| Bu Hafta Zuhal Hanım Kalfayız - Aysel Yiğit - 2011-04-08 14:29:09 |
Allah’ım ne güzel bir gün! Herkes heyecan ve coşkuyla geliyor. Bir hafta boyunca derslerini yapmanın gururuyla, göğsü kabarık, başı dik.
Muhabbet ve huzur akıyor yüzlerden, kucaklaşmalar, sarılmalar. Bir sarılan bir daha sarılıyor. Rabbim herkese nasip etsin bu arkadaşlığı, kardeşliği, bizlere de değer kıymet bilmeyi.
Bu hafta dersimiz; eğitim ilkelerimizden birini herkes kendi ihtiyacına göre seçecek ve uygulayıp burada hep birlikte paylaşacak.
Diğer taraftan Peygamberimizin “yumuşak huyluluğunu” talim ediyoruz.
Derya Hanım:
Daha benim tabağımda yemeğim vardı. Neden geciktiğimi anlamamıştım. Beyim sofra toplamada bana devamlı yardımcı olurdu. Bu kez yine yardımcı oluyordu. Ama ben yemek yiyordum. Onun sofrayı toplaması beni tedirgin etti.
Bu nasıl iş hiç böyle olmazdı. Acelemiz yoktu, bir yere gitmeyecektik. Beyimin bu tavrını anlayamıyordum. Baktım o bu olayın farkında değildi. Gayet doğal bir şekilde masadaki tabakları topluyordu.
Bu yanlışımı Allahım bana gösterdi. Bu da bana ders oldu, bir daha aynı şekilde ne eşime, nede bir başkasına yapmayacağım dedim.
Karşı tarafın rahat yemesi için en son sen kalkacaksın. Biri yemek yerken tabaklar toplanmaz, en son bittikten sonra hep birlikte sofra kaldırılır.
Esas güzel olan göze hoş gelen peygamberi çizgiye uygun olanda budur diyerek peygamberimizden hayatıma bir şey daha katarak karlı 1 hafta geçirdim.. Yola devam anlayış açıklığımız devam etsin.
Ziyade Hanım:
Ama kendimde fark ettim ki onları çağırıp talimat vermemek için kendimi zor tutuyordum. Mutfağa da hiç gitmedim, korktum karışmama dersimi yapamam diye ve bu derse devam kararı aldım. Zira eksiklerimiz çok imiş.
Güler Hanım: Güler hanım ve ailesi iyiye, güzele, doğruya hızlıca gidiyorlar. Çocuklar bir teklifle geldikleri zaman hemen yok demiyoruz. Önce onları dinliyoruz. Konuşurken artısı, eksisi çıkıyor yapabilmek istenen işin. Bakıyorum ki çocuk daha önce yapmak istediğini artık kendisi yapmak istemiyor.
Biz bu zamana kadar dar açılardan bakarak hem çocuklarımızı hem de kendimizi sıkıntıya sokmuşuz. Şimdi ise eğitimimde haftalık kendimize aldığımız derslerle hatalarımızı fark ediyor ve onları bertaraf ediyoruz. O zamanda yuvanda huzur ve mutluluk geziyor.
Artık benim dediğim değil, Peygamberim ne diyorsa o oluyor. Evimizde herkes bu durumdan mutlu ve mutmain.
Sevgi Hanım:
Dedim ki kendi kendime, onlar yerken gönüllü iştahlı yesinler, kalk yerinden Allahın insanı için biraz feragat et. Bu düşünce güç verdi. Bir başkasını kendinden önce düşünmek insana ne kadar huzur veriyor.
Sonrada 1 saat gövdemi dinlendirdim.
Hatun Hanım:
İçimizden biraz yorum yapsak, kötü düşünceler gelse de bunu dışa vurmadık ve insanların sevgisini bozmadık. En son çıkarken mutfakta kalan bulaşıkları yıkayıp çıktık.
Sonra da o anda bizi iç dünyamızda zor durumda bırakan yanlış düşünceleri ustamla tashihi yoluna gittik. Eğitimimize son hız devam ediyoruz.
Gülseren Hanım:
Eda kızımız:
Aldığım kararla birlikte sabah kalkar kalkmaz ilk işim üstümü giymek hemen ortalığı toparlamak oldu. Geçen annemler evde yoktu. Kardeşime ve kendime mükemmel bir sofra hazırladım.
Salatasına kadar vardı. Şöyle düşünüyorum. İnsanın kendinin her şeyden önce saygıya ihtiyacı var. Bunu insan önce kendine göstermeli. İnsanın kendine saygı göstermesi de ancak saygı duyulacak işler yaparsa oluyor.
Yani insan peygamberi çizgide giderse ancak kendine de, çevresine de böylelikle saygı duyabiliyor. Haftaya buluşmak ümidiyle.
Derleyen: Aysel Yiğit |