Bir insanın kendini görmesi, inançlarının ne olduğunu anlayabilmesi, gerçek sevgi ve değerlerle dolan kalbin dilber diyarına yolculuk etmesi anlatmakla anlaşılacak bir şey değil.
Ancak yaşayan anlar. Allah’ım, indikçe derinlere kapalı kapılar ardındaki hırsızlar çıkıyor. Bir bir bunlardan kurtuldukça bu kalp Can can diye atıyor.
Derin derin aldığım her nefes bana yaşatanımı hatırlatıyor. Allah’ım! Bu sevgimi, bu enerjimi, insanlık yolunda, kişiliğimi geliştirmede kullanacağım.
Bakıyorum, doyumsuzluğum var. Bunu dışta değil, iç dünyama eğilmede kullandıkça kendi kendime yarışmaya başladım. Beni benden uzaklaştıran ikinci sesi duymuyorum.
Ustamın sesi, sözü, rehberim, yol gösterenim oldu. Daha önce önem vermediğim püf noktaları görür oldum.
Gözün görmediği ancak elimin ulaştığı yerleri, dolap altları, arkaları, çekmece içleri, uzanabildiğim yerleri tek tek silerken, aklıma da gelen şu oluyor: “ Bak bunlarda kalbinde görmediğin gizli kalmış noktalar gibi.
Ama takip edersen kendini görebiliyormuşsun. Yüce dostun inin derinlere dediği yerler buralar olsa gerek.
Bakıyorum yine diplerde bir şeyler var, buraları da müşavereyle halledelim diyorum.
Allah’ım ne büyük rahatlık. Huzur bulma yeri, kızması yok, kınaması yok. Eski hatalarıma “bunlar, gölge, eşya, bitki, hayvan sıfatındayken olmuş işler. Bundan sonra yapmazsın geçer gider” deyip üzerimden yükü almasını nasıl unuturum? Cananım her şeyden haberli.
Benim yaptığım; her şeyden haberi varken benim kaçarak kurtulmak istemem, esas kendime işkence ve esaret imiş. Kendimden kaçıp niye önümü keseyim artık?
Önüme gelen her engeli aşacağım ustamla. Dilber diyarına gitmek istiyorum.
Sultanım, benimle Yaradanımın arasında buluşma evi. Can ile cananın buluştuğu nokta.
Buluşmak Temennisiyle;
Güler Asiloğulları