Kişiliğimizi Şahsiyetlendirmek
Kişiliğimizi Şahsiyetlendirmek
Fedakar Annem
Fedakar Annem
Huzur Bahçemizde Ramazan
Huzur Bahçemizde Ramazan
Türk Milli Şahsiyetini Dünyaya Kabul Ettirmek İçin Yaşar
Türk Milli Şahsiyetini Dünyaya Kabul Ettirmek İçin Yaşar
Milli tarihimizin bilincine ermek, vatan ve millet şuuruyla dolu evlatlar yetiştirmek, Türk'ün öncü ve örnekliğini tüm dünyaya ispat etmek maksadıyla hizmete sunulmuştur. ..devamı
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 7061
Çoğul Ziyaretçi : 128326
İp Adresiniz : 38.107.191.90
İygder - Tipleri Tanıyalım - İnsan Tip
Gerçek İnsan

Dünya üzerinde olan her varlığın bir ismi vardır. Varlıklara muhakkak bir isim verilir... Dünya üzerinde olan her varlığın bir ismi vardır. Varlıklara muhakkak bir isim verilir. Verilen isim; varlığa has olan özellikleri ile o varlığı bilme, bulma ve tanıma kolaylığı sağlaması için verilir. Dünyamızda isimsiz bir varlık düşünmek mümkün değildir. Her varlık ismini doğal olarak alır.

 

İsimlendirme yalnız maddi varlıklar için değildir. Mesela; Zan diyoruz, ümit diyoruz, hayal diyoruz, korku diyoruz, cesaret diyoruz, sevinç diyoruz, samimiyet diyoruz, inanç diyoruz ve daha bir çok görünmezlere ve  yaşantılara da bir takım isimler vermişizdir. 

 

 Evet bu yukarıda saydıklarımızı maddi olarak görebilmek, ayrıca ölçüp tartabilmek karşısına geçip resmini çizebilmek mümkün değildir. Ama varlığı mutlak olan bu sıfatlara da elle tutulmasalar, gözle görülmeseler de birer isim verilmiştir.

 

Her şeye isim veren insan olduğu gibi, insana da isim veren yine insandır.

 

İnsanında bir ismi bir cismi vardır. İnsan denilen yüce yaratık da bu dünyanın bir parçası. Evet insanda bu dünyanın bir sevinci ve aynı zamanda bir derdi... Evet insanda bu dünyaya bir renk, bir değer katan yaratık. Evet insanda bu dünyanın bir tanıma, tanınma aracıdır. 

 

İsim verilir ki; varlıklar biline, tanına. İsim verilir ki; bir varlık diğer varlıklardan ayırt edile.

 

Her bir varlık kendi kendine isim almaz. Elmaya elma ismini koyan insandır. Ağaca, dağa, taşa, ota, kurda, kuşa her şeye ama her şeye ad koyan insandır. İnsana bile insan isim veriyor. Görünür, görünmez her şeye, insan isim takıyor.

 

İnsandan başka diğer varlıkları tanımak gayet kolaydır. Ama, sıra insanı tanımaya gelince mesele çok nazikleşir. Hatta insanı tanıma hayati önem kazanır.

 

Mesela; bir elmayı tanımayı ele alacak olursak, elma dediğimizin bir ağacı vardır. Çiçek mevsimi gelince beyaz çiçekler açar. Beş, on rengi, yirmi otuz kadar cinsi vardır. Velhasıl, bir elma üzerinde tanıma özelliği arz eden elli altmış kadar vasıf bulmak mümkündür.

 

 

Ama, iş insanı ismiyle, cismiyle tanımaya gelince bu o kadar kolay değildir... İnsanın değişen, değişmeyen, kırılan, bozulan, sevilen, sevilmeyen, hoşa giden, gitmeyen, iyi kötü, özden yüzden, sağdan soldan, anlaşılan anlaşılmayan, bilinen bilinmeyen binlerce on binlerce tanıma ve tanınma özelliği arz eden yönleri vardır.

 

İnsan bu... görünen şekli yönüyle ve görünmez, fakat yaşanan ruhsal ve duyumsal yapısıyla insan...

 

İnsan sadece şekilden ibaret değil ki; şekli yönüyle tanına.

 

İyi düşünelim, insanın şekline mi isim veriliyor, yoksa o şeklin içinde yaşayan esas varlığa mı? İnsan kendi fizik yapısıyla küçük gibi, fakat iç dünyasıyla çok büyük bir varlık, çok büyük bir alem...

 


İnsanı Tanımak Çok Önemlidir

 

Her varlık dıştan tanınır. Ama insan içten tanınır. İnsan kavun, karpuz gibi dıştan tanınmaz. Çünkü; esas insan, görünen insanın içinde ayrı bir varlık gibidir. İnsan görüp toka ettiğimiz insan, bizim tanıyacağımız esas insanın maskesidir. Tanıyacağımız insanı ona göre anlayalım.

 

Şu gerçek açıktır ki..... Görünür kısmına aldandığımız insan yüzünden tedirgin oluruz, nefretle yaşarız.

 

Gerçek insanı tanımadığımız, bilmediğimiz için, insanın görünen tarafını esas insan sanıyoruz. Bütün aksamalar ve aldanmalar bu noktadan başlıyor.

 


Görünmeyen İnsanı Nasıl Tanıyacağız?

 

Önce kendimizden başlamakla... Öyleyiz ki; görünen insanlığımız yemek yerken, görünmeyen esas kendimiz kavga ederiz. Görünen kısmımızla masanın başında rahat rahat yemek yiyoruz. Kim görse bizi “Evet bu kişi sofrasında rahatça yemeğini yiyor” der. Halbuki aldanmış... Niye... esas bizi karşıdakiler anlayamaz. Ama biz dikkat edersek kendi kendimizi iyi anlarız. Şimdi şu anda görünen kısmımla yemek yiyorum ama esas ben taa... bilmem nerede dövüşüyorum, yahut ta çarşıda alış-veriş ediyor veya birilerine söz yetiştiriyorum.

 

Onu kimse bilmiyor anlamıyor. Bilen anlayan benim. Ancak ben beni anlarım. Ben seçerim nerdeyim, kiminleyim ve ne yapıyorum. Belki de görünen kısmımla güleç yüz gösterirken esas kendim içerliyorum, ağlıyorum, kızıyorum.

 

Şu anlayışla kendimizi tanırsak, ilişkili olduğumuz insanları da aldanmadan tanıyabiliriz. Yanılıp ta kızgınlıklar, nefretler çukurunda çabalamayız.

 

İşte o zaman yani esas kendimizi tanıdığımız zaman elimizi yüzümüzü idare edeceğimize kendimizi idare ederiz. Elimizi yüzümüzü kendi olumumuzla bir göstermekle en azından mert kişiler sırasında yer alırız. Kendimiz mert kişi olarak yerimizi aldıktan sonra, bize kimse yutturamaz kendisini. Kendimizi tanıdığımız gibi muhataplarımızı da tanırız.

 

Görebiliriz şu zat maskesi olan fizik yapısını mı öyle gösteriyor, yoksa kendisi sağlamda fizik yapısını da sağlam gösteriyor. İki yüzlümü, yoksa hepsi hepsi bir tek yüzümü var?

 

Kendisini tanımayan, iki yüzlüye aldanır. İnsan da aldanmaya asla gelmez. Gelemez. Aldanınca dünyayı ters görmeye başlar.

 

Bizce insan aleminin baş problemi budur.

 

Ne kadar zarar görürsek, insanlara aldanmaktan görürüz. En azından faydalanılacak insandan faydalanamayız. Bu büyük zarardır. Zarar gelecek adama aldanırız, bu daha büyük zarardır.

 

Kendimizi iyi tanırsak aldanmayız. Aldanmak problemimizi hallettikten sonra hırçınlıklar kalkar. Birlik kurulur. Gönül ferahlığımız çoğalır. Direncimiz artar. Başarılar kaydederiz.

 

Hayatta kendisini tanıyan en önemli problemini halletmiş demektir.

 


GERÇEK İNSAN NASIL TANINIR

 

• İnsan iç dünyasına ciddiyetle eğilmesinden,

 

• Kişilik bilgisini öğrenmeye koşup kişiliğini yüceltmek hırsına düşmesinden

 

• Öğrendiği kişilik gereklerini kendi hayatında uygulamak çabasından,

 

• Eksikliklerini, samimiyetle kabul edip tamamlamaya çalışmasından,

 

• Şikayet ettiği beğenmediği olumları kendisinin yapmamasından,

 

• Beğenimli konuşmasından ve gayret verici olmasından tanınır.

 


KİMDİR GERÇEK İNSAN

 

• Şahsiyeti ve şerefi adına yaşayandır.

 

• Huzuru, refahı, mutluluğu namus bütünlüğü ile yaşamakta arayandır.

 

• Sözüne, işine, vaadine güven duyulan, en basit kimselerin bile en ufak bir işte güvenini sarsmadan yaşayan, herkesten içtenliğine, özdenliğine, ciddiyetine yani namus bütünlüğüne ait güven kazanmak derdinde olandır.

 

• Namus tamlığıyla şahsiyet sahibi olup şerefli yaşamayı içtenlikle önemli tutandır.

 

 

GERÇEK İNSAN

 

Benim şahsiyet kıymetim bana göre bütün dünyanın tümünden daha kıymetlidir, milyonlar, milyarlar benim şahsi şerefimin zerresini değmez diyen, insanı tek değer kabul edip insanlık şerefini kainatta her şeyin üstünde tutarak onu hiçbir şeye feda etmeden yaşamak azim ve kararında olan ve hiç sapmadan ciddiyetle bu çizgide yürüyendir.

 

Gerçeklik yolunda ciddiyet ve devamlılık esastır.

 

Kim şerefli insanlık hedefinin yolunda devamlı ise, kim söylediklerini kendinde uyguluyorsa, kim gerçekten kendini yetiştirmek çabasına düşmüşse odur gerçek insan... Ve ona güven duyulur.

 

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara