Ne güzel Allah’ım kendini yetiştirmeye koşan, bu niyetle kapımızı çalan gözleri ışıl ışıl parlayan, insanlık dertlisi bu güzel insanlarla birlikte olmak.
Böyle bir eğitimde olduğumuz için şükürlerle başladık sohbetimize. Ödevimiz ; "Kumbara ve fon tutmak, bütçe oluşturmak şarttır.”
Ödevini uygulayıp konuşmak isteyen arkadaşlarımızdan tespitlerini alıyoruz.
Elif Kızımız:
Bu ay fonlarımı tutmaya başladım. 3 tane zarf hazırladım. İhtimal fonu, ikram fonu ve Ebru sanatı fonu. Bu aydan itibaren babamdan aldığım harçlıklarla bende bütçemi kuruyorum.
Eskiden birine bir hediye almak istediğimde o anda param olmadığı için alamıyordum, aklımda kalıyordu. Şimdi ise ikram fonumda biriken parayla çok rahat ikramımı yapabileceğim.
Tasarruf konusunda da dikkat ettiğim yerler oldu. Bahçede suyu çok rahat kullandığımızı fark ettim. Bahçede bizim iki hortumumuz var. Biri kuyu, biride şebeke suyunun hortumu. Şebeke suyunu açıp kullanmak daha kolay geliyor.
Kuyuyu açmak, hortumu çekmekte zorlandığımız için kolay olanı tercih ediyormuşuz. Bu hafta bir ablam vasıtasıyla bunu fark ettik.
Biz şebeke suyuyla oraları yıkarken ablam zorlana zorlana hortumu çekip getirdi, bize verdi “arkadaşlar bunu kullanalım. Kolay olana değil, bizim için en tasarrufluya yönelelim. Çünkü burası umumi bir yer, herkes kendi için en kolay olanı düşünürse buranın hali nice olur” dedi.
Teşekkür ettik ablamıza anlayışımızı açtığı için ve bir daha kolay olandan ziyade, gerekli olan, davam için bahçem için faydalı olan neyse onu yapma kararı aldım.
Nuran Hanım:
Bütçenin yani denk bütçeyi oluşturacak çalışmalar içine girmenin önemini yeni farkettik. Bu uygulamanın hayatımızın ne kadar gerekli bir parçası olduğunu şükürler olsun sayesinde idrak ediyoruz.
Bütçemizi yaptık.
Özellikle kızlarımızın bunu şimdiden öğrenmesi ve uygulaması ileriki evlilik hayatlarında çok rahat etmelerini sağlayacaktır. Kızlarımıza, kızı olan hanımlarımıza bütçe yapmaları şiddetle tavsiye edilir.
Borçlu insanın ikram bile edemediğini öğrendik. Demek ki borçlanmak esaret, hiçbir şekilde istediğin gibi hareket edemiyorsun.
Kazanıyoruz rahatça yiyebiliriz diye düşünüyorduk, fakat gördük ki sadece biz değiliz. Davam var, bahçem var, çevrem, akrabalarım var ve o insanları da düşünmek zorundayım. Bu peygamberimizin sünnetidir. Sünnetini kesin uygulamalıyım zihniyetini zihinlerimize yerleştiriyoruz.
Bu fonlar hayat kurtarıcı formüller. İhtiyaç olduğu anda yavaş yavaş biriktirdikleriniz size kurtarıcı olabiliyor.
Herkesin kendine göre kurduğu fonların amacı(mutfak, eğitim, yakıt, dava, sağlık, ikram, ihtimal vb.)kişiyi hem tasarrufa alıştırmak hem de kimseye boyun eğmeyen özgürce yaşayışa götürmektir.
Borcum varken zaruri ihtiyaçlar dışında evime hiçbir şey alamayacağımı bilmiyordum. Azar zar atarsın bir an önce borcunu ödersin.
İstediğin hiçbir şeyi alamıyorsun, ikram edemiyorsun o zaman bu esaret değil mi arkadaşlar sakın borçlanmayın.
Peygamberimizin bir sözünü söylemek de ikramdır.
İlla da maddi bir şey almak, hediye etmek zorunda değiliz.
