| Fikrimiz Açısından Ölçüler - İygder - 2009-12-18 03:13:30 |
17 Ekim 2009
• Sen acıktığında veya susadığında sana birisi dışardan gelip acıktın, susadın demiyor. Sen kendin duyup, hissediyorsun. Sonra da o ihtiyaçlarını karşılamak için gerekeni yapıyorsun. Gelelim iç dünyana. Sen iç dünyana eğilmezsen kafanın, kalbinin, iç dünyanın ihtiyaçlarını kim karşılayacak? Bu şekilde kendini takip ederek neyi niçin yaptığını görebilecek yere varacaksın. Yoksa yaptığın bir şeyin riya mı yoksa ihlâs mı olduğunu anlama şansın olmaz. Yoksa kendi iç dünya ihtiyaçlarını karşılayamazsın.
• Ufacık bir gerekliyi yapmazsan bütün evzaların bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Örneğin, sağlığın yerinde, kafanda bir sorun yok ve yürüyorsun ama birden ayakkabının içinde küçük bir taş olduğunu fark ettin. İşte her şeyin tamam olmasına rağmen o küçücük şey seni rahatsız eder. İç dünyamız da aynı şekilde. Gördüğümüz en ufak bir gerekliyi yapmamak veya küçük bir ihtiyacımızı karşılamamak bizi sıkıntıya sokar.
• Bu eğitime girdiğinde tanıma güdümün çalışmaya başlayacak. İşte o tanıma güdümün önce kendini tanımaya çalışacak. Elindeki ölçüleri kendini tanımaya kullanacaksın. Eğer sen tutup da o ölçüleri kendine tanımaya kullanmayıp da başkalarını tanımaya kullanmaya çalışırsan yanılırsın. Mesela, karşıdan biri geliyor. Seninle tanıştı. Kibar ve nazik bir insan, konuşmaları da yerli yerinde, ikram sever. Sen eğer sadece kişinin böyle tek bir yönüne bakarsan aldanırsın. Sen karşındaki “neye inanıyor, neye dayanıyor, alışı verişi nasıl, ailesine sahip oluyor mu, emanete sahip mi, söz verdiğinde tutuyor mu” gibi yönlerine de bakarsan tanıma tamam olur. Tanıma bir yönüyle değil her yönüyle tamam olacak. Sen övülmeyi seviyorsundur. Adam gelir. Bunu öğrenir seni birkaç kez över. Sen de adamın seni övmelerine bakarak iyi adam dersin. Sonra bir bakarsın, adamın sende bir çıkarı vardır. O çıkarı elde edebilmek için seni övmüş. İşte buraları anlayabilmen ve değişebilmen için kendini tanıman gerekiyor.
• İyi insan neresinden belli olur? Kavun değil ki koklayarak anlayalım. Sen ölçüleri görmezden gelir ve insan hayatında etkilerini anlamazsan aldanmalardan kurtulamazsın. İyi insan beğenimli konuşmasından belli olur. Sağlam insan gayret vericiliğinden olur. Kimse zorlayarak uzun süre beğenimli ve takdirli olamaz. Takip edersen numara yapan kişiyi hemen tanırsın. Çünkü vücudu şikâyet ve beğenimsizlik olan kişi bir süre sonra kendini ele verir.
• Bazen insanlar bir başkası hakkında iyi, güzel ve doğru olanı yapmıyor diye şikâyet ediyor. Tamam, onun yaptığı yanlış. Ya senin yaptığın doğru mu? Sen kınıyor ve beğenmiyorsun. Hakikatte senin yaptığın daha kötü. Madem beğenmiyorsun sen de ayıpları örtücü ol. Gördüğün kusur ve eksiklikleri kendinde düzelt. Sen kendine bak bakalım neyi kendine yakıştırabiliyor neyi yakıştıramıyorsun?
• Sen zaafın ve eksikliğin olan bekleyişi bırakmadığın zaman övene hemen kanarsın. Ancak sen kendi takdirinle kendini doldurmaya başladığın zaman bir başkasının övgüsüne ihtiyacın kalmaz, kimseden övgü beklemezsin.
• Allah için arkadaşlık bana benim için dost olmandır. Bunun içinde benden dünya ahiret hiç bir beklentinin olmaması lazım. Bir beklentin olduğu vakit gelip doğruyu söyleyemezsin, o beklentin olmayacak diye. İşte Eğitimcimiz bunun için dünya ahiret tüm insanlardan ayrılır. Çünkü o bizi bizim için seviyor ve bir beklentisi yok. Tek bir isteği var. O da bizlerin hür ve gür olarak yaşaması, şahsiyetli ve şerefli yaşaması.
• Bir insan ancak kendini tanıma derdiyle Rabbine koşarsa çevresine de yaralı olur. Yoksa kimse bencilliğin ve kibrin içinde çevresine yardım edemez.
• Ne ki iyi, güzel ve doğru diyorsun; onu sen yap. Çünkü yaptığın iyiliklerin ve güzelliklerin huzurunu sen duyacaksın. Yaptıklarınla doyacak olan da sensin.
• Şöyle bakarsan eğer ortada kitaplar, bilgiler ve eserler var. Ancak ortada yaşayan ve örneklik eden bir insan olmadığı vakit bilmek yaşama dönüşmüyor.
• Güven felcinin başlangıcı, dediklerimizi yapmamamız. Buradan kendimizi kandırıyoruz. Kendimizi sağlam göremiyoruz, çevremizi de böyle zannediyoruz.
• Biz dünya ahiret huzuru ve mutluluğu Örgünöz Fikir Sistemine uymakla kazanacağımızı ön kabul olarak karar alacağız. Sonra da bu işi bize talim ettiren Eğitimcinin her tavsiyesini büyük bir ciddiyetle uygulayacağız. İşte eğitim budur.
• Sen ruhsal yapını değil de maddeyi temel alırsan beni kandırırsın. Çünkü senin için madde temeldir. Onun uğruna her şeyi feda edersin. Böyle bir durumda maddesel olarak kalkınırsın, zengin olursun. Ancak insanların sevgisini ve güvenini kaybedersin.
• Ayıplanırım, ne derler ve desinlerin etkisiyle içinden gelen gönül yaşamını itiyorsun. Sonra da ortaya naylon çiçek, yapmacık bir hayat ortaya çıkıyor. Renk var, şekil var ama koku ve hayat belirtisi yok.
• Derinliklerinden bakarsan eğer gönül yaşamını istiyorsun. Sen ancak gönül yaşamına, gönül yaşayışını süren Eğitimcinin değerini bilerek ve onun örnekliğini görerek ulaşacaksın.
• Senin önündeki örnek, “ Anlamadığını anlayıncaya kadar sor, öğrenmeye üşenme, yüz defa olsun sor. Çekinme ilgilendiğin konuyu kesinliğe ve netliğe bağla.” Diyor. Sen de onun yanına gidiyorsun ama etkilendiğin ve zihnini meşgul eden şeyleri anlatmıyor onlardan nasıl kurtulacağını sormuyorsun. Bu şekilde o kâmil insandan yararlanamazsın. O sağlıklı ve gövdeyi terk etmemişken, dört göz bir arada iken çok sorup, tavsiye alıp, o tavsiyeleri uygulayıp neticelerini de konuşmamız gerekiyor. Yoksa ne yaptığın konusunda kendi kendine hüküm veremezsin. Ona içten içe bağlandıkça, o seni içten uyandırıp, seni hedeflendirecek ve gerekeni içinden duyuracak.
• İnsanın çok yönüyle tanımlıyoruz. Bir de unutmayalım ki insan demek incelik, hassasiyet ve zerafet demektir.
• İyi ve güzel dediğimizi bir gıdımcık yapıyoruz. Daha öteye gitmiyor. Bu şekilde ihlâsa ulaşamayız.
• Hedefsizliğin ve amaçsızlığın senin elini kolunu bağlamış. Kimse sana bir şey yapmıyor.
• Seni çokluktan birliğe, o birliğe ulaşmış kâmil insan götürecek.
İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği |