| Fikrimiz Açısından İnsan ve İhtiyaçları - İygder - 2009-12-18 02:53:55 |
14 MART 2009
• Allah bizi gölge, eşya, bitki, hayvan değil, tüm bunların sahibi insan olarak yaratmış. İşte bunun değerini çok iyi duymalıyız.
• Mesleğimiz takdirkârlıktır. Bizim işimiz önce kendimizden başlayarak ne ile ilişkimiz varsa onu değerlendirip, iyinin de kötünün de kıymet değerini kesinleştirmektir.
• İnsan doyumlu ve sevgi dolu yaşadığında kusur göremez.
• İnanmadan evvel tespit ile bir dene, kendin tecrübe etmeden bu tamam deme…
• Bütün mesele şükürdar olmaktır.
• İnan güven sarsan insan noktasında yaşayamaz. Ancak şahsiyetli insanlar noktalarında yaşarlar…
• Her insanın bir yeteneği, bir farklılığı vardır. Gerçek olan budur. Peygamberimiz çok gerçekçi olarak hayata baktığı için her insanı yeteneğine göre değerlendirmiştir.
• “Bir gün ormanın içinde bir ama yolunu nasıl olmuşsa kaybetmiş. Ormandan nasıl çıkacağını düşünüyormuş. O arada birde kötürüm âmâya ne yaptığını, neden dertli dertli düşündüğünü sormuş. O da yolunu kaybettiğini anlatmış. Sonra bakmışlar birisi kötürüm, diğeri ama… Sonra birden kötürüm âmâya yolu bildiğini söylemiş. Ancak ayakları olmadığı için o da çıkamıyormuş. Âmâda demiş ki ben seni sırtıma alayım buradan çıkalım demiş. Gerçekten de ikisinin çalışan uzuvları sayesinde birlik olmuşlar ve oradan çıkmışlar.”
• Sahiplik demek, herkese bir şeyler emretmek demek değildir. Her varlığı adaletle ve ihsanla idare etmek demektir. Varlıklardan istifade edebilmemiz sahiplik yapabilmemize bağlı, düzen intizama bağlı.
• Hayatta en değerli varlık bensem ve bütün varlıkların sahibi isem bu sahipliğimin gereklerini yerine getirmek zorundayım. Bütün varlıklar bana hizmet ediyor evet ama ben bunun gereklerini yerine getirdiğim zaman oluyor bu… Ben her şeyimi bir düzene koyarsam ancak faydalanabilirim her şeyden…
• Canlı çiçeklerin sulanma, bakım gibi bir gereği var. Ama naylon çiçeklerin böyle bir bakıma, zahmete ihtiyaçları yok. İşte hayatta da rol yaparak yaşıyoruz. Her şeyimiz üstten, yapmacık. Evet, bu zahmetsiz oluyor ama gerçek çiçekten aldığımız güzelliği, kokuyu onlardan alamıyoruz. Eğer biz duyumsal âlemde yaşıyorsak her gereği eksiksiz yerine getireceğiz…
• Yaşamımızda görürüz, yeni başlayan arkadaşlıklar ilk zamanlar doyumlu, huzurlu, saygı çerçevesinde geçiyor. Fakat zaman geçtikçe bu tür durumları görmek zor oluyor güya samimiyet, “o bizdendir” yanlış anlayışıyla ilk zamanlar dikkat ettiğimiz şeylere dikkat etmiyoruz tabii olarak da ilişkimiz yüzden oluyor. İşte yaşantımızda da gerçek çiçeği bakımsız bıraktık ve öldü. Huzursuzluklar küçük diye önemsemediğimiz şeylerden ortaya çıkıyor…
• Ben kimseye değer vermediğim sürece kimseden değer göremem. Kendini değerli kabul etmeyen başkasını değerli kabul edemez. Onun için önce kendini değerli görmeye, kendi değerini artırmaya koşacaksın. Kendi ile barışık olmayan kişi kimseye değer veremez.
• Kendin için özel dediğin iç dünyanı Eğitimcinden başka kimseye açma. Çünkü senin anlattığın işin değerini Eğitimcinden başka kimse hakkıyla bilemez. Birde senin içini geçirebilme tehlikeleri var.
• Sen kendini derinliklerinden beri kendini tanıyıp Allah’ın halifesi olduğuna iman etmeye çalışacaksın.
• Eğitimcimizin dünya ahiret tek amacı vardır. O da beni insanlık şerefine ulaştırmaktır. Ne yaparsa bunun içindir. Eğer bu şekilde sonsuz bir güven olmazsa Eğitimciden yararlanılamaz. İnsanın da kendine inanmasının ve kendi ile barışmasının da başka bir yolu da yoktur.
•Eğitimciyi insana gerçek dost yapan unsur onun dünya ahiret hiçbir şey beklememesidir. O, dünyada ne madde, ne makam, ne şöhret beklemediği gibi ahirette de sevgi, saygı da beklemez.
• Eğitimcimiz bizim sonucunda küçük düşeceğimiz, izzet-i nefsimize zarar gelecek hareketlere kalkıştığımız zaman bize müdahale eder. Bu müdahalenin bir kalıbı olmaz. Kimi zaman çok sert bir söz, kimi zaman hiçe sayar, kimi zaman da bizi pışpışlar. İşte biz eğitimcimize çok güveneceğiz ki hiçe sayıldığımız zaman diyeceğiz ki bu insan beni hiçe sayıyor ki benim var olmam için iddaya getiriyor.
• Bir sürü güzel vasıflarla dolmuş olabilirsin ancak buna kontrol sağlayamadığın zaman sana zarar verir. Güvendiğin, inandığın birisi olacak ki senin bu güzel diye yaptıkların belki seni dönülmez bir bencilliğe götürüyor, bunu sana gösterecek…
• İstediğin kadar güzel meziyetlere sahip ol. Eğer bunları Allah’a dayamazsan benliğini büyütürsün haberin bile olmaz. Onun için insanın amacı her şeyi Allah için yapmak olacak.
• Yüce olan insanın gövdesi değildir. Yüce olan Allah’ın insanlık tecellisidir.
• Yüce insanı takdir etmekten, değer vermekten amaç kendi yüceliğimize ulaşmaktır.
• Düşün ki iflas ettiniz. İcra memurları kapınıza dayanmak üzere. Evde çoluk çocuk büyük bir sıkıntının içerisindesiniz. Kafanızın içinde olabilecek felaket senaryolarını ve mahcubiyetleri düşünüyorsunuz. Kapı çalıyor ve her şeyin bittiğini düşünüyorsunuz. Bir de bakmışsınız ki yakın bir arkadaşınız sizi ziyarete gelmiş. Sonra siz durumu anlatmaya çalışırken bir de öğreniyorsunuz ki arkadaşınız sizin borcunuzu ödemiş. O anda arkadaşınıza karşı ne hissedersiniz? İşte buna minnetli sevgi denir. İnsan kendisine her şeyi veren Yaşatan’ına da en az bu kadar minnetli bir sevgi duyacak.
İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği |