| İnsan Olan Asla Bir Başkasının Zor Durumundan Yararlanamaz - - 2011-03-18 13:42:37 |
Seyrettiği belgeselden çok etkilenmişti. İyi ki de güncel sinema filmlerinden birini değil de hayvanlarla ilgili bir belgesel cd’si almıştı.
Ne kadar doğru bir tercih yaptığını belgeseli seyredince anlamıştı. Tam bunları düşünüyordu ki karşıdan arkadaşları Ali ve Kemal’in geldiğini fark etti.
Selamlaştılar, hal hatır ettiler. Sonra aynı yöne doğru beraberce yürümeye başladılar. Biraz sonra Ali, bir miktar parası olduğunu ancak istediği tarzda bir ev alamadığını söyledi. Sonra sözü Kemal aldı ve arkadaşının seksen bin YTL’ye çok güzel bir ev aldığını söyledi.
Ali Kemal’e sordu.” Nasıl olurda öyle bir yerden bu kadar ucuza ev alınabilir?” Kemal cevapladı:” Allah nasip etti kardeşim. Evi satan kişi sıkışmış ve acil paraya ihtiyacı olmuş. Arkadaşım da bastırmış parayı satın almış evi.”
Arkadaşlarının konuşmaları onu çok etkilemişti. Biraz önce seyrettiği belgeselde de aynı tarz sahneler olduğunu hatırladı. Aslan ceylanı ya dalgın anında ya da zor anında kapıyordu ama bu hayvanların sıfatıydı.
Sonra düşündü:” İnsan demek; incelik, hassasiyet demekti.” İnsan olan asla zorda kalmış birinin zaafiyetinden yararlanamazdı. Bunları düşünürken arkadaşları ile vedalaşarak başka bir sokağa sapmıştı.
Yıllar önce buna benzer bir olayı kendisi de yaşamıştı. Çok sıkışmıştı, yaklaşık sekiz milyar liraya ihtiyacı vardı. O ara bu kadar nakit parayı denkleştirememişti.
Geriye tek bir seçenek kalmıştı. O da arabasını satmaktı. Arabasının değeri on dört milyar liraydı ama durum gereği on bir milyar veren de olursa satabilirdi. Hemen arabayı pazara çekti, “ACİL SATILIK” ilanını da arabasına astı.
Orada yanında bulunan diğer satıcıya bu durumun nedenini sordu:”Bey amca neden çok kişi fiyat sormasına rağmen çok düşük fiyat veriyorlar?” Bey amcanın söylediklerinden anladığı şunlardı.
O “acil satılık” yazdığı için insanların iştahı kabarıyordu.
Şevket Amca: “Arabayı sattığına göre daha iyi bir araba alacaksın sanırım” dedi. O ise durumu kısaca izah etti. Sekiz milyar liraya ihtiyacı olduğunu ancak arabanın bunun üzerinde etmesine rağmen çok düşük teklifler geldiğini anlattı.
Yüzünde ilginç bir gülümseme beliriverdi Şevket Amca’ “Arabayı bana satar mısın?” diye sordu. O da satabileceğini söyledi. On milyar lira verirse satabileceğini belirtti.
Şevket Amca “Yok oğul bu paraya imkân yok ki alamam” dedi. Kendi kendine Şevket Amca’nın da bu durumdan yararlanmak istediğini düşündü. Sonra ona dedi ki “ Bak oğul insan olan asla bir başkasının zor durumundan yararlanamaz. Şimdi sen zor durumdasın eğer ben bu durumu kullanır ve arabanı ucuza alırsam insanlık noktasında ölmüş sayılırım ve kendi kendime saygımı yitiririm.
Şurada bir kaç kuruş kar elde edeceğim diye insanlığımı feda edemem. Şöyle araştıralım arabanın gerçek değeri ne ise onu sana veririm.” Bu cümleleri duyunca çok şaşırmıştı. Sonra şaşkınlığı bir kat daha arttı.
Şevket Amca:”İstersen başka bir teklif daha yapayım. Senin ihtiyacın olan parayı sana vereyim; sende bana bu miktarı ödeyince geri arabanı alabilirsin” dedi. Ne düşüneceğini bilemedi. Şevket Amca’nın anlattıkları içini ısıtmıştı.
Meğer Şevket Amca aslan sıfatında değil de insan sıfatında davranmıştı ona. Bunu ancak şimdi anlayabiliyordu. İnsan olan güçsüzün elinden tutup ayağa kaldırmalıydı.
Güçsüze bir tekme de insan atmamalıydı. Bunu doğada hayvanlar, sıfatları gereği zaten yapıyorlardı. Oysa kâinatın en değerli varlığı olan insanın böyle bir şeyi yapması son derece ilginçti.
Şimdi iki olayı kafasında değerlendirdikten sonra insan olduğu için şükretti. İnsanların gerçek ölçüleri olmadığı için bu şekilde davrandığını, gerçekten bu yapılanın ne kadar kötü bir davranış olduğunu bilseler, bu tarz olayların yaşanmayacağını anladı.
Böylece durumu değerlendirince onlara karşı da herhangi olumsuz bir şeyler hissetmediği için şükretti. Eğer kınarsa muhakkak başına gelirdi.
Gerçekten insan olursa o da Şevket Amca gibi etrafına huzur saçacağını, kendi kendini saygıyla kabul edeceğini düşündü. Bu ne büyük bir mutluluktu. Bundan sonra hayatını gerçek değerler ışığında yaşaması gerektiğini, bunu cidden istediğini fark etti. Kendi kendine bir parola belirledi:
Kâinatta insan kadar değerli bir varlık yok. Allah seni en değerli yaratmış. Onun için kendi kendine saygını yitirecek, küçük düşecek hiçbir olumun parçası olamazsın. İnsan şerefinin zerresi kâinatın topuna bedeldir…”
|