İnancın Gücü Kıratın Yanında Duran Ya Huyundan Ya Suyundan . . .
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 24869
Çoğul Ziyaretçi : 630680
İp Adresiniz : 38.107.179.217
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
Fikrimiz Açısından İçe Dönük Yaşamak - İygder - 2009-12-18 03:04:24

                                              25 Nisan 2009

 

• Usta arıyorsun ama Usta senin neyine yarayacak, Usta ne için lazım, nereni tamir ettireceksin haberin var mı? Hem önce dön ve bak bakalım neye ihtiyacın var?

 

• Bir memuru ele alalım. Başlangıçta iç dünya aynı. Çalışır çabalar ve zaman içerisinde müdür, genel müdür ve bakan olabilir. Ancak o kişinin iç dünyası ve inançları zaman içerisinde değişmediği vakit memurken de aynı sıkıntıyı çeker bakan iken de. Birisi o geçerken ayağa kalkmasa hemen canı sıkılır. Aynı şekilde bir işçiyi ele alalım. Zaman içerisinde o da çalışır çabalar ve patron olur. İşçiyken evine zar zor ekmek götürürken koca bir fabrikatör olmuştur. Şimdi değil kendisinin yedi sülalesinin ihtiyacını karşılayacak güçtedir. Ancak onda da zaman içerisinde çok şey değişmiş ama iç dünyada bir şey değişmemiştir. İki durumda da dışa bağlı değişiklikler söz konusu. Yani sıkıntının da mutluluğun da kaynağı dış kökenli. Böyle zihniyetlerle de aranan huzur imkân yok ki bulunamaz. Statün ne olursa olsun senin iç dünyan aynıdır. Yine aynı bekleyişler, ummalar içindesin. Hep bir üçüncü kişinin dediklerine bakıyorsun, onlar seni yönlendiriyor.

 

• Mesela bir insan övüldüğünde mutlu oluyorsa, eleştirildiğinde içi sıkılıyorsa o kişinin duygu dünyası tamamıyla dışa bağlıdır. O kişi için mutluluk veya üzüntü tamamıyla dışarıdan birinin sözüne veya davranışına bağlıdır. Yaşayış dışa dönük olduğu zaman hiç değişme şansımız yok. Tarafçılık yapmadan net olarak bakarsak bu gerçeği görürüz.

 

• Birisi ters bir şey yapıyor. Sen niye bozuluyorsun? Çünkü direksiyon başkasının elinde. Direksiyona kendin geçersen hayatına da istediğin yönü sen verirsin.

 

• Zengin olmaya koşanın, fakirken de zenginken de iç dünyası aynı. İşte insanın çıkmazı bu. İnsan çok zengin olduğunda veya makamı yükseldiğinde mutlu ve huzurlu olacağını zannediyor. Sonra da çoğu zenginin söylediği “biz fakirken daha mutluyduk” türkülerini duyabiliyoruz. Dikkat edilecek nokta insana mutluluğu ve saadeti getirecek olan şeylerin madde ve makam olmadığı gerçeğidir.

 

• İnsan kendine dönecek ve kendi zihnini kendisi koruyacak. Biz izin vermediğimiz sürece kim bizi sıkıntıya sokabilir, kim bizi üzebilir. Ancak biz izin verdiğimiz için o istenmeyen duyguları yaşıyoruz. Çünkü sahiplik sıfatımızı icra edemiyoruz. Dikkat edelim sahip olduğumuz maddeyi kim koruyor? Tabi ki biz. Peki, kalbimizi, zihnimizi kim koruyacak? Tabi ki biz.

 

• İnsan işittiğine tespitsiz inanıyor ve dışarının yönlendirmeleri ile yaşıyor. Bu ise ancak gölgeliktir, aldanmaktır. Bunun yerine tespitli ve takdirli yaşamayı seçmek daha mantıklıdır. Biz kendi tespitlerimizle kendi değerlendirmelerimizle gittiğimiz vakit yanılma oranımız azalacaktır.

 

• Örgünöz fikir sistemi içe dönük yaşamayı tek başına sağlamaz. Ancak alıp kullanırsan içe dönük yaşarsın.

 

• Gerçek dindar olman için de içe dönük yaşaman gerekiyor. Allah(c.c) razı olsun bir sürü ibadet yapıyorsun. Ancak dönüp baktın mı bu ibadetleri niçin yapıyorsun? Çevrem beni sevsin diye mi yoksa gerçekten Allah(c.c) rızası için mi? İşte içe dönük gitmediğin zaman buraları görebilme şansın da yok demektir.

 

• Gövde rahatlığı iyidir ama bir zihin sadeliği, huzur, kalp ferahlığı gövde rahatlığından çok çok iyidir. İkisi kıyaslanamaz bile. Bunları görebilmen için iç dünyana dönmen ve günlük yaşayışına dikkat etmen yetiyor. Ne kadar gövden rahat ederse etsin, zihnin karışıkken, korkuyla ve tereddütle yaşarken o kalp rahatlığı sana fayda verir mi?

 

• Niçin iç dünyacı olmalıyız, niçin kendimize dönmeliyiz? Dönüp gerçekten bakarsak gerçek saadet ve huzurun buradan geleceğini göreceğiz.

 

• İnsanın inancı, duygusu, düşüncesi değişecek ki sıkıntılardan ve insana yakışmayan sıfatlardan kurtulabilsin. İşte bunun için içe dönük yaşayacaksın.

 

• Sen iç dünyana dönüp insanlığın gereklerini yaşamadan madde ve makam gibi değerlere koştuğundan, maddeye ve makama sahiplik edeceğin yerde onlar sana sahiplik ediyor. Amaç olan koca insan, dünyanın tek değeri olan sultan insan geçici değerlerin kölesi konumuna düşüyor. Bunları da görebilmen için içe dönük yaşaman gerekiyor.

 

• Gerçekten kendinle barışmak istiyorsan, içten ve candan sevilerek yaşamak istiyorsan içe dönük yaşaman gerekiyor.

 

• Söz konusu olan eğitim ilkelerini ve tavsiyeleri ezbere konuşmak ancak uykudur. Sen iç dünyana, kendine dönük yaşayacaksın ve bunları yapmanın da ötesinde değerini duya duya yapacak ve değer kıymetlerini kesinleştireceksin. Başkasına söyleyip kendi duymayan, yapmayan kişinin de uykuda olduğunu unutmayacaksın.

 

• Biz çevremizdeki kişileri ve olayları güzel gördüğümüz sürece, hoşgörü ve anlayışla karşıladığımız sürece kim bizim huzurumuzu kaçırabilir? Biz gerekli güçte ve yerde olmadığımız için bir de ipi karşının eline verdiğimizden hemen bozuluyoruz. Oysa sağlıklı bir kafa ile baksan, seni karşı taraf değil, senin sahiplik yapamaman ve o duruma verdiğin önem seni sıkıntıya soktu.

 

• Bilge insanlardan birisi bir köyden diğer köye ziyarete gidiyormuş. Ancak onun hakkında aslı olmayan, uydurma haberlerle diğer köydeki insanlar da dolmuşlar. Bilge kişi tam o yoldan geçerken halk toplanmış ve ağzına geleni söylemişler. Kimi kızmış, kimi hakaret etmiş, kimi de küfretmiş. Bilge insan ise demiş ki “sizi daha çok dinleyip rahatlatmak isterdim ama diğer köye gideceğim diye söz verdim. Ben şimdi gidiyorum. Şimdilik rahatladınız. Akşam da buradan geçeceğim. Yine aklınıza gelenleri söyler ve biraz daha rahatlarsınız.” Bunun üzerine halkın içinden uyanık birisi “ya demiş o kadar söz duydun ama hiç etkilenmedin nasıl oluyor bu iş” demiş. Bilge kişi de “on sene önce olsaydı dediğiniz doğruydu, size kızar ve küsebilirdim. Ancak şimdi düşünün bakalım ırmağa meşale atsanız ne olur? Tabi ki ırmak ateşten etkilenmez.” demiş. İşte insan böyle doygun ve kendinden emin bir hale gelecek ki hiç kimseden etkilenmeyecek yere gelsin.

 

• Sen kendini etiketlerine göre değerlendiriyorsun. Yarın öldüğün vakit elinden bütün etiketlerin gidecek. İşte o zaman sen kendine ne diyeceksin, önemli olan budur… Onun için içe dön ve esas yatırımını iç dünyana yap. Çünkü o seninle sonsuza dek yaşayacak. Bu demek değildir ki dünyadan elini eteğini çek. Aksine kazandıklarını da insanlığın huzuru için harca, kalbinde insanlık tek değer kalsın. Unutma ki insanlıktan büyük makam, insanlık şerefinden büyük kazanç olamaz. Sen insansın Allah seni tüm varlığa sahip kılmış, haberin var mı?

 

• İnsan ahlakı demek, insanın doğasına, yaratılışına uygun yaşaması demektir. Bu da aklın çalışması ile mümkündür. Aklı çalışmayan adam en büyük ahlaksızdır. İnsanın aklı çalışmaz ise diğer mahlûklardan bir farkı kalmaz.

 

• Aklın çalışmaz ise çevrendeki gereklileri göremezsin. İnsan demek gerekliyi gören demektir. İnsan demek duyarlı demektir.

 

• Kafası çalışmayan kişi değer bilemez. Para, makam, şöhret veya şehvet kafanı çalıştırmaz. Becerilerinin olması başka şeydir, içe dönüp insanlığını tanıman başka şeydir.

 

• Aklını sağlıklı, sıhhatli hale getirdikten sonra o aklı kalbine yönlendirip neye ne kadar değer verdiğini, inandığını görüp, gerekli düzeltmeleri yapma eğiliminde olacaksın.

 

• Sen eşref-i mahlûkatsın, varlıkların en değerlisisin. Neden başkalarının seni gütmesine ve yönlendirmesine izin veriyorsun. Senin de aklın fikrin yok mu? O zaman neden seni insanlık sıfatına taşıyacak şu en değerli parçan olan aklını kullanmaya çalışmıyorsun? Diyorsun ki kafam çalışıyor. Peki, dönüp baktın mı kafan nereye çalışıyor, hangi alanda çalışıyor?

 

• Aklını çalıştıran kişi tüm imkân ve yeteneklerini insanlığın rahatı için insanlığın hizmetine sunar.

 

• Ya iç dünyana eğilmeyip dış tesirler altında bir ömür köle gibi yaşayacaksın ya da içe dönüp kendini tanıyıp, kendi tespitinle ve değerlendirmelerinle yaşayacaksın… Kendi hayatına kendin yön vereceksin. Seçim senin…

 

• Kendini beğenmediğin sürece başkalarını beğenemezsin.

 

• Bilgi aynen fotoğraf gibidir. Biri bir şey diyor ve seni eleştiriyor, sen de hemen gördüğün sensin diyorsun. O bilgi fotoğraf gibi hemen zihninde canlanıyor ve geliyor. İşte bu tarz bilgiler insana büyük zarar veriyor. Oysa dur ve bir bak bakalım o gerçekten sende var mı? Varsa arkadaşına seni sana gösterdiği için teşekkür et. Yoksa olmadığı için şükret. Ancak öyle otomatik çalışıyor ki mekanizma birinden bir şey duyduğu vakit hemen insan zihni bir fotoğrafı getiriveriyor. Bilgi fotoğraf gibidir. Bir anı kapsar. Sen o bilgiyi söylemekle o anda kalırsın. Hayatın akışında bu eski bilgiler geçmez, o anda öyle gerekir onu yaparsın.

 

• Allah için arkadaş mıyız? O zaman kendine dost ol…

 

• Peygamber Efendimizi diğer insanlardan ayıran en temel şey, onun insanlığı insanlık şerefine çağırmasıdır.

 

• Hayatı bir bütün olarak görmek gerekiyor. Herkesin de farklı farklı yeteneği var. Onun için burayı sağlam tespit etmek ve kendi yaptıklarımızı başkalarından beklemek hastalığına düşmemek gerekiyor.

 

• Bizim yolumuzda yürüyen kişi yüreğinde tek değer olarak insanı alacak. Onun için kimseyi kırmak ve incitmek yok. Ancak Eğitimcinin durumu farklı. O kırabilir, incitebilir. Çünkü o insanı tedavi etmek maksadıyla hareket ediyor.

 

• Gösteriş yokluk nişanıdır.

 

• Bu yolda incelikleri görüp daha da hassaslaşıp, daha nezaketli olabilirsin. Ama sen bu nezaketin sınırlarında hapsolursan, genişlemek yerine bu nezakette olmayan herkesi küçük görebilir, basite alabilirsin.

 

• Sen eğitimde olabilir, çalışmalara katılabilirsin ama bunu yaşamazsan nerde olursan ol içe dönük olamazsın. Bu çalışmaların içindeyim diye sanma ki zorluklarla karşılaşmayacaksın, sıkıntılar yaşayacaksın. Bu mücadeleyi çok sağlam tutmalısın ki tesirlerden arınasın. Bunların ardından gönül insanı olursun. Her şeyi yerinde değerlendirir genişlikte olursun.

 

                                  İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara