| Bu Hafta Hatun Başkandayız - iygder - 2011-03-18 14:21:16 |
Yine Ankara’ nın çeşitli yerlerinden gelerek aynı mekânda buluştuk. Bütün arkadaşlarımızda aynı heyecan, aynı zevk, neşe, sevinç, sıkı sıkı sarıldık birbirlerimize. Aynı davanın insanları olarak sanki Allaha diyorduk ki; bizi dünya ve ahiret te ayırma, hep seni meşk edelim. Peygamberimizin ahlakını yaşayalım.
Bu hafta herkes kendine seçtiği bir eğitim ilkesini uygulayacak ve tespitlerini bizimle paylaşacak. Konuşmak isteyenlerden alıyoruz.
Güler Hanım Kalfa:
Güler hanım bu hafta canlı, atik, pratik, gözleri ışıl ışıl ailecek eğitimi uygulamanın gururunu yaşıyor ve anlatıyor. Ailecek sabırlı hoşgörülü yumuşaklık ve mütevazı olma kararı aldık. Yumuşaklık ve mütevazılık benim zırhımdır. Olduya başım diklenecek olursa, aman diyorum bak çıplak kalırsın, sakın zırhını sırtından çıkarma. Oğlunun işyerinde yaşanan bir olayı anlattı. Gururlanarak oğlu iş için bir yere gittiğinde yanındaki büyüğe saygısızlık etmişler, gencimiz de dayanamamış saygısızlığı yapanın üstüne yürümüş. “Anne” diyormuş “ben kendi nefsime olsa biliyorum dersimiz sabırlı, hoşgörülü, olmaktı. Ama bir büyüğüme yapılınca dayanamadım.” Güler hanım ve ailesi zırhlarını takmış gidiyorlar.
Aysel Hanım Kalfa:
Kapıdan girer girmez mutfak karşıda, bulaşıklar lavaboyu doldurmuş ve ocak berbat. Bunları ben çıkmadan çok güzel temizlemiştim. Hemen dersim geldi aklıma ayıpları örtücü ol. Biraz kızlarımla oturdum hal hatır sordum onlarla muhabbet ettim.
Sonra kolları sıvadım. Kalktım mutfağa geçtim. Bir taraftan işimi yaparken, bir taraftan da ilk önce bana gördüğümü yapma gücünü sağlığımı, sıhhatimi veren rabbime şükür ettim. Arkasından bana gönül huzuru yaşatan, ayıpları örtücü olmayı uygulatan eğitimime ve eğitimcimize sonsuz şükürler, teşekkürler ettim. Bir taraftan da şu olgunluğa eriştiğimi de fark ettim, eskidende kalkıp gördüğümü yapıyordum.
Eğitim benim diyordum ama bana göre kusur işleyenlerin kusurunu kesinlikle onlara duyurmaya çalışıyor, o anda söylemesem de sonra mutlaka böyle yapmalıyız, şöyle olmalı diye söylüyordum. Bu sefer bunu da yapma ihtiyacını hiç hissetmedim.
Eğitim benim eğitimim, ben ayıpları örtücü olacağım benim insan olarak görevim bu. Karşımdakilerde kendi eğitimine bakar. Hem dışarıda herkesin ayıbını örtmede hassasımda, bunu neden en yakınlarıma yapmayayım dedim.
Hani Peygamberimiz koskoca Bedir savaşından dönerken diyor ya, “küçük cihaddan büyük cihada gidiyoruz. O da nefsle mücadeledir.” İşte biz diyorum günlük hayatımızda bu cihadı yapıyoruz. Hiç bitmeyen neşemde oradan geliyor.
Yemeğe başladık çok koyu sohbetteyiz, o sırada eşimin boğazına bir şey kaçtı öksürüyor. Bir taraftan da aldı suyu içti, sonra başladı takdire böyle hanım sevilmez mi, takdir edilmez mi diye. Ben suyu getirdiğim anı hatırladım. Bu arada benim de boğazıma yemek kaçtı. Bende tıkanınca alıp kalan suyu içtim ve bir taraftan da düşündüm, demek ki anını yaşamak bu olsa gerek.
Allah sana gerekeni duyuruyor. Anını yaşarken fark ediyorsun ve Allah’ın dediğini yapıyorsun. O anda ihtiyaç olacakmış Rabbim duyurdu. Demek ki hayatın her alanında dikkatimizi kendimize verirsek anımızı yaşar, gerekliyi görürüz.
Nuran Hanım:
Oldu ya bir arkadaşım hakkında olumsuz bir şey duydum, hemen ilk şunu düşünüyorum, “burası iyi insanların yeri değil, iyi olmak derdin de olan insanların yeri. Peki, iyileşmeye çalışırken hatalar, eksikler olabilir. Benim görevim hemen hatayı bertaraf etmek, varsa o olumsuz yaşanan olaydan dersimi almak.
Yoksa üstünü kapatırım, eğitim ilkelerimi yaşamanın huzurunu mutluluğunu yaşarım. Gittikçe de hatalarımızı en aza indirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar alışkanlıklarımız, huylarımız bizi yöneltti. Bundan sonra da, özümüz bizi yöneltecek ve peygamberi ahlakın yaşayıcısı olacağız.
Neslihan Hanım:
Otobüse biniyoruz saygılı olsun diye beklediğimi gördüm. Bunu fark etmemle birlikte dedim ki kendime “kimseden öyle çok güzel hareketler bekleme. Bunu sen yap”. Olduya kızdım birine hemen dönüp kendime çıkışıyorum, “sana ne oluyor, onu Allah yarattı. Sen kim oluyorsun ki beğenmiyorsun”.
Bu anlayışımla birlikte insanlara kızmayı bıraktığımı fark ettim. Hani gidip boyunlarına da sarılmıyorum ama çok şükür kızmıyorum da. Dolaylısıyla bir baktım kızmayınca anlayış, hoşgörüde beklemiyorum.
O sırada biri daha geldi. Ama bakışları hoşuma gitmedi. Bende karar almıştım, “bulunduğum yerden iyi günler demeden çıkmayacağım” diye. Ben düşünürken sert bakışlı dediğim bayan “iyi günler” deyip çıkmaz mı? Eyvah dedim o benden önce davrandı. Demek ki beklemeden, ön yargısız biz yaparsak huzurunu da biz yaşıyoruz.
Küçük Eda Kızımız:
3 kez ve hiç öf demeden kızmadan. Arkadaşlar şaşırıyorlar, “hayırdır Eda sana ne oldu?” diye. Sonra bir baktım ben hocama bakış açımı değiştirince hocanın yumuşaklığı sevecenliğini fark ettim. O zaman kendi kendime dedim ki, “sen bu hoşgörü ve beğenim gözlüklerini gözünden hiç çıkarma”.
Elif Hanım:
Gece 12’ye kadar hareket halindeyim. O zamana kadar kimin neye ihtiyacı varsa koşturuyor, sonrada vicdanı rahat olarak uyuyorum. Yaptıklarımdan ki, bunları ben yapacağım. Lezzet alarak, yüksünmeden, tek bir rıza doğrultusunda zevk almak istiyorum.
Onun için gönlünü ala ala kaldırıyorum. 1 gün boyunca oda huzurlu bende. Birine bir şey söyleyecek olsam aklıma geliyor hemen. Sözleri kendine konuş kendine dinle senin kimseyi eğitme yetkin yok.
Bunun gibi bizi yeri geldiğinde susturan yeri geldiğinde konuşturan nerde ne yapmamızı öğreten bir eğitimimiz var. Yani günün her dakikasında, her ilkeyle karşılaşmak ve uygulamak mümkün.
|