Bildim Dediğin Sürece İç Dünya Kapıları Mümkün Değil Açılmaz Anaman Kümesi Grup Toplantı Raporu
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 28920
Çoğul Ziyaretçi : 767008
İp Adresiniz : 38.107.179.216
İygder - Makaleler - Küme Çalışmalarımız
Bu Hafta Ebru Hanımlardayız - Aysel Yiğit - 2011-07-29 18:30:51

Geçen hafta katılamamanın verdiği hasretle öyle bir kucaklaştık ki, Allahım hiç kimseyi sevdiklerinden ayırmasın. Bizde şükürler olsun can dostlarımıza kavuştuk. Dünyanın en güzel dersini yapmış olmanın gururuyla sohbetimize başlıyoruz.

 


Bu hafta derslerimiz, “ iyiyi,  güzeli görme”. Ayrıca genişlik eğitimi dersimizi de uyguladık. Hayatımızın her alanında geniş olacağız düşüncesiyle geçen 1 haftayı kardeşlerimizle paylaşacağız.

 


Ayşe  Hanım kalfa ile başlıyoruz:

 

Biz zaten eğitimimiz gereği genişlik talimini yapmak zorundayız. Hayatımızın her alanında dinlemede, görmede, anlamada, gösterdiğimiz anlayışta geniş davranmak zorundayız. Yine kendi rahatımız için. Ben bu hafta fark ettim ki hiçte o kadar geniş değilim ve egom çok ön planda.

 

Bunu fark etmemle birlikte hemen bu egomun önüne nasıl geçebilirim, onu nasıl terbiye edebilirim diye düşünmeye başladım. Bu zararlı arkadaştan hemen kurtulmalıydım. Kurtulmanın ilk yoluda makamı bırakmaktı.

 

 Bende Çarşamba gurubunun başkanlığını bırakmaya karar verdim. Gözüme de Demet Hanımı kestiriyorum.  Hem değişiklik güzeldir. Birde onun yapışına bakalım ondan faydalanalım.

 


Demet Hanım çok şaşırdı. “Lütfen şaka yaptığını söyle” dedi. “Hayır ben hazır değilim. Eğer sırayla olacaksa en son ben yaparım” diye kabul etmedi. Arkadaşlara dönüp, buyurun arzu eden başkan olabilir diye teklifte bulundum. Birkaç arkadaş Eda kızımız olsun diye öneride bulundular.

 

Gençlerin önünü açalım onlarda yetişsinler deyince Eda kızımız önce “büyüklerim varken bana düşer mi “dediyse de kendini işin içinde buldu. Büyükler yapacak diye bir kanun yok. Kim başarırsa o yapar diyerek hemen haftalık tespitlerini Eda kızımızdan almaya başladık.

 


“Kendimde bu hafta fark ettim ki kardeşime çok karışıyorum. Ellerini yıkadın mı, traşını ol, şunu yap, bunu yap. Baktım annem babam çok rahat ben sıkıntıdayım. Acaba ben söylediğim için mi söylemiyorlar diye düşündüm. Sonrada dedim ki kendi kendime, ne yaparsa yapsın sana ne, ebeveynleri karışmıyor sana ne oluyor, sende burada zayıfsın, sende eğitimine kardeşinle olan diyalogundan başla diye karar aldım. Kardeşime karşı geniş olmaya ve her şeyine karışmamaya devam edeceğim.     

 

      
Demet Hanım:


Dışarıda parkta otururken iki bayanın konuşmasını duydum. Bayanın biri diyor ki “bir yere gitmiştik. Arkadaşın biri bana hoş geldin demedi. Bende başka bir yerde ona hoş geldin demeyip haddini bildirdim, deyince birden anlayışım açıldı.

 

Dedim ki kendi kendime ben dikkat edeyim de bize misafir geldiğinde kimsenin zihnini karıştırmayayım. İlgimle alakamla misafirlerimi rahat ettireyim.
Ayrıca eşime karşıda bu hafta, daha geniş ve anlayışlı olma eğitimi yaptım. Ne güzel böyle bir eğitimde olmak. Ne güzel tek bir Allah rızası için her şeyi yapmak.

 

Hayriye Hanım:

 

Sabah kahvaltıyı hazırlar, gel git iki saat çocukları kaldırmaya uğraşır, bu arada sinirlerimde iyice gerilirdi. Bu hafta öyle yapmadım. “Ben kahvaltıyı hazırladım. Gelen gelir gelmeyende aç kalır”, deyip ben oturdum. Baktım herkes tek tek gelmeye başladı. Hem ben kızmayıp daha genişten davranınca işlerde daha muhabbetli oldu tabi.

 


Kudret Hanım:

 

Ben geniş olup işi sahibine bırakınca her şey o kadar kolaylaşıyor ki, biz kendimizi çocuklarımızın, eşimizin gerçek sahibi sanıp çok karışıyormuşuz. Birden geniş açıdan bakıp ta “sen sadece Allah adına onlara sahipsin. Onların sahibi senden daha çok merhametli, senden daha çok koruyup kollayıcı. Gerekliyi yapıpta işi sahibine bırakmak, çok büyük genişlik ve rahatlıkmış.

