| En Büyük Ahlak Tefekkürdür - iygder - 2011-10-30 20:17:36 |
22.10.2011 • Tanımadan inanmak muhaldir. İnanmak demek, tanımak, mukayese etmek, farklarını görmek ve onunla ilgili yüzlerce açıdan tespitin ve fikrin olması demektir. Mumla elektriği kıyaslarsın. Dersin ki elektrik mumdan iyidir. Ama mum yakmaya devam edersin. Ya da elektriği sadece aydınlanmak için kullanırsın. Bu da ezbere yaşamaktır. Fikir sahibi olan insan ise elektriği yüz yerde kullanır.
• En büyük ahlak tefekkürdür. Tefekkür demek, inceleyip araştırıp kesin fikir sahibi olmaktır. Elektriği tefekkür edelim. Isıtır, soğutur, aydınlatır, çalıştırır… Bak kaç açıdan kullanıyorsun. Öbürü de der ki elektrik her şeyi yapar ama sadece aydınlanmak için kullanır. İnsan doğruluğu, mertliği neden bırakıyor? Elektriğin tek açıdan bilinmesi gibi doğrulukta, mertlikte de fikirsizlik insanı doğru ve mert yaşatmaz. Onun için ilgilendiğin her alanda fikir sahibi ol. Yani çok açıdan tanı.
• Efendimizin her hadisi bir fikirdir. 50.000 tane hadis bilmen önemli değildir. Onlar hakkında fikir sahibi olmalısın. Hatta kalbinde hardal tanesi kadar kibir olan cennet kokusu alamaz der ama bildiği hadislerin çokluğuyla övünür. Çünkü ilim, görmek için yeterli değildir. İnsan ancak fikir sahibi olursa bildiğini yaşar.
• Kadirbilim demek Allah neye ne kadar değer vermişse, insanın da aynı değeri vermesi demektir. Birinci değer Allah, ikinci değer peygamber, üçüncü insan, sonra da insan gövdesi. Sen şimdi birinci sırayı bırakmışsın ve gövdesel arzularını birinci plana almışsın. Bak, senin değer yargında, değer dünyanda bir sıkıntı var. Onun için değer yargısı çalışmayan hayvan bile değildir. İnsanlığın en önemli şartı kafanın çalışmasıdır, takdirdir. Köpek taş yediği yere bir daha gitmez. Sen nasıl oluyor da akşam soluğu meyhanede alıyorsun? Sonra gitmemek için tövbe edersin. Ama geri gidersin. Bir yırtıcı hayvan binlerce yıldır aynı şekilde avlanıyor ama insan bir arpadan bile binlerce yiyecek ve içecek yapıyor. Hayvan paylaşmak bilmez. İnsan da paylaşmazsa hayvandan ne farkı kalır? İşte din insanı hayvandan ve diğer varlıklardan ayıran ulvi kanunlar ve kurallar bütünüdür. Peygamberler ve mütefekkir insanlar, insanı insana yakışan şekilde yaşatmak için büyük bir hazinedir.
• İnsan kendi yüceliğini bilmediği için, kendi yüceliği ile doymadığı için ha bire bir şeyler arayıp duruyor. Sen önce kendi yüceliğine ulaş, burayla doy. Sonra da insanları kendi yüceliklerine çağır.
• Zahiren bir işin var. Onu güzelce yapacaksın. Sonra da kalan bütün vaktini ve imkânını kendini bilmeye, bulmaya, tanımaya kullanacaksın. Ancak o zaman insan yüceliğine ulaşma şansın olur. Sen kendini kişiliğini şerefe erdirmek yoluna adayacaksın ve bundan daha önemli hayatta hiçbir şeyin kalmayacak. Ancak o zaman dünya ahiret huzura kavuşmuş olursun.
• İnsan kendi değerini bilmediğinden dolayı kendi kafasına göre bir değer dünyası oluşturuyor. Mesleklerin bazısı bazısından üstünmüş. Oysa hakikatte her meslek insanın bir yönüne hizmet edebilmek için vardır. Bir üstünlük varsa işini en güzel, ciddi ve özden yapan üstündür. Yoksa temizlik işçisi ile cumhurbaşkanı arasında hiçbir fark yoktur. Yeter ki insanın kafasında önyargı olmasın. Onun için sen yüreğinde insanı en değerli makam yap ki insanlıktan büyük makam tanıma.
• Aynı dava etrafında toplanan insanlar ellerindeki imkânları hedefleri istikametinde kullanırsa ortaya bir ürün çıkar. Kimi yazardır, kimi işçidir, kimi öğretmendir, kimi muhasebecidir. Herkes elindekini sunarsa böylece arkadaşların ne ihtiyaçları varsa karşılanmış olur.
• Hırsını maddeye, makama, şöhrete, şehvete, nüfuza yönelten kişinin insan sevmesi imkânsızdır. Ancak insan, hayatını güven üzerine bina ederse gerçekten sever ve sevilir. Güven de öyle soyut ve yuvarlak bir şey değildir. Güvenin gündelik yaşamdaki belirtisi, söz verip sözünde durmak, emanetleri korumak, yalan konuşmamak, zihinleri korumak, başlanan işleri en güzel şekilde bitirmektir. İnsan böyle yaşarsa sevgi ve saygı kazanıp güven abidesi olur. Yoksa kalplerde ölürsün.
• İnsan sorumluluk sahibi bir varlıktır. Bugün insanın sorunu kendi sorumluluğunu duymaması ve sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklanıyor. İnsan nerede ne lazımsa yapabilecek ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir konuma gelecek. İnsan makine değildir. Ne demek ben sadece şunu yaparım, diğerlerini yapamam. Çamaşır makinesi de sadece çamaşır yıkar.
• Bizim yolumuz Allah’a kul olma yoludur. Onun için biz kimseye etiketiyle bakamayız. Etiketler kafalarda ancak birer zandır.
• Gündelik yaşamıma döner ve bakarsam sevilmeye ve sayılmaya ihtiyacım olduğunu fark ederim. Bunu kendimde görünce anlarım ki ben insan olduğuma ve buna ihtiyacım olduğuna göre her insanın da bunlara ihtiyacı vardır. İşte burayı sağlamca tespit edince çevremdeki insanları da bu eksende düşünürüm. Onun için de kimseden bir şey beklemem ama her gerekeni kendim yaparım. Sen şimdi asgari ücretle çalışıyordun ve zar zor geçiniyordun. Bir anda maaşın 10.000 liraya yükseldi. Sen bu kadar paraya sahipken kimseden maddi bir şey bekler misin? Aynı şekilde manen de doygun olsan kimseden sevgi, saygı bekler misin? Onun için hem maddi hem manevi kendimizi doyurmalıyız.
|