| Güç ve Güven - İygder - 2011-02-28 14:47:08 |
GÜÇ VE GÜVEN
Kişi eğitimde güç bulmadan gelişmeyeceğine göre, kişilik eğitimi deyince her şeyden önce, kişinin güçlenmesi, güven bulması akla gelir. Güç ve güven bulamayanın eğitiminden söz edilemez.
Günümüz insanları çoğunlukla gölge gibiyse, bu hal istemeden içine düşülen durumdur. Bu da gücün, kuvvetin tamamen bittiği, güven kalmadığı yerden türer. Yani istemeden düşülen bu durum, bunalım batağının ta kendisidir.
Böyle bir bataktan çıkabilmek ancak güç ve güvenle olur. Bu konudaki güç ve güven öyle bir âlemdir ki, onu bulan insan bütün münasebetlerini sağlamlaştırır.
Kişilik eğitimi, kişinin her açıdan sağlamlaşmasından başka değildir. Bu sağlamlık, toplumsal ve iktisaden kalkınmanın tek çaresidir.
Bu kadar geniş bir saha bireysel eğitimin küçümsenmesine sığmaz. Problemlerimizi halledecek, kişilik eğitimidir. Günbegün saat ve saat toplumumuza yaralı olabilmemiz kişilik eğitimine hayatımızın en önemli eğitimi eğitimi gözüyle bakalım.
Görevler, kabiliyetler değişik olabilir, hatta tedirginliklerde. Bizce bütün mesele kişilik eğitiminin sonucunda oluşan şeref hepimizin hedefi olmalıdır. İnsanın hedefi şereftir. Öyleyse her insanın hedefi şereftir.
İman âlemin buna hayır denmesi mümkün olmayan tek isteği ŞEREFLİLİK isteğidir. Bu hiç kimsede değişmez. İnsanlığın derin tutkusu olan şeref isteğini gerçek anlamıyla tanıtmak, bu ulvi isteğin çizgisine getirmek her gücü yetenin vazifesidir.
Tek ele terk edilmemeli. Tek bir elden gayret görülürse, ona maledilmek cehline düşülür. Oysaki şeref her insanın kendi malıdır. Herkesin malına sahip olması zaruridir.
Kişiliği olmayan insan ne olursa olsun, cereyanı bağlanmamış tesisata benzer. Her şeyi tamam bile olsa mekanizma çalışmaz demektir. Kişilik yarım olsa, çalışırken tutukluk yapar, iş karışır. Hepimiz can yürekten kişiliğimizi görmek istiyoruz! Ne var ki kişiliğin ne olduğunu bilmeden şahsiyet olmaya çalışıyoruz, onun için kişiliksiz şahsiyetler insanların kafalarını yoruyor.
Bunca kafalarda şikâyet konularına olmaktan öte geçilemiyor.
Gerçek şerefe, basamaklara çıkmak isteği ile ezilir. Biz topal karınca gibi yola çıkmışız. Tasvip etmeyen Süleyman varsa o da hiç olmazsa ibret alır. Birinci basamağa ayağımızı attık. Bu basamakta eğitim eğitim eğitimdir! Ne desek diyelim, fakat dersimizi ihmal etmeyelim. Sözümüz ihtiyaçlılara.
Esas ayağı yere basmak samimiyetle olur. Samimiyetinde g kapısını zaten geçen yazımızda anlatmıştık. Bir vasıta ile kişiliğe girişimi anlatmaya çalışıyoruz.
Bu bir gerçekçiliktir. Takdir meselesi ancak insan olduğumuza kabul ediyor muyuz insan olduğumuzu kabulde samimiyiz? Samimi değilsek, önce insanlığımızda kendimize samimi olmamız gerekir. Bu kesin inanç olmalı ki bizde vücut bulsun. |