Bildim Dediğin Sürece İç Dünya Kapıları Mümkün Değil Açılmaz Anaman Kümesi Grup Toplantı Raporu
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 28920
Çoğul Ziyaretçi : 767042
İp Adresiniz : 38.107.179.220
İygder - Makaleler - Yaşayış Ölçüleri
Samimiyetle Ve Gerçekçe Kendimize Dönersek - iygder - 2011-10-04 23:18:11

 

Kendimize yakıştıramadığımız, insanı küçük düşürüp, mahcup eden bir sürü alışkanlıklarımız var. Her gün şikayet ettiğimiz ve baş edemediğimiz bu yanlış alışkanlıklarımızın baskısı altında eziliyoruz.

 

İstediğimiz çok şey var ki; iyi, güzel ve doğru olduğunu bildiğimiz halde yapamıyor, çirkin, kötü, zararlı ve yanlış olduğunu bildiğimiz birçok şeyi de yapmamak istediğimiz halde yine de yapıyor, kendimize güç yetiremiyoruz. 

 

Büyük bir irade zayıflığımız var. Verdiğimiz kararları kendimiz bozuyor, verdiğimiz sözlerden kendimiz dönüyoruz. Bu halimizden de utanıyor ama; yine de kararlarımıza sözlerimize sahip, irademize hakim olamıyoruz.

 

Sahip olduğumuz çok büyük yeteneklerimiz var ama bunları açığa çıkarıp kullanamıyor, güçlü ve hükümlü yaşayamıyoruz. Ne kadar güçlü gözüksek de zaman zaman moralimiz bozuluyor, çaresizlik duygusuna kapılıyoruz. Kendimize öz güvenimizi kaybederek korkular, şüpheler, tereddütler içinde yaşıyoruz. 

 

Vicdanımızla savaş halindeyiz. İçimizle baş başa kalınca, kendimizden hoşnut olamıyor, gönül huzuru ile içimizle barışık halde yaşayamıyoruz. Kalıbımız başka , kalbimiz başka , özümüz başka, sözümüz başka olarak çoğu kez iki yüzlü yaşıyoruz. 

 

Kimse tarafından candan saygı ile kabul edilemiyoruz. Beklediğimiz sevgi ve saygıyı insanlardan bulamayınca da dünyaya küsüyor, feleğe kahrediyor, hiçe sayılarak yaşamaya tahammül edemiyoruz.  Tespitsiz ve takdirsiz işittiğimize inanıp ezbere yaşıyoruz. Allah’ın (cc) verdiği en büyük nimet olan aklımızı çalıştırıp değer yargımızı işletmiyoruz. 

 

Aklımızı olur olmaz şeylerle, hep başkalarının eksik ve kusurlarıyla meşgul ediyor, kendimizi hiç düşünmüyoruz. Bize lazım olan şeyleri biliyoruz da , kendimizi hiç mi hiç merak etmiyoruz. Kendimizi hiç bilmiyor, tanımıyoruz.

 

Gerçekten her yönüyle inanıp güvenebildiğimiz, sevip candan bağlı olduğumuz, içimizi rahatça açabildiğimiz, tüm problem ve dertlerimizi konuşup paylaşabileceğimiz  bizi anlayan ve candan seven bir ahbabımız yok. Bize güvenen de yok... Onun için hepimiz yalnızız... Kalabalıklar içinde yalnız yaşıyoruz...

 

Şimdiye kadar kendimize yüce bir hedef seçerek ömrümüze mana, hayatımıza bir anlam kazandıramadık. Bugüne kadar kendi yaşantımıza bu tamdır, böyle devam edelim diyemedik... Hep işittiklerimize inanıp çoğu kez ummakla, kızmakla, küsmekle, soğuk gönülle sevgisiz yaşadık... İşte bunlar gibi daha nice sorunlar altında ezilip gidiyoruz. Sorunlar, sorunlar, sorunlar...

 

Günlük yaşayışımızda kendimize yeterli olamıyor güç yetiremiyoruz. Hiçbir şeyden zevk alamıyor , alsak bile devam ettiremiyoruz.Karar verip biraz sonra başka bir karar verip, kararlarımızla kararlarımızı bozmak suretiyle günlerimizi geçiriyoruz. 

 

Sevmek sevmemek arasında, bilmek bilmemek ortasında ezilip kalıyoruz. Bazen dünyaya küskün , bazende harislik ediyor, nasıl bir çizgi takip edeceğimizi kestiremiyoruz. Öyle zamanımız oluyor ki; en çok sevdiğimize en çok kızıyor, en çok kayırdığımızın düşmanı oluyor aleyhinde bile bulunuyoruz. 

 

 

Bazı iftihar ettiğimiz şeyleri sonrada utançla karşılıyor, taa... uzakları, gelecekleri görmek iddiası güderken önümüzdeki gerçekleri göremediğimizi anlayarak aşağılık duygumuza verecek bir ümit, bir teselli bile bulamıyoruz.

 

Hem vaktimizi israf ederken acıyor, hem de vaktin nereye harcandığını hesaba katmıyoruz. En değerli vaktin ne zaman ve nasıl geçti diye sorsalar ifade ederken bile yüzümüzün kızardığını fark edecek gibi oluyoruz. Gerçekten geriye dönüp baksak; şu güzelim ömrü hedefsiz, iddiasız ve gayesiz nasıl bu kadar eksilttik de haberimiz bile olmadı.

 

Kendimize iyi bakalım. Samimiyetle yaşayışımıza eğilelim. İçinde bulunduğumuz hal bu değil mi? Ne olacak halimiz? Hedefsiz, iddiasız, amaçsız , ezbere yaşayış daha ne kadar sürecek? Tüm bu sonuçları kendimiz yarattık kendimize ve şimdiye kadar kendimize bilmeden düşmanlık yaptık.

 

Yeter artık, kendimize dönelim. Dönelim de insan nedir bilelim. İnsanı yüceltecek, insanı insan gibi yaşatıp mutlu edecek değerler nelerdir merak edelim. Kendimize ördüğümüz bu ağları parçalayıp gerçek değerlere sahip olalım. O ulvi değerlerle kendimizi süsleyelim, donatalım da özlediğimiz özgür insan, saygın insan olalım. 

 

Şimdiye kadar maneviyat diye eğitim diye bizi kendimizden uzaklaştırmışlar. Bize kendi güçlerimizi unutturup bizi hayalin, zannın, meçhulün karanlığına itmişler. Göremez olmuşuz gözlerimizin önünü, çıkamaz olmuşuz kafamızın içinden. Ön yargılarımızdan kurtulup da içinde yaşadığımız gerçek hayatın kanunlarına bakamamışız. 

 

Bir ömür tesbitsiz, takdirsiz, ezbere yaşmışız. Kendi yaratılışımızda bulunan; gayret, iddia, azim, karar, cesaret, yarış, başarı, mücadele, araştırma, geliştirme, ciddiyet, dikkat, anlayış, hedef, takdir, inanç, güven, sevgi gibi müsbet güçlerimizi bize unutturmuşlar.

 

Bizi pasifliğe, miskinliğe, atıllığa ve esarete mahkum etmişler. Yeter artık bunca aldanmalara, uykulara... Önce kendimize dönelim, kendimizi tanıyalım. Kendimizdeki büyük güçleri harekete geçirmenin yollarını öğrenelim de güvenilen güçlü insan olarak, gerçek insan olarak şahaneliğimizi ve sahipliğimizi yaşayalım.  


 

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara