Kişilik eğitiminden maksat; insanın kendini bulması, tanıması ve oluşta sahip olduğu o yüceliğine, eşsizliğine, safiyetine kavuşmasıdır. Her insan oluşta yüce ve eşsiz yaratılmış ancak dışarıdan aldığı katkılarla bunu kaybetmiştir.
Kendi insanlık sıfatının dışında pek çok sıfatta yaşayan insan (gölge, eşya, bitki, hayvan)haliyle huzur ve afiyete hasret kalmaktadır.
İşte kendini tanıyarak gerçek saadete ulaşma yolunu bizlere sunan Örgünöz fikir sistemi hiçbir açık kapı bırakmayarak tek bir sıfatta yaşayan insan olmaya bizi götürmektedir.
Herkesin etkisine kapılarak uydum kalabalığa yaşıyor, kendimize ait prensip ve kural sahibi olamıyor, hayatımıza bir çizgi, bir yön tutturamıyorsak, kısacası gölge gibi bir varlık ifade edemiyorsak gölge insan olarak yaşıyoruz.
Eşya tip insanın ise bariz özelliği beklemesidir. İsterse dünyanın en güzel eşyası olsun kendi tozunu kendi alamaz. Bekler ki beni temizlesinler. Siz harekete geçirmedikçe 30 yıl da olsa aynı yerde beklerler. İyiyi, güzeli, yapılması gerekeni hep başkalarından bekleyen, yön vermedikçe kafasını çalıştırıp kendi harekete geçmeyen insan eşya sıfatında yaşıyordur.
Bitki tipe gelince; bitki daima bakıma ve korunuma ihtiyaç hisseder. Onu suladığınızda canlanır, biraz ihmal ettiğinizde ise anında ölür. Bitki tip insanlarda en ufak bir takdirde hemen canlanır, ufacık bir tenkide ise manen ölürler. Hayatta dirilikleri hep başkalarının övgüsüne endekslidir.
Hayvan tip insan ise; çıkar ve menfaat üzerine hayatını kurmuştur. Yaşamak için öldür parolasını izler, kendinden başka bir varlığı asla düşünmez. Paylaşma, ikram, şefkat, sabır, hoşgörü, tevazu, candanlık, eminlik, hürmet, hizmet gibi insana has pek çok duygudan habersizdirler.
İşte eğitimle kazanmak istediğimiz yer; tüm bu insana yakışmayan sıfatlardan arınıp tek bir insan sıfatında yaşamaktır.
İnsan; yaşatmak için yaşar. Kendinden öte başkalarını da düşünür. Her gerekliyi gerekli anda görüp, incelikle yapandır. Başkaları yapsın diye beklemez. Başarıya koşar, ödülden kaçar. Karı; insanlığını yaşamanın verdiği haz ve sonsuz hükümdür.
Menfaati için her türlü tilkiliği yapmaz. Benim dediğim olacak diye keçi gibi inat etmez. Sadece kendi karnını düşünüp civcivler gibi başkasının önünden kapmaz. Köpek gibi bağıra bağıra insanlara mukabelede bulunmaz.
Kedi gibi hep başkalarına sırnaşıp beni sevinler diye uğraşmaz. Deve gibi kin tutup, horoz gibi dikleşmez.
Yani insan tüm bu kendine yakışmayan sıfatlardan arınacak ki insanlığından lezzet alsın da huzur yüzü görsün.
İşte kişilik eğitiminden amaç; kendi değerini keşfedip, kendi kendiyle barışık, kendi kendine yetebilen, güçlü, hükümlü, etkisiz, sade, salim, kendini yine kendi alkışlayan, saygı ile kabul edebilmiş, gerçek şerefine ulaşmış insan sıfatına erebilmektir.
Buda ancak kişinin kendi talebiyle, kendi ciddiyeti nispetinde gerçekleşecek bir iştir. Gerçekleşmeyi arzu edenler bunun derdine düşer, yol ve yöntem belirleyecek çalışmanın içinde bulurlar kendilerini.
Israrla üzerinde durduğumuz tek ilke; kişilik sahibi olmayı, şahsiyetlenip şerefine ulaşmayı cidden isteyen insan gereklinin peşine düşer. Yani ne yaparsa yine kendi yapacaktır. Kişiyi kurtaran yalnızca kendi azmi ve gayretidir.
Ne eğitim nede eğitimciler kendi gayret göstermeyene hiçbir şey yapamaz.