“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

SILA KÜMESİ OCAK AYI AİLE RAPORU

 

Algı, insanın hayata bakış açısıdır. Olayları, geçmişi, geleceği ve şu anı algılarımıza göre değerlendiriyor ve yorumluyoruz.

 

En büyük sıkıntılarımız ise algılarımızın nasıl oluştuğu ve kimler tarafından yönetildiğidir.

 

Algılarımız, eğitim planında anlatıldığı gibi çevremiz, ailemiz ve yaşantılarımızın etkisiyle oluşuyor. Biz bu bozuk algıya sahip oldukça, algılarımıza dışarıdan birisi tesir etmiş yahut etmemiş çok bir önemi kalmıyor. Yanlış algılarımız zaten bize hayatı kötü pencerelerinden izlettiriyor. O zaman biz algımızı; eğitimcimiz ve fikrimiz doğrultusunda oluşturmaya gayret edip algılarımızın ipini kendi elimize almamız gerekiyor.

 

Peygamberimizin (sav) köpek leşindeki güzel dişi görüp takdir etmesini sağlayan hayat algısına sahip olmak için çalışmamız gerekiyor. Aksi halde kendimizi zorlayarak güzellik bulamayız.

 

Kin ve nefret duyunca; fikir, din, eğitim gibi kavramlar ve bu kavramların getirdiği değerlerin büyük kısmı rafa kalkıyor, kin ve nefret duygusu içimizi yiyor.

 

Kin ve nefret elimizden sağlıklı düşünme yetimizi aldığı için gereklileri göremiyor, yapılması ve yapılmaması gereken şeyleri birbirinden ayırt edemiyoruz.

 

Bütün bunları yaşamamak için kendimizi sürekli takip edeceğiz. Kendimizi başıboş ve sahipsiz bir varlık gibi görmeyeceğiz. Algımızı oluşturacak fikirlere sahip olmak için aklımızı bu fikirle, eğitimle ve eğitimcimizle dolduracağız. Bu konularda fikir sahibi olamazsak algılarımıza tesir etmemiz çok zor.

 

Kalbimizi toplumun değil, Allah’ın (C.C.) önem verdiği değerlerle dolduracağız ki algılarımız özümüze uyumlu olsun. Aksi takdirde hayatımızı fark etmeden maddi değerler üzerine bina ederiz.

 

Böyle bir eğitimcimiz ve değerler eğitimimiz olmasa, Allah korusun bu ulvi değerlerden bihaber yaşardık, inşallah bu değerleri dilimizden kalbimize indirenlerden oluruz.

 

Bakış açımıza göre herkesin yapması gereken şeyleri bir film senaristi gibi kafamızda kuruyoruz. Elbette hayat bizim yazdığımız gibi değil, görünmez ve güç yetmez bir sonsuz irade tarafından şekilleniyor. Biz ise yazdıklarımıza öyle bir inanıyor ve kendimizi kaptırıyoruz ki gerçekleri görmüyor, eleştirmeye ve kızmaya hatta bunalımlara varan ruh hallerine giriyoruz.

 

Aslında eleştiri güzel bir kavram, bir olaya farklı açılardan bakıp eksiklerini tamamlamak için kullanılan bir yöntem ancak biz maalesef ki eleştiriyi beğenmediğimiz ve bizden olmayan insanları, olayları yerden yere vurmak için kullanıyoruz. “Öz eleştiri” yaparak kendi eksiğimizi görüp gayretlenip harekete geçmemiz gerekirken biz öyle bir öz eleştiri yapıyoruz ki yaptığımız güzelliklerden dahi içimiz geçiyor.

 

Kin ve nefretin şurubunu bırakıp muhabbetin şerbetinden içenlerden olma azmi  vedileğiyle…

 

Selman & Esma CANDEMİR

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz