| Yaratılışa Uygun Yaşayanlar - İygder - 2011-04-03 16:58:37 |
05.03.2011
• İlmiyle amel eden kişi gün gelir bir gün yaptıklarından bıkar ve yapmayı bırakabilir. Çünkü o kişi sadece yapması gerektiği için yapar. Neyi neden yaptığından, yaptığının ne getirip götürdüğünden haberdar değildir. Ancak değerini duyarak yapan kişi yapmayı bırakmaz. Çünkü o kişi her yaptığında değer duyduğu için bir açısını daha fark eder. Onun içinde yaptığında mutlu, yapmadığında ise sıkıntısını hisseder. Bu sebepledir ki değerini duyarak yapan kişi ile sadece yapan kişi arasında yer ile gök arası kadar fark vardır.
• Peygamber Efendimiz İslam’ı tebliğ etmeye başladığında müşrikler Ona, yolundan dönmesi için her şeyi yapmışlardır. “İstersen sana para verelim, istersen başımıza emir yapalım, istersen de sana Mekke’nin en güzel kadınlarını verelim” demişler. Ama o yolundan dönmemiş. Sonra da yolundan dönmesi için işkence etmişler, kovmuşlar. Ama O yine de yolundan dönmemiş, şikayet etmemiş. İnsanların kırıldıkları yerlerde O sapasağlam durmuş. İşte ihlas budur.
• İnsan bir şeyleri yaparken veya yapmazken hissettikleri ve duydukları şeyler vardır. Kimi desinler diye yapar, kimi kınanmamak için yapar, kimi görev diye yapar. Bir de vardır ki iyice susamışızdır. Gideriz ve su içeriz. İşte bu ihtiyacı hissedip karşılamaktır ve doğallığında gerçekleşir. İşte iç dünya ihtiyaçlarımız da böyle doğallığında karşılanacak. Şimdi biz ihtiyaçlarımızı bu şekilde karşılamak gayretinde olacağız.
• İnsanların düştüğü bencillik hastalığının altında aşağılık duygusu vardır. Aşağılık duygusuna düşen kişi kendini sevemez. Onlar kendilerini sevip saymadıkları için de dünyada iyi, güzel yoktur. Bu sebepledir ki onlar güzeli göremezler. Etraflarında bin tane güzel olsa bunlar içerisinden olumsuz olan bir şey bulup çıkarırlar. Bu zihniyetin dünya ahiret huzur görebilmesi mümkün değildir. Oysa insan oluşta en kıymetli değer olarak yaratılmıştır. İşte insana bu yüceliği kazandıracak olan vasıflar, şahsiyet, şeref, izzet-i nefis, namus, vicdan, din ve özgürlük gibi değerlerdir. Biz bu değerlerle donanmaya koşacağız ki Allah’ın insanının ne kadar yüce olduğunu fark edelim. Bu yüceliği fark edersek aşağılık duygusundan kurtulma şansımız olabilir.
• Yaşama geçmeyen, lafta kalan sevgi naylon çiçeğe benzer. Görüntü var, koku yok, tat yok. Sadece ağızlarda kalan sevgi sahibine güzel duygular yaşatamaz. Lafta kalan sevgi naylon çiçeğe benzer. Gerçekten sevmeyen ve sevilmeyen insanın gerçek saadeti ve doyumu bulabilmesine imkan yoktur. Onun için, bizler iyi ve güzel dediklerimizi yapacak ve ne istiyorsak bizzat kendimiz yaşama geçireceğiz.
• Önemli olan insanın yola çıkmasıdır. Sen tutar da gözünü hemen zirveye dikersen şu an bulunduğun aşamanın gereklerini yerine getiremezsin. Hal böyle olunca da ilerleyemezsin. Önemli olan bulunduğun yerde gerekleri yapmandır. Sen yola çıkmış ol ve yolun gereklerini yerine getir, nereye kadar gidersen kâr, kârdır.
• İnsanın kendini beğenmesi demek bencillik demek değildir. Allah’ın biz insanlarına lütfettiği nimetleri görmek ve şükretmektir. İnsan kendinde var olan güzellikleri göremezse Allah’a nasıl şükredecek? Ancak bencil olanlar güzellik göremezler. Oysa kendindeki güzellikleri görerek beğenen insan, çevresindeki güzellikleri de görebilir, fark eder. Güzellikleri göremeyen zihniyetler ise hep olumsuz gördükleri için, sürekli şikâyet halinde yaşarlar ve şükredemezler. Oysa Allah(c.c.) seni özene bözene yaratmış. Sen eşref-i mahlûkatsın, yaratılanların en şereflisinin demiş ve öylece kabul etmiş. Böyle bir varlığı sevmeyelim mi canım?
• Senin aklın fikrin çalışırsa kâinatta tek değer olduğunu anlama şansı yakalayabilirsin. Allah’ın kâinatta sadece insana verdiği nimet olan aklın değerini bilirsen, kendi kıymetini de anlamış olursun. O zaman da şükredersin. Sen akıl denen mekanizmayı alıp kullanırsan, istersen cennete gidersin, istersen cehenneme gidersin. Seçim tamamıyla sana ait. Allah kuluna böyle bir güç vermiş.
• İmam-ı azam hazretleri hapiste vefat etmiş. Hallaç sözünden dönmediği için derisini yüzmüşler. Bunlar insanlık için çok önemli örnekliklerdir. Bu insanlar gerçek değerler için geçici değerleri feda etmişlerdir, gövdelerini bile. İmam-ı Azam hazretleri baş kadı olmak istememiş. Bilmiş ki orada ondan haksız kararlar vermesini isteyecekler. Ölümü göze almış ve böyle bir duruma ortak olmamış.
• Sen istediğin kadar okul, cami yaptır, öğrenci okut. Bunlar senin huzurlu ve doyumlu yaşaman için yeterli değildir. Sen bunları yaparken bir taraftan da gündelik yaşayışında aldatıyorsun, sözlerini yerine getirmiyorsun, emanetleri korumuyorsun. Bunlar senin gündelik yaşayışında yaratılışına ters yaşadığının belirtileridir. İnsan yaratılışının dışında yaşarken nasıl olacak da mutlu ve huzurlu yaşayabilecek? |