| Fikrimiz Açısından Akıl ve Aklın Hayattaki Önemi - İygder - 2009-12-18 03:11:21 |
10 Ekim 2009
• Huzurlu yaşamak isteyen insan zihnini sade tutacak. Onun içinde meşgul olacak bir işi olacak ki boş işlere vakti kalmasın. İkincisi, vücudu oksijen alacak, yani derinden soluyacak. Üçüncü ve en önemlisi ise şükürlü yaşayacak.
• İnsan ne yapıp edecek ve güzeli görmeyi başaracak. Peygamber Efendimiz, bir köpek leşine baktığında ”Ne güzel dişleri var” demiş. Böyle olursa her hal ve şart karşısında mutlu olabilecek yere geliriz.
• “Durduk yere halim bozuldu, canım sıkıldı, mutlu oldum” gibi ifadeler kullanıyoruz. Bilmemiz gereken, hiçbir şeyin kendi başına olmadığıdır. Yani durduk yere olan biten bir şey yok. Sen iç dünyana bak bakalım. İçinden ne geçti, ne düşündün veya ne yaptın? Ancak buralara bakarak hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını fark edeceksin.
• Aradığımız her şey bildiklerimizin içinde. Ama sen başka yerde arıyorsun. Oysa bildiklerini yaşayıp derinleşme derdinde olsan, her şey çok farklı olacak. Bir şeyin bilgisinde kalmak insana bir şey katmaz.
• Dikkat edersen hayatına, iyi güzel ve doğru dediğin şeyleri istediğin halde yapamadığını, kötü, çirkin ve zararlı dediğin şeyleri ise yapmak istemediğin halde yaptığını fark edeceksin. Demek ki bilmek yetmiyor. Güç lazım. İstediklerimizi yapacak, istemediklerimizi yapmayacak güce nasıl ulaşacağız? Bu sorunun cevabını Abdulkadir Duru Bey vermiştir. Güç zeka gücüdür. Aklın sağlıklı olmadığı için aklını kullanamıyorsun, değerlendirme yapamıyorsun. Aklın çalışsa iyinin iyi derecesini, kötünün kötü derecesini bilsen nelerden sakınacağını, neleri de yapacağını bilirsin. Bak aklın basmıyor. Bunca sıkıntının sebebi aklının sağlıklı çalışmaması. Allah’ın sana verdiği en değerli vasıta olan aklından haberin yok. Aklının sağlıklı çalışmasının senin için en önemli ihtiyaç olduğundan haberdar değilsin. Onun içinde aklını çalıştırmak, beslemek, temizlemek gibi şeyleri akıl edemiyorsun. İhtiyacın önemini bilirsen kolay hareket edersin ve ihtiyacını karşılamanın yollarını ararsın. Şimdi herkes kendi aklını tam ve sağlıklı zannettiğinden aklını çalıştırmak gereği duymuyor. Düşün bakalım kâinatta akıl sadece insanda var. Sen ise aklını kullanmadığın vakit diğer mahlûklardan bir farkın kalır mı?
• İmanın belirtisi aklın çalışmasıdır. Aklı çalışan kişi incelikleri fark eder.
• Bir güzellik yaptığında hemen onu duyurmaya çalışıyorsun. Halbuki sen yaptın Allah da gördü. Yaptığın şeyi Rabbimiz biliyor. Sen niye başkalarına duyurmak istiyorsun. Allah’ın takdiri yetmez mi?
• İnsan neye değer veriyorsa aklı orada çalışır. Ağzın ne söylediği çok önemli değil.
• Aklın çalışması ancak aklı çalışan bir gerçekçi insan ile ahbap olunmasına bağlıdır. Bu gerçekçi insanı seven ve onun aklına dayanan kişinin aklı çalışır.
• Bencillik ve enaniyetin büyük felaket olduğuna aklın basmazsa, anlamazsan nasıl kurtulacaksın?
• Aklın basmadığı için kolaylıkla herkesin içinde “gölgeliğe düştüm” diyorsun. İnsanların içinde “Ben namussuz oldum, şerefsiz oldum” diyor musun? Neden, şerefsizlik ve namussuzluk kavramlarının ne kadar kötü olduğunu biliyorsun ama gölgeliğin ne azim felaket olduğunu aklın basmıyor.
• Aklın basmadığı sürece, dünyanın vaazını dinlesen ve konuşsan ne işe yarar?
• İnsan, aklının değerli olduklarına ulaşınca mutlu oluyor, doyum buluyor. Senin aklın maddenin ve makamın değerli olduğuna inanmış. Oysa bunlara ulaşanların mutlu olmadıklarını görebiliyorsun. Onun için gerçekten huzur yüzü görebilmek istiyorsan gerçekçi insanın aklını alacak ve geçici değerleri hedeflemekten kurtulacaksın.
• Aklını hep gövdenle ilgili şeyleri kazanmak için kullanıyorsun. Senin sadece gövdesel ihtiyaçların mı var? İç dünyana ciddice eğil ve gerçek ihtiyaçlarını tespit et.
• Hedefe kilitlenmeyen kafa çalışamaz. Zekâ hedefe âşıktır. Aklının çalışması ve ortaya bir şeyler koyabilmek istiyorsan aklını çalıştırmanın yolunu ara.
• Mevcut aklınla hiçbir şeyi çözemezsin. Zaten sorunları çıkaran senin aklın değil mi?
• İnsanın gerçek anlamda insanlık şerefine ulaşması, bilgiyle, emekle veya amelle olabilecek bir şey değildir. Tamam, bunlar lazımdır ama esas lazım olan şey, gerçek insan sevgisidir. Diğerleri ondan sonra işe yarar.
• Senin işin aklını çalıştırmaya çalışmak değil. Senin işin aklını çalıştıracak olan gerçek insanı hakkıyla takdir etmektir. Aklın bu şekilde çalışabilir.
• Kişi kendinde olmayanın düşmanıdır. Ağzın güzel değerleri över. Ama öyle bir grubun içine girdiğinde için sıkılır. Çünkü sen bu değerleri yaşama derdinde değilsin.
• En büyük ahlaksızlık, kafanın çalışmamasıdır.
• İyi veya kötü diye bir şey yok. Sen değerlendiremediğin için kötü diyorsun. Eksik olan değer yargımızın çalışmaması ve bu gerçeği göremememizdir.
• Güneş bile ışığını herkese veriyor, kimseden de bir şey beklemiyor. Sen de “iyilik yaptık da bir teşekkür bile eden olmadı” diyorsun.
• Ben kandım diyen yok. Neymiş, bu dünya insanı kandırıyormuş. Sen ortada yoksun, kafan çalışmıyor. Dünya mı dedi senin hizmetine sunulan maddeye, makama tap diye. Sen öyle değerlendirdin. Onun için kabahati başkalarına yükleme. Kendi kabullerine ve inançlarına bak.
• İnsan dışarıyla kendiişlerinin dışında meşgul olduğu sürece kendine dönemez ve aklını kendine kullanamaz. Başkaları ile meşgul olan kişi kendini unutuyor.
• Bizim aklımızda özümüzdeki güzellikleri anlayacak yetenek var. Şimdi bir ilkokul öğrencisini düşünelim. O çocukta beş bilinmeyenli denklemi çözecek potansiyel vardır. Önemli olan o yeteneğini geliştirmesidir. İşte biz de en önemli parçamız olan aklımızı çalıştırır ve sağlıklı hale getirirsek her şeyi anlayacak bir yere doğru gidebiliriz.
• Akıl hem gövdesel ihtiyaçlarımızı hem de iç dünyamızda bütün ihtiyaçlarımızı karşılayacak en önemli vasıtamızdır. Bizim işimiz ise aklımızı sadece gövdesel ihtiyaçlarımızı karşılamaya değil aynı zamanda manevi ihtiyaçlarımızı karşılamaya kullanmaktır.
• Sevginin kıymetini gerçek anlamda takdir ederek, değer kıymetini kesinleştirmiş bir insana çırak olmadan sevginin kıymetinden kimsenin haberi olmaz, kimse sevgi ile yaşayamaz; ancak türküsü söylenir.
İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği |