Bugün eğitimim açısından verimli bir gündü.Ne güzelmiş insanın kendine dönmesi…
Şunu fark ettim ki insan kendine dönünce yorulmuyor, zihin karışmıyor, tabi ki manevi rahatsızlıklar var ama, kendine dönüşlerde bir sadelik bir rahatlık var. Telaş yok bir tek senin sana ne dediğin önemli.
Ama dışa dönüşlerde telaş var, kaygı var, suçlama, sevgisizlik, zan, ne derler, elalem… Bütün bunlarda bizi yoruyor.
Kendime dönünce sevgiyi buldum orda, gerekeni yapacak gücü buldum.
Uyarmak kolaymış, uyarılınca çok da hoşuma gitmediğini gördüm.
Sonra baktım, eski alışkanlıkla uyarıldığım nokta aklıma geliyor. “Kusura bakma kardeş artık seninle ilgilenecek halim yok, ben içten dıştan uyarıyı aldım” diyorum.Gerekeni ustamla hallederiz.
Kendime dönünce, beni sevenleri ve benim kabul edip sevdiklerime karşı kuralları esnetebildiğimi, hatta unutacak kadar ileri gittiğimi gördüm.
Bir tarafta bir arkadaşım benim ne kadar güvenilir emin bir insan olduğumu anlatıyor. Tam bu sırada yanımdaki beraber sohbet dinlediğimiz arkadaşımda “bana daha önce söz vermiştin şunu getirmedin” diyor.
Anlatan arkadaşımda doğru söylüyor. Yanımdaki de doğru söylüyor. Güvenilirim ama tam değil. Güven taşları çok belki. Ancak şuan bizim yapımızda biri veya ikisi yerine oturmuş.
Hemen orda karar aldım, güven mücadelesine devam. Önce ben kendime güven vereceğim buda gene içli dışlı bir eğitim, güven alıp güven veriyoruz.
Dört göz bir arada olana kadar eminlik yarışına devam.
İnsani ilişkilerimde ön yargılı olduğumu gördüm. Görmemle birlikte iraden sana ait, sevgin sana ait, zanla değil biz tespitle yaşamaya and içtik. Üstün körü değil, olayı, şahsı durumu bir anlayalım, ne gerekiyorsa yapacak gücümüz var elhamdülillah.
Eğitimle kendime dönüyorum, ne kadar ezbere hareket ediyormuşuz. Kuralcılığı seviyorum ama gördüm ki bunu dışa uygulamak kolay gelmiş, bundan sonra kuralcılık bana, esneklik muhataplara.
Kendim için istemem ama yakınım için arkadaşımdan rahatlıkla arabasında yer isteyebiliyorum. Diğer bir arkadaşımıza “sen gençsin, annem binsin” diyebiliyorum.
O kadar rahatım ki; işte orda ben sen olmadığını, biz olduğunu görebiliyorum. Biz ne gerekiyorsa yaparız, o yaşlı misafir öncelik ona tanındı.
Arkadaşımın 3-4 defa arayıp “yağmur yağıyor, ne yapacaksınız? Nasıl geleceksiniz?” diye düşünmesi, “bekleyin gelip sizi alacağım” demesi.
Bizim yolumuz can kardeşliği yolu, arkadaşlarımızla attığımız her adım bizi hedefimize bir adım daha yaklaştırıyor. Arkadaşımın bu hareketi onu bu hedef istikametinde bizden bir adım öne attı.
Bakalım diğer ileri adımı hangi şanslı kardeş atacak.
Değer bilenle değer paylaşımı yapıldı.
Biz o yüce insana kendimizi yetiştirme çabamızı anlatmaktan, onunla paylaşmaktan hoşlanırız. Bunun nedenine baktığımızda çalışmalarımızın değerine değer katıyor. Hem de bana en iyi yol ve yön veriyor.
İnsanı insan eğitiyor. İnsan kendini her şeyiyle kabul eden bir insan arıyor. Bizler bulduk Elhamdülillah. Şimdide bizim ona itimat ve güven vermemiz gerekiyor.
Bizde günlük yaşantımızdaki mücadelelerimizde bunu başarmaya uğraşıyoruz.
Gerekeni fırsat bulduğum anda yapmak… Bakıyorum ki senin fırsat bulduğun an muhatabının en ihtiyaç duyduğu an. Gidiyorsun gönül alıyorsun, gönül almak yapımızda mevcut.
O yüzden has yapımızda bir şefkat taşı daha yerine oturuyor. Sevgimizi Allah (c.c) nin hiçbir mahlukatından esirgemiyoruz. Yolda kuyruğu kesik bir kedi görünce içim cızlıyor dua ediyorum. Sana bunu yapanlara Allah yardım etsin diye.
Evdeki herkesin durumunu görüyorsun, hepsini de idare edecek gücün var. Hatta genişliyoruz; komşumuz , akrabamız, bizim bütün insanlığı idare edecek gücümüz var.
ELHAMDÜLİLLAH…