| Eğitim İlkeleri Bizi Peygamber Ahlakına Çağırıyor - Döne GÖKTAŞ - 2011-05-16 22:00:11 |
Nasıl şerefli sahip insan olacağım diye kendime sordum ve düşündüm. Şöyle bir cevap geldi aklıma. “Ben peygamber ahlakıyla yaşarsam, ahlakımı ona benzetirsem, onu tanırsam o zaman şerefli sahip insan olabilirim” dedim.
Baktım ki fikrimizin eğitim ilkeleri bizi her yönü ile peygamber ahlakına, gerçek şerefli insanlığa çağırıyor. Ben bu çağrıya koşayım dedim. Kendime bir baktım ki her yapılan güzel işin yapılmasını karşı taraftan bekliyorum.
Bu bekleyiş beni tatmin etmiyor, huzursuz ediyordu. Bundan sonra doğru olan, güzel olan her davranışı kimseden beklemeyip kendim yapınca çok hoşuma gittiğini anladım. İçim huzurla doluyor.
İstemeyerek, zorla yaptığım işleri baktım ki şimdi severek yapıyorum. Kimseden bir şey beklemiyorum.
Bana ne oldu durup dururken? Neden içim daraldı? neden birilerine sert davranıyorum? neden içimden kızmak geliyor? diyerek bu olayı vicdanımda incelerken birde bakıyorum ki karşı taraf tan ilgi beklemişim.
Sevgimin bozulmasının, nefsimin hoşuna gitmediğinden olduğunu anladım. Yine kendi kendime “bak birilerinden yine bir şeyler beklemişin. Hani kimseden bir şeyler beklemeyecektin, hani beğenimsizlik yapmayacaktın?
Kendimi durmadan vicdanımda yargılayarak, sonunda doğruyu anlamaya çalışıyorum. O zaman rahatlıyor, kendimle mücadeleye yılmadan devam ediyorum. Bu mücadelenin bile beni güçlendirdiğini anlıyorum ve kendi kedimi takdir ediyorum.
Önceden kendimi hep haklı görürdüm. Karşı tarafla tartıştığımda kendimin haklı olduğunu ispatladığımda sevinirdim.
Karşı tarafın üzülmesini mahcup olmasını isterdim. Hatasını anlasın da aynı hatayı bir daha yapmasın derdim. Şimdi ise bunun doğru olmadığını, bu fikrin sayesinde olayları yaşayarak öğrendim. Karşı tarafın üzülmesinden ve mahcup olmasından üzüldüğümü anladım.
Yaptığım hareketin doğru bir davranış olmadığını, insanın izzeti nefsinin önemli olduğunu, çok şükür fikrimizin sayesinde anlıyorum. Haklı olmakla iş bitmiyormuş. Haklılığın her iki tarafında üzülmemesi olduğunu fark edebildim.
Bir de güzel işler yaptıkça kendimi takdir ediyorum, takdir etikçe heyecanım ve dikkatim daha da artıyor. Bu da beni sevindiriyor. Her sohbetimizde sahabe efendilerimizin hayatlarını okuduğumuzda beni çok duygulandıran halleri, asrısaadette yaşanan güzel davranışlar ve güven ortamını, aynen günümüzde, bu fikrin sayesinde toplandığımız arkadaşlarımın içinde bizzat yaşıyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Heyecanım artıyor.
Baktım ki şu halimin eski günlerden çok çok iyi olduğunu, yeniden doğduğumu, gönül huzuru içinde olduğumu anladım. Ben asla eski günler demiyorum. Yeni günler, şu an ki güzellikler her şeye değer. Gönül huzuru içindeyim, her şeyi seviyorum.
Kendimi de seviyorum çok şükür. Allah’ım bugünleri, bu fikri bu ortamı bize nasip etti. Aklım gelişti, anlayışım arttı. Her şeyin güzelliklerini görebiliyorum. Önceki dünyam karanlıktı. Meçhuller içindeydim. Aman, Allah’ım o günleri bana göstermesin, bu güzel dünyadan bizi ayırmasın.
Her şey aydınlıklar içerisinde. Çok şükür bunları görüyor ve anlıyorum. Başkanlarımın ve arkadaşlarımın sayesinde bu güzel duyguları bana yaşattıkları için Allah onlardan razı olsun.
Döne GÖKTAŞ |