| Özden Hanımların Çalışmaları - iygder - 2011-03-27 14:16:45 |
Abdulkadir Duru Beyi Anma Töreni Yazılarından...
Duru beyin insanlığa sunmuş olduğu pek çok ilkenin hayata geçiş seyrini kısaca özetleyelim:
• Derneğimizin Faaliyet Eğitimleri,
• Aile Toplantıları.
Genç kızlar meziyetlerine göre el işleri, ebru sanatı gibi uğraşları icra ederken, bir yandan da donanımlı bir ev hanımının bütün özelliklerini öğrenirler.
Onun dışında yapılan toplu işlerde:
• Dayanışmanın gücü
• Birlik ve beraberlik ruhuyla az zamanda çok işler yapmanın önemi
• Paylaşmanın zevki
• Kendini aşarak yaşamanın yolları
• Peki demenin, bir başa uygunun talimi
• Sahiplik taliminin her cephesiyle antrenman sahası
• Başladığı işi en iyi şekilde sonuçlandırma, yarım iş bırakmama mücadelesi
• Dikkati, iddiası ve gayretiyle çalışan zekâsını geliştirip, her türlü yeteneğe sahip olma gücü
• Yaptığı işler neticesinde güven telkin eden emin insan olmanın kuvveti
• Beceriksizliğin, çaresizliğin ve ben anlamam sözcüğünün arkasına sığınmaktan kurtulup, çareler üreten öz güven sahibi insan olmanın kıvancı.
Küçük yaşta eğitime başlayan erkek çocukları sofra kurma ve sonrasındaki temizlik işleriyle başlar, çekiç çivi tutmasına, boya badanaya kadar her şeyi öğrenirler.
İçinde bulunduğumuz pratik hayatın talimini yapan beylerimiz; her türlü tamirat, tesisat, boya işleri, bahçe işleri, eskileri değerlendirip yeni şeyler üretme gibi pek çok konuda kendilerini yetiştirirler.
Bunun yanında yine Duru beyin 5 li gruplar halinde tavsiye ettiği küme çalışmaları, bayanlar ve erkekler ayrı olmak üzere gruplar halinde faaliyet göstermektedir.
Erkek çocuklarımız, ayrıca gençlerimiz; izzeti nefislerine düşkün, mukaddesatından, peygamber çizgisinden ayrılmayan, milli ve ferdi şahsiyet iddiasıyla dolu, doğruluk ve güven temeli üzerine hayat çizgisini belirleyen bir eğitime tabi tutulurlar.
Türk- İslam bilinci, vatan-millet sevgisi, Peygamber aşkı… Bunun yanında söz, emanet, başladığı işi en iyi şekilde sonuçlandırma, asla yarım iş bırakmama, hayatın zorluklarıyla mücadele, paylaşma, tasarruf konusunda küçükten bilinçlenme, kumbara ve fon tutma, alış veriş bilinci, pazarlık yapma, grup çalışmasıyla organize ve disiplini öğrenme gibi pek çok konularda aileden eğitim alırlar.
Ailelerimiz; sadece kendi çapında çekirdek aileyi oluşturmakla kalmaz, geniş ailenin de bereketini yaşarlar. Büyüklerimiz, (anne- baba, anneanne, babaanne, dede) bizim için birer lütuf olarak görür, insanlığımızı yaşayıp manen doyuma ermede birer vesile kabul ederiz.
Anlayış, hizmet, hürmet, saygı midelerimiz doyarken evlatlarımızda bizlerden görsel eğitim alırlar. Hiçbir bayram bizim için tatil vesilesi değil, büyüklerimizi, sevdiklerimizi ziyaret ederek gönül alma vesilesidir.
Yine eğitim sayesinde anneliğin kutsiyetini ve ehemmiyetini öğrendiğimiz gibi hakkını da verme gayretindeyiz.
Yine Duru beyin “Fon kurma, eline sahiplik ve tasarruf “ konusundaki tavsiyelerini bilfiil uygulamaktayız. Grup içindeki kurduğumuz fonların dışında aile içinde fonlar oluşturulup denk bütçeler kurulmaktadır.
Eşler bir birleriyle müşavereli giderek, rastgele harcamadan uzak, gelir gider tablolarıyla düzene koyulmuş, tasarrufun uygulandığı denk bütçeyi yapmaktalar.
Fonlarımız ihtiyaca göre; “eğitim, sağlık, faturalar, yakıt, mutfak, ihtimal, ikram, dava” gibi oluşturulup, her ay düzenli, aynı miktarda ödemeleri yapılmaktadır. Borç alınacaksa dışarıdan değil, kendi fonundan alıp, aynı ciddiyetle de ödenmektedir. Çoğu ailemiz kredi kartı tuzağından kurtulmuş, eline sahip olmanın hazzını yaşamaktadır.
Daha açıkçası; edep, haya ve iffete olan düşkünlüğümüz, incelik, hassasiyet ve anlayış istikametinde ilerleyişimiz, doğruluk ve eminlik üzere, mukaddesat yolunda yaşayışımız saygıdeğerliğin gereğidir.
Toplumdaki bütün sancıların, ast, üst ilişkilerinin, makam kavgalarının, komplekslerin tek nedeninin, kişinin kendi kendisini saygıyla kabul edip, kendinden emin olmamasından kaynaklandığını Duru bey sayesinde öğrendik.
Bunu bilgi olarak belki her eğitimci söylüyor. Ancak biz onun eğitimiyle bunun yaşayış talimini yapıyoruz. Hiçbir makam sahibinin yanında etkilenerek “sıradan ev hanımıyım” kompleksine girmeyiz. Zira yerimizden, yolumuzdan, insanlığımızdan emin yaşadığımız için yanımızda malıyla veya makamıyla övünenlere karşı gayet rahat oluruz.
Ne milletimi ne devletimi suistimal edecek hiçbir şeye müsaade etmem.” diyerek sahip olduğumuz gerçek değerlerle övünürüz.
Kimi yazın yaptığı eriştesini, tarhanasını pazarlar, kimi dikiş makinesinin başında döktürdüğü hünerlerini, kimi yaptığı el işlerini, kimi arkadaşlarımız da ebru sanatını icra ettiği eşarplarını pazarlar.
Hiç olmadı eskileri değerlendirip yeni şeyler üretmek, elindeki imkânlarla en iyiyi yapabilmek, hemen hazıra dayanmak yerine kendi emeğiyle bir şeyler çıkarmak, israftan kaçmakta aile ekonomisine katkının diğer bir şeklidir.
Ayrıca, aile sohbetlerimizi düzenli olarak haftada bir gün gerçekleştirmekteyiz. Aile bireyleri haftanın bir günü bir araya gelip, bir birlerinin gözünün içine bakarak sevgi ve muhabbetle sohbet ederler.
Ailenin genel prensipleri, adabı muaşeret kuralları, peygamberimizin örnek hayatı, tam bir Müslüman’ca yaşayışın yolları meşk edilirken, uygulama esas alınır.
Aile içinden başlayan uygulama sahamız çevremize doğru yayılır. Evlerimiz en eşsiz saadet yuvalarımızdır. Eşlerimiz bizim için dünyanın en eşsiz insanları, evlatlarımız ise Allah(c.c)ın bize sunduğu en güzel emanetlerimizdir.
Eşlerin derdi, karşılıklı birbirlerine kendilerini ispat etmek değil, tuttukları amaçların, savundukları davanın yüceliğini yaşayarak bir birlerine ispattır.
İlk evlendiğimiz günkü heyecanımız yıllardır artarak devam etmektedir. Biz onlara saygıyla eğilirken, onlar da bizi Allah’ın emaneti olarak kabul eder, saygıda bizimle yarışırlar.
Saygıda yarış derken; tabii ki gövdenin ötesinde insanik meziyetleri kastediyoruz. Doğruluk, inan, güven, misafirperverlik, paylaşma, cömertlik, ikram severlik, hamiyetperverlik, sadakat, mertlik ve samimiyet gibi değerler adına eşler bir biriyle yarışırlar.
Kendi egolarını tatmin üzere bir birleriyle bencillik kavgasına değil, ortak bir değer uğruna yaşam mücadelesi verirler.
Zihin sadeliğini her zaman ön plana çıkaran Duru Bey, içinden “eyvah! Ne yapacağım, zamansız geldiler” gibi telaşın yerine, emin ve rahat bir şekilde misafiri kendine yük yapmadan ağırlamanın yollarını sunmuştur bize.
Tıpkı yemek yemeye ihtiyacım olduğu gibi manen doyum içinde temizliğe, düzene, intizama ihtiyacım var. Kimse gelmese, görmese de kendime olan saygımdan dolayı temiz ve düzenli olmak zorundayım, ilkesiyle hareket ederiz.
Önce kendimize olan saygımız, sonrada ev halkına olan hürmetimizden dolayı evin içinde salla parti, pijamalarla dolaşıp biri geleceği zaman en güzel kıyafetlerimizi giyip rol değiştirmeyiz.
Anda güzellikleri yaşama ve mutluluğu elde etmeyi bize öğreten, öğrenmekle kalmayıp bizzat hayatımızda yaşayarak tadını almamızı ve bunu bu gün, gümbür gümbür kıvançla ifade etmemizi sağlayan Abdulkadir Duru Beye, sonsuz şükranlarımızı yine onun bıraktığı eserleri hayata geçirmekle sunmak istiyoruz.
Minnet, Şükran Ve Saygılarımızla…
|