“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

Ya İstiklal Ya Ölüm

 

 

Karar mekanizması Yüce Allah'ın biz insanlara bahşettiği öyle bir özelliktir ki, bu güdümü kullanarak dağları bağ, zehiri şeker, olmazı olur yapabiliriz. Irmaklar öyle gelişine akar ha akar. Nasıl ki akan ırmaklardan enerji üretmenin tek yolu yapacağımız barajlar ile akan bu suyu kontrol altına almak ise, yine aynı şekilde dağınık olan insan düşüncelerini ve enerjisini kontrol altına alıp kesin bir hedef noktasında kanalize etmenin yegane yolu ise kişinin alacağı kesin kararlardan ve bu kararları hayatı pahasına dahi olsa uygulama kabiliyetinden geçmektedir.

 

İşte kısaca bahsini ettiğimiz bu ulvi insanik güdümün aynı şekilde milyonlarca insandan müteşekkil toplumların da bağımsız, hür ve gür şekilde mevcudiyetlerini devam ettirme noktasında mihenk taşı olabilme vasfı da vardır. Bunun en net ve güzel örneği ise Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma isimli vapurla 9. Ordu müfettişi olarak Samsun'a çıkmasıdır. Tabiri caizse, denilebilir ki, Mustafa Kemal Samsun'a ilk adımını attığında tam bir karar küpü idi. Ne yazık ki en milliyetçilerin bile "kurtuluş ümidimiz bitti, ne yapalım buraya kadarmış, varlığımızı ancak Ecnebi bir devletin varlığı altında devam ettirebiliriz" dediği bir ortamda; Mustafa Kemal Paşa, Türk Milleti'nin tam bağımsızlığına olan kesin kararı ve sarsılmaz imanı ile, "Ya İstiklal Ya Ölüm" demesini başarabilmiştir.

 

Biz Örgünöz Fikir Sisteminden öğreniyoruz ki, kesin karar sahibi olmak öyle kuru bir laf ile olacak bir mesele değildir. Kesin karar sahibi insan her ne konuda kesin karar verdi ise o alanın zahiri gereklileri her ne ise harfiyen yerine getirir. İşte Musatafa Kemal de tam bir kesin karar abidesi olduğu için, 19 Mayıs tarihinde Samsun'a geçerek Türk Bağımsızlık Ateşini yakmadan önce  hayati öneme sahip hazırlıklar yapmıştır. Bu önemli hazırlıkları özetle sıralayacak olursak: Daha Suriye'de 7. Ordu Kumandanı iken İstanbul'daki Kabinenin kurulması aşamasına Sultan Vahideddin'e yolladığı telgrafla müdahil olmuş, kendisine, yeni Başbakan Ahmet İzzet Paşa tarafından, barış zamanında verilebileceği söylenen Harbiye Nazırlığı görevine, bilakis kendisinin en hararetli zamanda bu görevi alıp Vatanını ve Milletini bu savaş halinden sağ salim çıkarmak istediğini, yoksa barış zamanı böyle bir göreve talip olmadığını İstanbul'daki yeni hükümete bildirmiştir.

 

Bu çabalarının bir sonuç vermediğini gören Mustafa Kemal 13 Kasım 1918 tarihinde olaylara bizzat müdahil olmak için Başkent İstanbul'a gelmiştir. Mustafa Kemal'in Türk Milleti'nin bağımsızlığına olan kesin inancını ve bu doğrultudaki kesin kararını gösteren ifadesi işte bu tarihte ifade edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım tarihinde İstanbul'a vardığında İtilaf Devletlerinin 55 tane dev savaş gemisini İstanbul Boğaz' ında gördüğü zaman, o vakur ve keskin tavrıyla Yaveri Cevad Abbas'a dönerek şu akkılara kazınacak ifadeyi ortaya koymuştur: "GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER".

 

Mustafa Kemal İstanbul'a geldiğinde çok ilginç bir hadise yaşanmıştır. O sırada Türk Milleti'nin menfaatleri doğrultusunda çaba harcayan bir diğer vatanperver olan başbakan Ahmet İzzet Paşa bir takım hadiseler karşısında zaaf göstermiş ve istifa etme kararı almıştır. Mustafa Kemal ise böyle kritik zamanlarda şahsi duygularla istifa etmenin doğru olmadığını, eğer Başbakan'ın kararlı bir tutum takınırsa, Sultan Vahidettin'in İzzet Paşa'nın milli menfaatler doğrultusunda aldığı kararları kabul etmek zorunda kalacağını beyan etmiştir. Bunun üzerine İzzet Paşa, Padişahı bu düşünceye kimin ve hangi sebebin getirebileceğini sual ettiğinde, Mustafa Kemal Paşa işte tam da bu ayki dergi konumuz olan kesin karar konusu doğrultusunda unutulmayacak bir ifadede bulunmuştur: "Bunu evvela sizin kesin kararınız temin eder ve müsade buyurursanız ben de bunu temin etmek için çalışırım."

 

Bu nasıl bir kesin bir karardır ki, dönemin Başbakanına Sultan karşısında Ülkesinin ve Milletinin menfaatleri için kesin kararlı olması noktasında net tavsiyelerde bulunuyor. 13 Kasım 1918 tarihi ile Milli Mücade Ateşinin o ilk kıvılcımının atıldığı 19 Mayıs 1919 tarihi arasında İstanbul'da bulunup canla başla çalışan Mustafa Kemal Paşa, hatta sırf Vatanını düşman işgalinden kurtaracak önemli siyasi pozisyona gelebilmek için Padişaha damat olmayı bile denemiştir, işgal altındaki başkentten bir şey çıkmayacağını anladığı zaman, yine her kesin karar sahibi insan gibi, kadere küsmemiş, şartlara boyun eğmemiş ve hedefi noktasında başka bir alternatif yol aramıştır. Ve bu doğrultuda yine kendi çabasıyla Sultan Vahidettin'den aldığı yetki ile Vatanı son düşman askerinden temizleyene kadar mücadeleye devam kesin kararı ile 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a vasıl olmuştur.

 

Mustafa Kemal Paşa'nın bu tarihten sonraki kesin karar mücadelesi ise bambaşka bir yazıya konu olacak kadar dillere destandır. Biz bu küçük yazımızda sadece şu önemli noktaya dikkat çekmek istedik: Mustafa Kemal Paşa öyle hop diye 19 Mayıs tarihinde Milli Mücadeleyi başlatmamıştır. Şu an bile huzur ve bağımsız bir biçimde Vatanımızda yaşamamızın en temel sebeplerinden birisi olan Kurtuluş Savaşımızın başlamasının yegane sebeplerinden birisi, bu yazımızda kısaca altını çizmeye çalıştığımız, Mustafa Kemal Paşanın gençlik yıllarından beri bu yüce Türk Milletinin tam bağımsızlığına olan kesin imanı ve bu doğrultuda ortaya koyduğu kesin kararı olmuştur.

 

O zaman bize düşen ise bu huzur ve barış ortamının değerini bilerek her ne meslek yapıyorsak orada göstereceğimiz kesin kararlarımızın neticesi olarak bu güzel Vatana ve şanlı Millete hizmet etmek olacaktır.  

 

Dr. Serkan Demirbaş

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz