Bildim Dediğin Sürece İç Dünya Kapıları Mümkün Değil Açılmaz Anaman Kümesi Grup Toplantı Raporu
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 28885
Çoğul Ziyaretçi : 765812
İp Adresiniz : 38.107.179.220
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
İnsan Kendinden Hoşnut Olmadığı Zaman - İygder - 2011-04-23 16:55:47

                                            26.03.2011
İNSAN KENDİNDEN HOŞNUT OLMADIĞINDAN DOLAYI DIŞA DÖNÜK YAŞIYOR.

 

•    Herkes kendi hayatına döner ve bakarsa görür ki; sürekli birilerini küçümsemek, eleştirmek kesin olarak sıkıntı ve huzursuzluk getiriyor. İnsan neden buralara düşüyor? İnsan kendinden memnun olmadığından, kendi yaşayışından tatmin olmadığından dolayı dışarı çıkıyor ve otomatik olarak eksik ve ayıp arıyor. Bu durumdan kurtulabilmek için insan muhakkak kendine dönecek ve kendi ile iftihar edecek yüce değerlerle donanmaya çalışacak. Dikkat edersen, Allah(c.c.) sana o kadar güzellik vermiş. Ama sen bunları görmek ve değerini duymak yerine eksik ve kusurlu olan yönlerine bakıyorsun. Sonra da için iyice kararıyor. Hâlbuki sen, sana verilen güzellikleri görecek ve bunlar için şükredeceksin. O şükür hali sana güç verecek. Böylece sen de diğer eksiklerinle savaşacak gücü kendinde hissedeceksin. Yoksa insan bir ömür sıkıntılar ve şikayetlerle hayatını tamamlar.

 

•    Hayat içerisinde yakaladığın en ufak bir başarıyı bile takdir et ve büyüt. Kendi takdirinle kendini doldur. Yoksa insan sürekli büyük bir şeyler ararsa, aradığını bir türlü bulamaz. En ufaktan en büyük zevki duyduğumuz gün hayatımız cennete dönecek.

 

•    İnsanın kendisi değişmediği sürece “olmaz, yapılmaz” gibi şikâyetler ortadan kalkmaz. Sen istemedikçe sana kimse yardım edemez. Ancak sen ister ve karar verirsen sana yardım edecek birileri olur. Burada önemli olan senin güçlü isteğindir. Sen hastalıktan kurtulmak istemiyorsan doktor sana ne yapacak? İlaçları senin yerine o mu içecek? Ağzından isteğin kadar yaparım, ederim sözleri çıksın. İçinden bir yapamam endişesi geçti mi iş bitti…

 

•    İnsanın hayatında öğrenilmiş çaresizlik ve öğretilmiş çaresizlik önemli bir yer kaplıyor. Yani insan bir şekilde çaresizliğin içerisinde yaşıyor. Zaten hayatımıza döner bakarsak, mazeretler içerisinde yaşadığımızı görürüz. Onun için insan kendi aklından daha büyük bir akıl sahibine uyacak ki aklı büyüsün de kavramlara ve olaylara eleştirel bakarak, gerçek değerleri kendisi verebilsin. Çünkü çaresizlikten ve mazeretlerden kurtulabilmemiz için kafamızın çalışması gerekiyor. Aklı büyük olmayan insanların da değer yargısının çalışmasına imkan yoktur. Aklımızın büyüyebilmesi için de Abdulkadir Duru Bey’in fikrine sıkıca yapışıp Onun bütün tavsiyelerine uyacağız.

 

•    Gece uyuduğumuzda organlarımızı çalıştıran, şimdi bile ayakta durmamızı sağlayan bir güç var. O canlılığın değerini ne kadar biliyoruz? Ona, bize verdikleri için ne kadar teşekkür ediyoruz? Onu ne kadar merak ediyoruz. Zaten dikkatlice bakarsan, sana gövdesel ihtiyaçlarının isteklerini koyan ve karşılayan da yine O’dur.

 

•    İnsan ilişkilerinde bazı ilkeleri uyguluyor olman ve bundan da hoşnut olman iyidir ama bu, senin Allah’a iman ettiğin anlamına gelmez. Bunlar seni ebedi huzura götürmez. Nihayetinde ihtiyaçlarından bir kısmını karşıladın demektir. Biz, esas bizi vareden, yaşatan dayanağımız olan Allah(c.c.)’a iman etmeye gideceğiz ki, hiç kimseden, hiçbir sahada, hiçbir şey beklemeden yaşayacak bir güce ulaşalım. Demiyoruz ki öbürleri yapılmasın. Ama sadece duyumsal alem yetmez. Senin gerçekten güç sahibi olabilmen için Allah’a dayanman lazım. Bunun için de işe kendini tanıyarak başlayacaksın. Çünkü senin özün, senin derinliklerin her şeyden daha değerli. Sen Allah’ın insanısın, Allah indinde sen çok değerlisin. İşte bu değeri sen de kendine vereceksin. Onun için de yaratılışını temel kabul et ve seni bu değere ulaştıracak kişilik çalışmasını ve kişilik eğitimcisini çok ciddiye al.

 

•    İmanın belirtisi ferasettir, kafanın çalışmasıdır. Sen yıllardır ibadet ediyorsun ama kafan çalışmıyorsa senin koyundan ne farkın var? Çünkü kafanın çalışması ve zekânın hassaslaşması insanı ifade eder. Bunlar Allah’ın insana verdiği büyük güçlerdir. Kafası çalışmayan adam hiçbir şeyin gerçek yüzünü göremeyeceği için cahildir. Cahil adam alim olsa ne olur, zengin olsa ne olur?

 

•    Allah insana tüm varlığın bilgisini yüklemiş. Sen şimdi sadece bildiklerine bakıyor ve yanılıyorsun. Oysa sen Allah’a dayanırsan sonsuz ilim sahibi olursun.

 

•    Koca Ademoğlu “hava bulutlu, herhalde canım ondan sıkılıyor” diyorsun. İnsan iç dünyası, insan yapısı bilinmeyince iş şansa ve meçhule kalıyor. İnsan hali hazırdaki durumu itibariyle kendi can sıkıntısının kaynağını bile bilmekten çok uzak. Azıcık kendimize dönelim…

 

•    Başlıyorsun konuşmaya, “tarihte şu kadar keşif var, elektriği şu bulmuş, telefonu şu icat etmiş“  diye anlatıyorsun. Bunları anlatıyor olman seni kaşif yapar mı? Onlar bir şey bulabilmek için ömürlerini o sahaya vakfetmişler. Şimdi aynı şekilde ağzını açıyorsun ve Mevlana’dan, Yunus Emre’den Abdulkadir Duru hazretlerinden anlatıyor duruyorsun. Bu insanlar, insanlar huzur yüzü görebilsin diye kendilerini parçalamışlar. Şimdi sen bunlardan konuşmakla onlar gibi mi oldun? Onun için bu bir karar verme ve tercih meselesidir. Sen de onlar gibi olmak istiyorsan, kendini eğitme derdine düşeceksin. Yoksa onların vasıflarından sana bulaşan olmaz.

 

•    İnsan sahiptir. Ancak insan neyi ne kadar tanıyorsa o kadar sahip olur ve kullanır. Sahiplik tanımayı gerektirir.

 

•    Allah insana istediklerini yine kendi yapısındaki karar, iddia, azim, takdir, ciddiyet, hedef gibi güdümlerle veriyor. Yani neyi istiyorsan bu güdümlerini isteğinin gerçekleşmesi için kullanacaksın. Yoksa kuru kuru iste bakalım sonuç ne olacak?

 

•    Alışkanlıklar insanı esaretler altına alması nedeniyle büyük zarar verici olumlardır. Ne demek yemekte kola olmazsa, ben yemek yiyemem. Şu marka olmazsa giyinemem. Dikkat et, istediğin gerçekleşmezse sıkıntıdan çatlıyorsun. O zaman kendini şartlamaktan ve esaretlerden kurtar.

 

•    İlim sahasında gerçekten yeni bir şey ortaya koyan alimler vardır. Bir de “o şöyle dedi, bu böyle dedi” diyerek hep başkalarının sözlerini söyleyen alimler vardır. Bu grup turşucudur. Kendisi ortaya yeni bir şeyler koyan alimler ise turfandacıdır. Günümüz Müslümanlığı için de durum böyledir. Sürekli tarihteki büyükleri anlatan ama kendisi yaşayışında yeni bir şeyler ortaya koymayan turşucular vardır. Bir de kendisi bizzat yaşayışında o büyüklüğü gösteren insanlar vardır. İşte biz turşucu Müslüman değil, turfandacı Müslüman olacağız.

 

•    İnsan hep başkalarını düzeltmeye koşuyor, gücünün yetmediğini de fark ediyor. Halbuki insanın gücü kendini düzeltmeye yeter. Onun için aklını ve gücünü kendini düzeltmeye, insana yakışan değerleri kazanmaya kullan. Bin bilip hiç uygulamamaktansa, bir bilip bin uygulamak daha önemlidir. Mevcut gücünü kendinden şikâyet etmeye kullanacağına azıcık da kendindeki gücü açığa çıkarmaya, kendindeki güzellikleri görmeye kullan. Hiç mi güzel meziyetin yok? En azından Allah seni sevmiş ve insan olarak yaratmış. Bunu da mı görmüyorsun?

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara