İnancın Gücü Kıratın Yanında Duran Ya Huyundan Ya Suyundan . . .
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 24869
Çoğul Ziyaretçi : 630658
İp Adresiniz : 38.107.179.216
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
Fikrimiz Açısından İnsanın Gücü - İygder - 2009-12-18 03:21:13

                                              21 Kasım 2009

 

• Geldin eve, gün içinde kimseyi kandırmadın, aldatmadın, mertçe yaptın ne yaptınsa. Günün böyle geçerse yattığında bile rüyanın güzelini görürsün.

 

• Bilim adamları bir grup pire ile deney yapmışlar. Bir sacın üzerini cam fanusla kapatmışlar. Sonra alttan sıcaklığı vermişler pireler sıçramaya başlamış. Sıçradıkça da kafalarını 30 cm yukarıdaki cama vurmuşlar ve acı hissetmişler. Aradan bir süre geçmiş. Pireler camı algıladıkları için cama yaklaştıklarında kendilerini frenlemişler. Bir süre daha geçmiş. Bilim adamları camı kaldırmışlar. Pireler normalde bir metreye yakın sıçrarlarken artık alıştıkları için 30 cm’e gelince duruyorlarmış. Kapak açık olmasına rağmen dışarı çıkamamışlar. Çünkü pireler, biraz daha öteye gidersem acı hissederim diye şartlanmışlar. Bu deney aslında sadece pirelerin durumunu değil insanların içinde bulunduğu durumu da anlatıyor. Aileler çocuklarına aman oğlum zengin ol, aman ha oğlum kimseye güvenme diyerek çocuklarının üzerine fanusu kapatıyorlar. Bunu da tecrübe diye aktarıyorlar. İşte bu fanus tüm mutlulukların ve özgürlüklerin önündeki önemli bir engeli oluşturuyor. Bize düşen, ailemizde, okulumuzda ve toplumumuzda öğrendiğimiz ama insan doğasına uygun olmayan ne varsa hepsini harmanlayıp değiştireceğiz. Kendine dönüp sorgulayacaksın, gerçekten kimseye güvenilmez mi diye, aranan huzur maddeden mi gelecek diye?

 

• İnsanlar maddeye sahip olduklarında mutlu ve huzurlu olacaklarına zannediyorlar. Bu çok büyük bir gaflet... Geliri çok olan bir ülkede esrarı serbest bırakıyorlar. Neden? Aklı silmek için. Bu kadar boşluk içinde yaşanabilir.

 

• İnsanların dini, imanı iktisat olmuş. Herkes çocuğunu doktor, mühendis veya geliri yüksek bir mesleğe yönlendiriyor. Böyle olursa çocuklar çok para kazanacaklar, iyi giyinip, iyi yiyecekler, gövdesel olarak rahat yerlerde yaşayacaklar. Hayat sadece maddeden ibaret mi? Paraya bu kadar dayanan kişi sahip olduğu imkânları insanlığın saadetine nasıl kullanacak, sevgiyle nasıl yaşayacak?

 

• Şimdiye kadar olan oldu. Elinde ne varsa bir sorgula. Nasıl bir yaşam istediğini net olarak gör. Mevcut inançlarını peygamber efendimizin inanç sistemine göre değiştir. Ancak böyle yaparsan aradığın saadeti, tatminkarlığı yaşayabilecek şansın olur.

 

• Değişimler arttıkça, faydalar görüldükçe yoldaki hız artar ve hedefe daha çabuk ulaşılır.

 

• Kesinleşmiş karara Allah’ın yardımı mutlaktır. Elimizde böyle bir veri var. Sen alıp da bu bilgiyi kullanmazsan ne işe yarar?

 

• Akıl düşünmeden durmuyor. Her şey değer olarak bizden altta. Şu kadar hizmet insana sunuluyor. O zaman aklımızı kendimizi, insanlığımızı tanımaya kullanalım.

 

• İnsanın sadece gövdesel ihtiyaçları yok. Kim diyebilir ki sevilmek, taktir edilmek, sayılmak ve beğenilmek ihtiyacım yok? Boyuna bu kadar sevilmek ve beğenilmek istiyorsun. Kalben senin sevdiğin ve beğendiğin kimse var mı? Sen kimseyi içten sevmezken kimden ne bekliyorsun?

 

• Bir insana iyilik yapabilirsin, yardım edebilirsin. Ama yaparken ne hissettiğini iç dünyana eğilirsen anlayabilirsin. İşte bu şekilde yaptıklarınla, hissettiklerinle ve iç dünyanla ilgilenirsen kendini tanımaya başlarsın. İç dünyanla uğraşmadığın zaman ise kendine uzak ve yabancı kalırsın.

 

• Senin sahip olduğun madde veya makam seni anlayış beklemekten, itilmekten kurtaramaz. Onlarla yapacağın şeyler başka.

 

• İnsan yapısı didik didik edilecek. Her yönüyle kendimizi tanıyacağız ve yapımızın her türlü ihtiyacını karşılayacak konuma geleceğiz. Bunun içindir ki huzurun ve saadetin kapısı insanın kendini tanımasıdır.

 

• İnsan kendini tanıma güdümünü çalıştırmadığı için bir başkasını tanımakta güçlük çekiyor. Sonra aldanınca da karşıyı suçluyor. Seni kandıran yok, sen kandın.

 

• Bir cenaze olur gitmezsin, hastayı ziyaret etmezsin. Sonra da aynı durumda kalınca sana ilgi gösterilmediği zaman feleğe kahredersin. Hâlbuki sana kimse bir şey yapmadı, sen kendi kendine yaptın. Bir de var ki, iyilik yaptıklarının %80’i değer bilmeyebilir. Sen bir başkası için değil, insanlığının gereği diye yapacaksın. Böyle olursa, senin için gerekli olanları yapacak bir vesile mutlaka çıkar.

 

• Bu dünyada dost nerede diye hayıflanmaya gerek yok. Sen kendine dost olamaya çalışsan, aradığın dostu kendinde bulacaksın. Hep bir başkasıyla muhabbet etme ihtiyacı içerisindesin. Bir de senin iç dünyan var. Kendinle muhabbet etsene, kendini dinlesene.

 

• Senin kendine dost olman diplomayla, parayla, makamla olmaz. Ancak kendine dost olan bir insanla eğitime girersen kendine dost olabilirsin.

 

• Kendine dost olmak istiyorsan, evvel bildiklerini bir köşeye bırakıp seni sana dost edecek Eğitimcinin ilkeleriyle donanacaksın. Yoksa güzel lafları öğrenirsin ama iç dünyanda kendini beğenmemezliğe devam edersin, kendini kendi elinden kurtaramazsın. Seni senin sıktığını bilemezsin.

 

• Bugün neden hep başkası bizi kabul etsin diye çabalıyorsun? Çünkü kendi kendimizi kabul etmiyoruz.

 

• Alıştığın şeyleri durup dururken yapmıyorsun. Oradan aldığın bir tat var. Onun için bir şeyi bırakmak istiyorsan pişmanlığını duyman lazım. Tembelliğinden pişmanlık duymayan bir adam nasıl olurda tembellikten kurtulur? Çünkü tembelliğin getirdiği gövdesel rahatlıklar var.

 

• Yatağa dost olan zevkine düşman olur. Sen kâmil insan olmak istiyorsun ama yataktan da çıkmıyorsun. Fedakârlığı göze alacaksın ki istediğin hedefe ulaşabilesin. Boksör olmak istiyorsun ama ilk yediğin yumruktan sonra boksu bırakıp tenisçi olmak istiyorsun, kaçıyorsun. Zorlukları göze alacaksın ki istediklerine sahip olabilesin. İşte buralarda sana destek olacak bir ahbaba ihtiyacın var.

 

• Bir yere varmak istiyorsun. Örneğin olduğun gibi görünmek istiyorsun. Bunun kafanda bir değeri olacak, o değeri büyüteceksin ki istediklerine ulaşabilesin.

 

• Ezilmişliğin içinde kalmak yok. Atıl kalmış güçlerini açığa çıkartmaya çalış. Şerefli insanım kabulünü iddia haline getir. Sonra da engeller karşısında yılmadan iddiamızı gerçekleştirmeye çalışalım.

 

• Her şeyimizi kontrol altına alacağız. Acıktığımızda açlığımız bizi harekete geçirmeyecek. Ben istediğim zaman kendimi doyuracağım. İsteklerimize dur demeyi öğreneceğiz, hâkimiyeti elimize alacağız. İstediğimizi yapacak, istediğimizi yapmayacak yere geleceğiz. Kendi tercihlerimizi kendimiz yapacağız.

 

• İnsanın kendisi ortada yok. Toplumun, ailenin, okulun enjekte ettiği şeyleri yaşıyoruz. Kendi tespitin, kendi takdirin yok. Biri seni hipnotize etmiş, öyle yaşıyorsun.

 

• İnsan denen varlık ne gövdesidir, ne düşüncesidir, ne de aklıdır. İşte senin mevcut inançların ve gövdesel ihtiyaçlarına yüklediğin anlam ve verdiğin değer seni yüceliğinden alıkoyuyor. İşte inançlarınla ve alışkanlıklarınla savaşır, mücadele edersen yüceliğine esas kimliğine kavuşursun.

 

• Bir sözün veya nasihatin bilgiden hayata geçebilmesi odaklaşmaya bağlıdır. Onun için kendimizi bilip, bulup tanımaya odaklaşacağız.

 

• İnsan dış dünya ile ilgili tüm incelikleri düşünüp yaparken kendine, kendi iç dünyasına o kadar uzak kalıyor. İnsan 500 tonluk uçağı uçurabilirken, kendi bir alışkanlığını değiştirebilmesi uçağı uçurmasından zordur.

 

• Derinliklerimizden beri kendimizi tanıyıp kafamızı ve inançlarımızı öz yapımıza uyduracağız. Yoksa ya toplumun adına ya da gövdemizin adına yaşarız.

 

• Ne derler diyorsun. Genelde de yakın çevrenin ne dediğine bakıyorsun. Tanımadığın birinin ne dediği önemli değil. Çünkü yakınına değer veriyorsun, diğerlerine değer vermiyorsun. İşi yapan senin verdiğin değer.

 

• Allah (c.c.), rahmetim gazabımı geçmiştir diyor. Biz de ona dost olmak istediğimize göre ona benzesek olmaz mı? O şüphesiz ki çok merhametli. Bize hemen darılıp kırılmıyor. Bize de biri gelip kızıyor veya darılıyor. Hemen münakaşaya giriyoruz. Tepki vermeden bir dinlesek, rahatlasak o kişiyi. Belki de hayat daha güzel ve anlamlı olacak.

 

• Ancak Eğitimcimizin önem verdiği şeylere önem verirsek onunla meslektaş olabiliriz. Eğitimcimiz en çok izzeti nefislere değer veriyor. Yani kimsenin küçük düşmesine, mahcup olmasına gönlü razı olmuyor. İşte biz de küçük düşecek işlerden uzak duracağız ki ona benzemiş olalım. O zaman ahbaplığımız sonsuza kadar sürer. İzzeti nefsine düşkün kişi en kolay yattığı yerden tanınır. Dağınıklığın olduğu yerde kişi kendine hiçe sayıyor demektir.

 

                                    İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara