| AİLE SOHBET RAPORU - iygder - 2011-03-27 14:55:35 |
Bu hafta sohbetimize kitaplarımızı okuyarak başladık. Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri kitabımızdan, “İnsan Yapısının Mimarı” konusunu okuduk. Konu çok güzel denk gelmişti. Bizde birkaç gün önce babam, kardeşim ve ben yemek yerken bir yandan da sohbet ediyorduk.
Babam "anlatın bakalım nasıl gidiyor eğitim, uyguluyor muyuz eğitim ilkelerimizi?" dedi.Kardeşim biraz dertlenir gibi söze başladı;
Babam bu durumu yenmemiz gerektiğini söyledi. “fikir kitaplarımıza devam edersek her gün düzenli şekilde okursak boş şeylerin yerine zihnimiz eğitimimizle daha çok meşgul olur. Böylece bir hata yapacakken aklımıza prensiplerimiz gelir o hatayı engellemiş oluruz. Eğitim ilkelerimiz hata yaptıktan sonra pişmanlık duymamız için değil, hataları engellemek için, bizi huzurlu yaşatmak için var” dedi. Bu konuyu okuyunca bunları tekrar değerlendirmiş olduk.
Babam salondan çıktı, kitap okuduğum için bölemedim. Sonra baktım elinde meyve tabağı ile salona geri geldi. Kız kardeşime söylemek yerine kendi getirmişti. Meyveleri herkese ayrı tabaklarda hazırlayıp ikram etti. Bu davranış benim çok hoşuma gitmişti. Beklemeyerek aklından geçeni kendisi yapmıştı. Meyvelerin tadı ayrı bir lezzetli geldi.
Ne Arıyoruz (24–35) ve İş İçinde Eğitim kitabımızdan “Hayat Çizgisi Olanlar Mutludur” adlı konuyu okuduk. Hepimiz tekrar çizgimizi belirledik, amacımızı gözden geçirdik. Amacımız için daha çok çabaya ihtiyacımız olduğunu konuştuk. Eğitimin hayatımızdaki önemini sorguladık ve eğitimin zaten hayat demek olduğunu anladık.
Öğretmenlerinden hem derste hem teneffüste yararlandığını, onları hiç boş bırakmayıp devamlı sorularını sorduğunu söyledi. Beklemek yerine harekete geçmenin bize daha uygun olduğunu söyleyip bizi de bu konuda uyandırdı.
Kursa bir teyze gelip bize duaları tecvitli öğretiyordu. Kuran ı sırayla okuyup başka bir odada teyzeye duamızı okuyorduk. O gün sıra bana geldi Kuran ı okuyup diğer odaya dua vermeye gittim. Kapıyı açtım adımımı atmama fırsat olmadan odadakilerin sesi yükseldi. Beş on kişi vardı hocanın başında.
Hepsi bana dönüp açıklama yapmaya başladılar ‘çok sıra oldu.. kalabalık oldu.. biz okuyunca gel!.. vs. gürültüden herkesin lafı birbirine karıştı. Birkaç saniye içinde aklımdan ödevimizin bağırmamak olduğu geçti, Gül teyzemin bahsettiği midelerimizden sabır midem geldi aklıma. Hadi onu doyur dedim kendi kendime, bir özdenciye yakışır davran diyor bir ses.
Onların yaptığı gibi cevap vermemi bekleyen topluluğa baktım, gülümseyip sakince ‘peki’ dedim. Sonra geri adım atıp kapıyı yavaşça kapattım. Odadaki ses kayboldu. Dedem in bir sohbeti de kulaklarımda yankılandı. Peki diyene herkes eğilir demişti. Dost ne söylüyorsa bizim huzurlu yaşamamız için söylüyor. Mutluydum, hem ödevimi uyguladım, hem de sabır ve anlayış midem doydu.
|