Bildim Dediğin Sürece İç Dünya Kapıları Mümkün Değil Açılmaz Anaman Kümesi Grup Toplantı Raporu
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 28885
Çoğul Ziyaretçi : 765760
İp Adresiniz : 38.107.179.216
İygder - Makaleler - Bize Gelenler
Akıl ve Güzel Ahlak - Uysal Önder - 2011-02-19 17:54:46

                                                    DERİN DUYGULARIN SIĞ İFADESİ

                                                            AKIL VE GÜZEL AHLAK


Doğruluk, dürüstlük, adalet, hakkı savunmak ve korumak, sevmek, cesaret, cömertlik, çalışkanlık, namuslu olmak, vaadlerini yerine getirmek, sözünde durmak, emanete sahip olmak, temiz-tertip ve düzenli olmak, diğer insanları kendisi gibi görmek, tüm canlılara şefkat ve muhabbet içinde olmak vbg…

 

Güzel ahlak diye nitelendirdiğimiz bu insanlık değerleri, diğer hiçbir canlıda görülmeyen sadece insandan tezahür edebilme özelliği ile, insanın insan oluşundan, doğasından gelen itişlerin oluşturduğu değerlerdir. Her insan bu değerlerin itişini içinden duyar. Duymuyorum diyenlerin şikayetlerine beklenti ve özentilerine baktığımızda da temelde aranan ve istenilenlerin bu insani değerler olduğunu yine kolayca tespit ederiz.

 

İnsanın kendine özgüven ve saygı duyması hatta diğer insanlarla ilişkilerinde onlara güven verip saygı uyandırmasıda güzel ahlak dediğimiz bu insanlık değerlerine bilinçli sahip olunmasıyla mümkündür.

 

İnsan gövdesel vücudunun itişlerini ve ihtiyaçlarını (yeme, içme, giyinme, barınma vbg.) karşıladığı gibi insan oluşundan kaynaklanan itişlerinide farkedip, duyup bunlarında ihtiyaçlarını güzel ahlak dediğimiz besinlerle doyurması gerekir. İnsan sadece fiziksel vücudunun ihtiyaçlarını karşılamayı esas alırda insan oluşundan kaynaklanan itişlerini farketmeyip, onları bilinçi doyurma yoluna gitmezse; hem kendinde hemde toplumunda madde yığma hırsı, yalan, çarpma, kapma, güçsüzleri ezme vbg. olumsuzlukların oluşmasına neden olur. Sonuçtada orman yaşantısının şüphe, tedirginlik ve korku dünyalarının içinde kendini bulur.

 

Her insan bilsede bilmesede temel arzu olarak kendi kendinden, toplumundan huzurlu ve mutlu yaşamayı istemektedir. Halbuki kendini sadece gövde zannederek maddi değerler temin etme ve onları yığma peşinde koşarak mutlu olacağını zanneden insanın, hayvan benzerliğindeki yaşayış düzeyinin varacağı sonuç ise insani huzur ve mutluluk olmayacaktır.

 

Huzur ve mutluluğu arayan, bunları yaşama potansiyeli ve hakkıda olan insan neden diğer varlıklardan farklı olarak insan oluşuna yönelik bu itişlerini duyamıyor ve de ihtiyaçlarını karşılayamayarak huzursuz ve mutsuz yaşıyor?

 

Bunun nedeni bizce; İnsanın hayvandan farklı yapıda olan akıl mekanizmasını kendi huzur ve mutluluğu yolunda devreye sokmadan insani huzur ve mutluluğa ulaşacağını zannetmesinde yatmaktadır.

 

İnsanı hayvandan ayıran en büyük özelliklerden biri, akıl dediğimiz mekanizmasıdır. İnsan aklının çalışmasının ölçüsüde, takdir edebilme gücü olarak ifade edilir. İnsan kendi aklıyla takdir edebilendir yani değerlendirendir. Önce insan oluşunun, diğer varlıklardan farkını, kendi duygularını, içgüdülerinin daha derinliklerindeki insani duyumlarını farkederek bunların itişlerini net bir şekilde duyarak doyurmanın bilinçli çabası içinde olacaktır. İnsan bu çalışmanın içinde yürürken insani değerlerin (güzel ahlakın) etkisini yaşantısında kendi doygunluğu doğrultusunda gördükçe dahada artan bir ehemmiyetle bu değerlere sahip çıkacaktır. İnsan diğer varlıklardan farkını, yaşadığı bu güzel ahlak değerleriyle ortaya koyarken bunların getirilerini yokluklarıyla düştüğü olumsuzluklarını daha belirgin ve koyulaşmış bir halde tespit edecek ve daha büyük ehemmiyetle bu değerleri yüreğinde duyarak yaşar hale getirecektir.