 


Güler Hanım:


Kızımla birlikte alış verişe çıktık. Önceden sen karar veremiyorsun, çok gezdiriyorsun diye kızıp dururdum. Bu sefer her ne kadar yorulsam da hiç müdahale etmeden beğenene kadar gezdim. Eve gövdem biraz yorgun gelse de, zihnim bir insanı memnun ettiğimden dolayı rahat, kalbim huzurluydu. Demek ki dedim, genişlik insana huzur veriyor.


Ayrıca birde eşimde uyguladım. Akşam eve gelirken mutlaka çekirdeğini  alır, yerken de etrafı bir güzel batırırdı. Temizlik yaptığım gün kuruyemişini saklardım. Anlayışlarımız açılınca insan daha bir rahatlıyor. Kendi kendime dedim ki; “onun da evi değil mi, tabi ki istediğini yiyip rahatına bakacak. Etrafı temizlemende topu topu 10 dakikanı alır, canını sıkmana değer mi?”
Ben böyle rahatlayıp, candan ikram etmeye başlayınca bir baktım eşimde döktüğü yerleri temizlemeye başlıyor. Şükrettim Rabbime …

 


Gül Hanım Kalfa:


Bu hafta sonu akrabalarımıza gezmeye gitmiştik.  Benim için çok faydalı, kendimle gurur duyacağım bir gezi oldu. Evin sahibi olan hanım dışarıda işleri var. O arada da önceden ısmarladıkları bir eşyaları geldi. Haliyle evin her yeri karıştı. Eşimde bir taraftan “hadi gezmeye çıkacaktık “diye ısrar edince “hayır ben buraları böyle bırakıp çıkamam” deyip kolları sıvadım. İnsan olaylara geniş açıdan bakınca ne gerekiyorsa onu yapıyor. Gövde rahatlığından önce kalbi huzuru tercih etmek, bana sonsuz haz verdi. Ayrıca ev sahibinin gönlünü fethetmek de cabası.

 

Öznur Hanım Kalfa:

 

Bu hafta dışarıdaki insanlara olduğu kadar evimin içindekilere de ince, nazik, hassas, hoşgörülü olmaya çalıştım. Tam bir genişlik eğitimi. Bir baktım dışarıda başka çocuklara anlayışlı, tahammüllü davranırken kendi evlatlarıma aynısını yapamıyorum.

 

Gördüm ki insan kendi hükmü altındakilerden daha çok şey bekliyor. Oysaki bekleyişten ziyade önce  ben onlara göstersem, saten karşılığını alıyorum. Yüce Dostun bir sözü çok hoşuma gitti; “ben sizin ihlâsınızı en yakınlarınıza gösterdiğiniz ehemmiyet ve ciddiyetten anlarım”. Çok doğru.

 

Dışarının beğenisini ve sevgisini kaybetmek var. Ama evdekiler mecbur beni kabul edecekler, diye aynı ehemmiyeti gösteremiyoruz. Dolayısıyla da sıkıntıya giren bizler oluyoruz.

 


Şimdi, evime gelen misafir çocuğuna bir bardak kırdığında “önemli değil canım” diyorsam bunu kendi çocuğuma da aynı nezaketle söylemeye çalışıyorum. Arkadaşımı yargılamadan sonuna kadar dinliyorsam, kendi eşimi ve çocuklarımı da aynı nezakette dinlemeye çalışıyorum. Her şeyden öte, böylelikle kendime olan saygımın arttığını fark ediyorum.

 


Emine Hanım:


Emine hanım bu hafta dersinde tam başarılı olmadığını ifade edince annesi (kayınvalidesi) Döne hanım hemen atıldı.

 


“Emine kendi başarılarının farkında değil.  Onu bu hafta ben anlatayım sizlere. Altlı üstlü oturduğumuz için bir gün bir baktım Yavuz Selim’e önlük bağlamış, altına sandalye koymuş mutfak tezgâhında pasta yapıyorlar. Yavuz Selim bana da sesleniyor, “babaanne gel pasta yapalım” diye. Diğer taraftan küçük torunum bardaklara gazoz doldurup bana ikram ediyor. Emine geniş olmasa bunları yapabilir mi?

 


Bir diğer gün Yavuz Selim’in sesi geliyor “Anneanne saklambaç oynayalım” diye. Birde bakıyorum anneleriyle saklambaç oynuyorlar. Yerine göre sevgisini, yerine göre tepkisini güzel koyuyor Emine. Ah! Birde kendi yaptığı güzelliklerin farkında olsa. Yapamadıklarına takılınca yaptıklarını göremez oluyor insanoğlu.

 


Gelinini böyle takdir ettiği için bizde Döne Hanımı tebrik ettik.

 


Haftaya iyiyi, güzeli, olumluyu yaşamaya, değerini görmeye devam edeceğiz.

Herkese neşeli haftalar.

 

                                   Derleyen; Aysel Yiğit

 

 

 

 

 

 

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara