| İnsan Hayatı Güven Üzerine Kurulmuş Bir Saraydır - İygder - 2011-03-14 15:20:23 |
19 ŞUBAT 2011
“İNSAN HAYATI GÜVEN ÜZERİNE KURULMUŞ BİR SARAYDIR.”
• İnsan öncelikle kendine dönecek, kendi yapısını tanıyacak. Allah’ın insana bahşettiği gücün farkına varacak ve bu güce inanacak. İşte o zaman insan kendine güvenir. Kendine güvenen insan da çevresine güven verecektir. İşte bu durum insanın hayatını güven üzerine bina etmesi demektir. Çünkü, ancak kendine güvenen insan, kendini sayabilir.
• Güven insanlar arası iletişimde sosyal bir ihtiyaçtır. Bir yapıp, bir yapmamak güven sarsar. Herkes iş yapıyor veya yaptırıyor. Önemli olan işin en güzel şekilde yapılmasıdır. Şurada bir masa var. Kaldırılacak. Arkadaşımızın birisi geldi ve bize yardım etti. Onun ne niyetle yaptığı bizi ilgilendirmez. Aynı şekilde biz de bir iş yaptığımızda sağlam olmasına bakacağız. İşin ihlas kısmı başka bir şey. Kişi kendine döner ve neyi ne niyetle yaptığını fark etmek ister. İşte bu durum ancak ihlas yolunda giden kişiyi ilgilendirir.
• Herkes sevginin edebiyatını yapıyor. Ama ortada seven yok. Şu bir gerçek ki sevgi ciddiyetle doğuyor ama güvenle yaşıyor. Biriyle tanıştık. Gayet iyiydi. Sevdik ve beğendik arkadaşı. Ancak, bu ilişkide biz verdiğimiz sözleri tutmazsak, randevularımıza gecikirsek, sır tutmazsak yani güven sarsacak işler yaparsak karşı taraf bizi sever mi? Bunları bize yapanı biz sever miyiz? Bu sebepledir ki ilişkilerimizde temel, güven olacak. Yoksa ömrümüz boyunca dost ararız.
• İnsanların ağzından çıkan sözleri yaşayıp, yaşamadığına bakma. Sen söze bak. Söz doğru mu değil mi? Bir rahatsızlığımız var. Arkadaşın biri de bu rahatsızlıkla ilgili bir ilaç tavsiye ediyor. Sen al ve kullan, ne yapacaksın adamın kullanıp kullanmadığını?
• İnsanlar hep çok ileriye veya da başkalarının sahip olduğu değerlere baktığından, kimse şu an elinde bulunan değerlerin farkında değil. Hal böyle olunca da şükür duygusu ortaya çıkmıyor. İnsan sahip olduklarını fark edecek ve değerini bilecek ki ortaya tatminkarlık çıksın.
• Bizim şu an üzerinde durduğumuz konular, toplumun kesinlikle üzerinde durmadığı konulardır. Biz söz verdiğimizde tutmaya, başladığımız işleri en güzel şekilde sonuçlandırmaya, doğru, dürüst ve mert insan olmaya çalışıyoruz. İşte bizim ilkelerimiz bunlardır.
• İnsanın sahip olduğu değerleri görerek şükretmesi bencillik değildir. Adım Ahmet deyince bencillik mi oluyor? Bencilliğin içinde, bende var başkasında olmasın zihniyeti vardır. Allah sana sahip olasın diye ne kadar yüce değer nasip etmiş? Şimdi sen kendine dönecek ve Allah’ın bize lütfettiği bu değerlerle donanacak ve kendinden emin olarak yaşayacaksın. “Allah’ın izniyle hayatımı güven üzerine bina ettim, kimseyi aldatmam, kandırmam” demek nasıl bencillik oluyor?
• İnsan kendinden emin olarak yaşamadığı için kırılıp, inciniyor. Seni inciten aslında karşısı değil, senin kendinden haberdar olmayışındır. Biri sana yalancı dediğinde yıkılıp gidiyorsun. Neden? Çünkü, sen yalancı mısın, doğrucu musun, kendinden haberdar değilsin. Sen kendinden emin olsan yalancı olmadığını bilirisin ve karşı tarafa da kızmazsın. Senin adın Mehmet, biri sana Ali dedi ne çıkar? O zamanda anlarsın ki kim ne söylerse kendini söyler… Onun için ezbere yaşayışı bırakacaksın.
• Bugün insanlık hep beraber neden geçici değerlere koşuyor? İnsan kendi yaratılışındaki değeri ve yüceliği göremediği için dış dünyada kendine lazım olan değerleri elde ederek değerleneceğini zannediyor. Onun için de insanlar maddeye, makama ve şöhret sahibi olmaya koşuyorlar. Bu durumdan çıkmanın tek bir çaresi var. Yüceliğine ulaşmış bir insana bende olacaksın ki sen de selden çık ve insanlık şerefine ulaş. |