 

Bu durum insanda, hayvandan farklı hissediş, seziş ve insani değerlerden tad almak hallerini oluşturacaktır. İşte insan aklının değerlendirmesi sonucu hayvan benzerliğini aşıp insani seziş ve tadlarla güzel ahlak değerlerini yaşamak, insani huzur ve mutluluğun başlangıcı olacaktır. İnsani değerlerin önemini kendinde hava ve su ihtiyacı gibi görüp onları yaşarken bir taraftanda koruyan her açıdan onları daha derin, koyu ve her şart karşısında yaşamak iddia ve gayreti içinde olmak ise huzur ve mutluluğun daha ileri derecelerini oluşturacaktır.

 


Bu noktada insan yukarda yapılan değerlendirme ve takdir doğrultusunda aklını niye devreye sokamaz başka bir deyişle niye aklını kendi huzur ve mutluluğu için çalıştırmaz? Buna neler engel olmaktadır? Soruları önümüze gelir. Bunlarada cevabımız; "insanın yetişirken aldığı ve mevcut ortamın etkisiyle oluşturduğu yanlış değer yargıları, ön kabulleri, yanlış inanışları aklını çalıştırmıyor"olacaktır.

 

Bu yönde içinde bulunduğumuz yanlış kabul ve inanışlardan yaygın olan bir kaçını sıralayalım.Günümüzde; -İnsan hayatının sadece çalış, ye, iç, yat, çiftleş döngüsünde amaçsız olarak hayvan benzerliğinde sürdürmesi normal yaşayış olarak zihinlere yerleşmişse…

-İnsanın gövde rahatlığını temin eden maddi imkanlar içinde olmasına rağmen kendinde ve toplumunda şüpheli, korkulu, tedirgin, güvensiz olarak yaşamasına olağandır denilerek bu doğrultuda ki soru ve arayışlara çare aranmıyor ve üzeri kapatılıyorsa…

-Hedef ve hedefinin amaçlısı olarak yaşama gereği ve ciddiyetinden hiç bahsedilmiyor veya bu değerleri işitenlerde bir yük olarak algılanır hale gelmişse…

-Maddi kayıpların, insani hissedişlerin duyuş ve tatların dumura uğratılmasından çok daha önemli olduğu yüreklerde yer almışsa…

-İnsan yaşayışının hayvan ve diğer varlıkların sıfat-hal benzerliğinde olmadan sürdürülmesi gerektiği kulaklardan hiç duyulmamışsa…

 

Böyle bir ortamın insan zihninde ve kalbinde oluşturduğu yanlış kabül ve inanışlar insan aklının huzur ve mutluluk yolunda değerlendirmeler yapmasının ve sonuç almasının önünü kesiyor demektir.

 

O halde insan aklının yanlış ön kabül, önyargı ve yanlış inanışlardan temizlenerek yerine insan yüceliği, insan gücü ve insanın doğası, insanın farklılığına (diğer varlıklardan) yönelik düzgün ön kabüllerin zihinlere, inanışlarınında yüreklere yerleşmesi gerekir.

 

Bu ise insani huzur ve mutluluğa ulaşmış akıl eğitimine kendisini adamış, yüreği insan sevgisi ile dolu eğitimcilerle mümkündür. Bu eğitimciler aklımızın çalışmasını engelleyen yanlış önkabül düşünce ve inançlardan kalbimizi temizleyerek güzel ahlak dediğimiz besinlerle yaşamanın canlı örnekliğini kendi yaşamıyla bizlere sunan ve bunların değerinide bizlere takdirimizi uyandırarak (aklımızı çalıştırarak) duyuran ve yaşatan akıl eğitimcileridir.

 

Daha doğrusu bu eğitimciler akılları çalıştıran, küçük akılları büyüten insanlardır. İnsanlık; bu eğitimcilerin eğitimleri (eğitim ilke ve metodları) sayesinde akıllarını kendi huzur ve mutlulukları yolunda değerlendirmeler yapma yeteneğini kazanmış mutlu ve huzurlu insanlar vasıtasıyla anlam kazanıp  toplumlarda yerleşecektir.

 

Kesinlikle inanıyoruz ki günümüzde, insanlığa götürülecek en büyük hizmet; insan yüceliği ve onuruna yakışır, insan sevgisi temelinden kalkış yapan, insan aklına kendi huzur ve mutluluğunu temin etme beceri ve yeteneğini kazandıracak bu akıl eğitimi çalışmasıdır.

 

Ayrıca bu eğitimcilerle karşılaşmak şerefi ve onlardan faydalanmak dünyada elde edebileceğimiz kazançlarında en büyüğü olacaktır. Selamlar
                                                                                                                  Uysal Önder
                                                                                                        Emekli Avukat&Öğretmen
                                                                                                                     18.02.2011

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara