir. Annesine bakar “babamın ne çok kusuru var” der. Babasına bakar “annemin ne çok kusuru var” der. İkisini de beğenmez. Beğenmeyince de ne olur, anne ve babasının vermeye çalıştığı güzellikleri alamaz. Kim beğenmediği bir insan gibi olmak ister ki?

 

Aile çırpınır durur ki çocuğa bir şeyler öğreteyim ama nafile. Çocuğun bir kulağından girip öbür kulağından çıkar. Çocuğu tarafından beğenilmeyen anne ve baba çocuğuna hiçbir şey veremez. Onun için ailede öncelikle sevgi bağı kurulacak. Tabi bunu kuracak yegâne isim anne. Babayı kalben kabul eden imanlı bir annenin ikinci görevi başlar. Eşini ve çocuklarını Eğitimci sahibi yapmak... İmanlı kadın bilir ki kişilik eğitimine önem veren insan, tüm etkilerden kurtulup hesabı sadece vicdanına veren biri olur.

 

Onun içinde ikinci görev olarak, tüm aile bireylerinin eğitime önem vermeleri için uğraşır. Bunu başarmak için en büyük görevin kendine düştüğünün de farkındadır. Çünkü o eğitimcisinin temsilcisidir. İyi veya kötü tüm sözlerin ustasına gideceğini çok iyi bilir. Rabbinden aldığı emanetleri eğitimcisine sağ salim ulaştırma derdindedir. Bunun içinde hareketlerine azami derecede dikkat eder. Eşinin ve çocuklarının sevgisini ve güvenini sarsmaz. Ciddiyet küpüdür. Eşi ve çocukları onun tek bir ilkeyi ihlal ettiğini dahi göremez. Bu ciddiyet, tüm aile bireylerini fetheder ve tüm aile bireyleri insani değerlere âşık olur. Rabbim insanlığımızın değerini anlayan mürşit sahibi insanlar eylesin her birimizi. Amin..

 

İlmihal işlendi, Kur’an okundu.

 

GÜNANA AİLESİ

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz