*Kendimi aşmak bugün yaptığım, yaparken ve yaptıktan sonrada kendimle gurur duyduğum olum.
Gördüm ki maddi manevi fark dayım. Duyduğuma uymak, gerekliyi, ihtiyacı yapma çabasına düşmek, gerekliyi ihtiyacı fark ettiğin anda akıl katmadan yapma çabasına düşmek…
Sen fark ettin, harekete geçtin. Sana göre ihtiyaçtır, bir başkasına göre değildir. Ama benim anladığım harekete geçeceğim.O iş yapılır yapılmaz mesele değil. Ama insan duyduğuna uyacak, mesele burada.
*Bugün şu nu da anladım; insan ilgilendiği konuda fikir sahibi oluyor, ilgilendikçe daha çok gerekliyi görüyor.
Bir gün önce o kadar çok gerekli kaçırmışım yapmam gereken. Ama fark etmediğim için yapamadım. Bu çok canımı yaktı. Benim insanlık ustam ince zarif. Bizlerinde öyle olmasını istiyor. Ertesi gün anladım ki, ilgilenmediğim için incelikleri, gereklileri fark edemedim. Anladım ki ciddi ilgi, alaka gerekiyor. İşin hem maddi hem manevi boyutunda bu böyleymiş.
*Bugün kendime şöyle dedim: Yaptığını sen biliyorsun ya, kimsenin takdirine ilgisine teşekkürüne söylemesine ihtiyacın yok. Sen varsın. Yapan sen, gören sen, hisseden sen, duyan sen. Seni senden daha iyi kim bilebilir? Kim takdir edebilir? Ama sen kendini çok iyi bilirsin. Neden yaptın, nasıl yaptın, ne duydun, ne düşündün?
*O kadar kendimizden uzak yaşamışız ki… Kendi yaptığımızla kendimiz şüpheye düşmüşüz. Biri bir şey dese tereddüt etmişiz, taşlar ne kadar oynamış yerinden. İşte o taşlar ki inanç taşları, eminlik taşları, kendime gelme taşları, güven taşları. Yapboz gibi yerini bulan oturuyor yerine.
*Daha önce yaptırdığım makineyi tekrar bozuk görünce en ufak bir sıkkınlık ve bozgunluk olmadı. Ama ondan sonra gelen “acaba ustamı tekrar çağırsınlar diye böyle yaptı” düşüncesiyle hemen kendimi toparladım. Anda tövbe çekip, “sakın ha üç beş kuruş için bir insana zan yapmaya değer mi?” dedim. Kendimi o olumdan kurtardım.
Neden diye sorduğumda, güvensizliğin zanna sebep olduğunu gördüm. Güvensizliğe düşmemek içinde tespitli yaşamak gerekiyor. Tespitli yaşam hem seni zandan, tereddüt ten, şüpheden koruyor. Hem de muhatabına sahip çıkıyor, en azından bir insanın bir günaha girmesini önlüyoruz.