Kudret Hanım:
Bütçe konusunda çocuklarımı bilinçlendirmeye başladım. Onlarda bu işe çok hevesli hesaplarını tutuyorlar, rahat ediyorlar.
Güler Hanım:
Bütçemizi yaptık, fonlarımızı kurduk.
İkram, ihtimal, yakıt fonumuz kuruldu. Özellikle de bu kış yakıt fonunun büyük faydasını gördüm. Fonumda biriken parayla doğalgazımızı topluca kartımıza yükledik.
Bir kış boyunca çok rahat ettik. Doğalgaza zam gelir mi-gelmez mi düşüncesi hiç olmadı. Çünkü fonumuz sayesinde bir yıllık gazımız yüklenmişti.
Çocuklarımız fonlarını kurdu. Kızım eskiden parasını hiç tutmazken, şimdi bir amaç için para biriktirmesi çok hoşuma gitti.
Ziyade Hanım:
Ben zaten yapı olarak borçlanmayı sevmem. 1 TL. de olsa o borç beni dürter ve hemen ödeme çabasına düşerim.
Pazara param varsa giderim, yoksa illa da gideceğim diye bir düşüncem olmaz. Pazara gittiğimde de durumuma göre üçüncü sebzeyi almam evimde ne varsa onunla idare ederim.
Çok şükür dostun bereketi var.
Ayşe Hanım:
Bende kredi kartı harcamalarında son derece dikkatli davranmaya çalıştım.
Birde bu hafta şunun farkına vardım. İnsanı olduğu gibi kabul etmek bir zevkmiş.
Kayınvalidemlere gitmiştik, onların televizyon merakı fazladır. Eskiden onlara kızardım, torunlarıyla ilgilenmiyorlar diye.
Bu sefer öyle bir beklentim olmadı. Onlarda bu hafta çok güzel bir şekilde torunlarıyla ilgilendiler. Hep beraber Ankara kalesinin üzerine çıkıp gezdik. Saat ilerleyince kayınvalidemin dizisi var, o telaşlandı acele ediyor, diziye yetişelim diye.
Eskiden olsa bilerek ağır ağır çıkardım merdivenleri bu ne dizi tutkusu diye içimden de kızardım.
Bu sefer öyle hızlı çıktım ki merdivenleri annem diziye yetişsin diye. Tam başlamış yetiştik.
Allah’ım ne güzelmiş insanları olduğu gibi kabul etmek ve onları düşünmek, onların rahatı için çalışmak.
Eskiden kayınvalidemin evinde bir şey yemeyi pek istemezdim, benim ölçülerime göre çok temiz değildi.
Bu kez mutfağa girip neyi görüyorsam temizledim, madem sen fark ediyorsun sana farzdır diye düşündüm. Bu düşünce ve harekete geçirmem beni çok rahatlattı.
Başkanımız bu arada söz aldı. Bahçemizde alınan ve uygulanan kararlarla ilgili bilgi verdi.
• Bahçede çok sesli şekilde gülerek kahkaha atılmayacak.
• Kendimizden küçüklere mesela ya Eda Hanım ya da Eda’cığım diyeceğiz. Büyüklere de zaten abla, teyze diye hitap ediyoruz. Kimseye sadece ismi ile hitap etmiyoruz.
Derya Hanım:
Bütçe ve tasarrufla ilgili ders bizim için çok iyi oldu.
Eşimizin bir huyu vardır. Evlerimizde dolaplar doludur. Sokağa çıktığımızda da gözü hep mağazalarda olur. Allah’dan çok pahalıda gözü yoktur. 3-5 milyona bulunca doldurur alır ve artık dolaplara da koyacak yer bulamıyorum.
“Neden bu kadar alıyorsun?” dedim. Ona dersimizi anlattım. “İsraf etmenin haram olduğunu, bir Müslüman dolaplarını bu kadar doldurmaz. Ümmeti Muhammed’in kazancımızda hakkı vardır, eğer paran fazlaysa davamıza, insanlığın faydasına harcayalım” diye epeyce bir sohbet ettik.
Oda hatasını anladı, bana teşekkür etti. İyi ki senin gibi manevi eğitimini ciddiye almış bir eşim var” diyerek öyle bir candan sarıldı ki bende şaşırdım.
Sonra kendimi ben de takdir ettim.
Kendim uyandığım bir konuda eşimin de uyanmasına sebep olmuştum. Onun aslına bir adım daha yaklaşmasına sebep olmuştum. Bunlar az şeyler mi dedim içimden zevklendim, neşelendim birden içimden kendi kendime sarıldım.
Memleketteydik, ailece sohbet ediyoruz. Kayınvalidemin bende bir kâsesi kalmıştı. Kayınvalideme onu verdim, “kızım senin olsaydı” dedi. Bende “anne benim var sağ ol” dedim.
Bu arada sohbet ediyoruz, kayınvalidem biraz sonra tekrar ediyor “kızım senin olsaydı” diyor. Ayrıca kayınpederimde ona sohbeti bölüyorsun diye kızıyor.
Orda ayıktım “ver anne” dedim. “Peygamberimizin sünnetini yaşayalım. Sen hediye et bende kabul edeyim” dedim ve aldım kâseyi yanıma koydum.
Kayınvalidem bir rahatladı, bir daha sohbeti kesmedi. Babamın da kızması bitti.
Ne güzel kızmadan, kınamadan hemen çözüm bulup her kesi rahatlatmak.
Aysel Hanım Kalfa:
Bütçemizi iki senedir yaptık. Denk bütçeyi oluşturduk. Hatta bütün fonlarımızda ve bütçemizde artırıma geçtik.
Hiç kimseye bir kuruş borcumuz yok. Alnımız açık, başımız dik. Gövde için olan istekleri asla haysiyetimizin önüne geçirmiyoruz.
Eteğe ihtiyacım varsa, o ay onu alacak durumda değilsek 2-3 ay azar azar biriktirip paramız denkleşince alıyoruz.
Borçlanmak, israf, gelişi güzel harcamalarda bulunmak evimizde asgari ölçüde azaldı.
Birde şunu fark ettik. Biz peygamberimizin sünnetine uyarak yardımlaşırsak, mesela aileden başlayarak büyük ablaya küçük geleni, küçük kardeş giyiyor.
Sonra hısım, komşu, arkadaş derken büyükten küçüğe doğru hiçbir şey atılmayıp değerlendiriliyor.
Böylece hem aile bütçelerimize hem de ülke bütçemize katkıda bulunuyoruz.
Emine Hanım:
Bütçeyle ilgili bir uygulamada bulunamadım ama söz ile ilgili bir uygulama yaptım.Okulda oğlumun veli toplantısı vardı. Biz eğitimimiz gereği randevuya saatinden önce gideriz.
Hazırlandım, vaktinden önce ordaydım. Randevu saati gelince öğretmen geldi ve velilerin yarısı yoktu, öğretmen üzüldü ve birazda kızdı. “Benim randevuya ne kadar önem verdiğimi bilmiyorlar mı neden böyle yapıyorlar” diye söylendi.
Eskiden böyle bir durum olduğunda herkes geç gidiyor bende geç gideyim, en önce gidip de beklemeyeyim diye düşünürdüm. Şimdi ise en önce ben gidip hiç kimseyi bekletmemeliyim, ilkesinden yola çıkarak randevuma vaktinden önce gittim. Veli toplantısı bitti ve eve geldim.
Kendi kendime bir coştum, içimde müthiş bir sevinç, hem bana sözün değerini öğreten fikrimle hem de bu değeri uygulayan kendimle gurur duydum.
Teşekkürler eğitimim ve eğitimcim. Bize sözün değerini gösterdiğiniz için.
Haftaya ki dersimiz: En yakınlarına (eş, arkadaş vs. gibi) en çok ciddiyet gösterip değer vermek şarttır.
Dersimizi 1 hafta boyunca ciddi bir biçimde uygulayıp haftaya paylaşacağız.
Rabbim herkese böyle manevi ocaklar nasip etsin ki insanlar yetişsin, insanlık koksun memleketimiz.
Allahaısmarladık.
Durulu anlar…
Derleyen: Aysel Yiğit