| Bu Hafta Ziyade Hanım Kalfadayız - Derleyen: Aysel Yiğit - 2011-02-17 20:03:48 |
Allah’ım ne güzel bir gün! Herkes heyecan ve coşkuyla geliyor. Bir hafta boyunca derslerini yapmanın gururuyla, göğsü kabarık, başı dik geliyor. Muhabbet ve huzur akıyor yüzlerden.
Kucaklaşmalar, sarılmalar. Bir sarılan bir daha sarılıyor. Rabbim herkese nasip etsin, bu arkadaşlığı, kardeşliği, bizlere de değer kıymet bilmeyi.
Bu hafta dersimiz eğitim ilkelerimizden herkes kendi ihtiyacına göre seçecek ve uygulayıp burada hep birlikte paylaşacak.
Diğer taraftan Peygamberimizin “yumuşak huyluluğunu” talim ediyoruz. Paylaşmak isteyen arkadaşlardan özetler alıyoruz.
Döne Hanım:
Beyimle sofraya oturduk. Yemek yiyorduk. Hiçbir zaman beyim benden önceden yiyip kalkmazdı. Bu sefer eşim benden önce yemeğini bitirmiş bir taraftan masadaki kendine ait olan tabakları topluyor. Daha benim tabağımda yemeğim vardı.
Neden geciktiğimi anlamamıştım. Beyim sofra toplamada bana devamlı yardımcı olurdu. Bu kez yine yardımcı oluyordu. Ama ben yemek yiyordum. Onun sofrayı toplaması beni tedirgin etti.
Hızlı hızlı yemeye başladım. Rahatsız olmuştum yemekleri çiğnemeden yutuyordum. Bu nasıl iş hiç böyle olmazdı. Acelemiz yoktu, bir yere gitmeyecektik. Beyimin bu tavrını anlayamıyordum. Baktım o bu olayın farkında değildi. Gayet doğal bir şekilde masadaki tabakları topluyordu.
Bu niye böyle oldu diye düşünürken o an anladım ki, her gün ben önce yemeğimi yiyip, kendi tabaklarımı mutfağa götürüyordum. Hiç düşünmezmişim karşı tarafın sıkıldığını. Rahat rahat yemesini engellermişim.
Bu yanlışımı, Allah’ım bana gösterdi. Bu da bana ders oldu, bir daha aynı şekilde ne eşime, nede bir başkasına yapmayacağım dedim.
Esas güzel olan göze hoş gelen Peygamberi çizgiye uygun olanda budur diyerek Peygamberimizden hayatıma bir şey daha katarak karlı 1 hafta geçirdim. Yola devam… Anlayış açıklığımız devam etsin.
Ziyade Hanım:
Çocukları rahat bırakma eğitimini dün akşam uyguladım. Yorulmuştum ertesi gün misafirler gelecekti. Kızlara hadi bakalım mutfak sizin dedim. Tamam dediler.
Ama kendimde fark ettim ki onları çağırıp talimat vermemek için kendimi zor tutuyordum. Mutfağa da hiç gitmedim, korktum karışmama dersimi yapamam diye ve bu derse devam kararı aldım. Zira eksiklerimiz çok imiş.
Güler Hanım:
Çocuklar bir teklifle geldikleri zaman hemen yok demiyoruz. Önce onları dinliyoruz. Konuşurken artısı, eksisi çıkıyor yapabilmek istenen işin. Bakıyorum ki çocuk daha önce yapmak istediğini artık kendisi yapmak istemiyor.
Biz bu zamana kadar dar açılardan bakarak hem çocuklarımızı hem de kendimizi sıkıntıya sokmuşuz. Şimdi ise eğitimimde haftalık kendimize aldığımız derslerle hatalarımızı fark ediyor ve onları bertaraf ediyoruz. O zamanda yuvanda huzur ve mutluluk geziyor.
Peygamberimizin yumuşak huyluluğunu talim ediyorum. 1 odadan diğerine dahi bağırmıyorum.
Sevinç Hanım:
Kendi rahatlığından önce başkalarını düşünmenin zevkini yaşadım. Oğlumun işyerine yemek yapıyordum. Köfte patates yapıyım dedim. Ama bana ağır olacaktı. Normal patates yemeğini de biraz gönülsüz yiyordu çalışanlar.
Dedim ki kendi kendime, onlar yerken gönüllü iştahlı yesinler, kalk yerinden Allahın insanı için biraz feragat et. Bu düşünce güç verdi. Bir başkasını kendinden önce düşünmek insana ne kadar huzur veriyor.
Sonrada 1 saat gövdemi dinlendirdim.
Hatun Başkan:
Cenazeye gitmiştik. Baktık hiç kimse hizmette yok. Biz eğitimimiz gereği eğer hizmete ihtiyaç varsa durmayız. Hemen kalktık. Hizmete başladık. İçimizden biraz yorum yapsak, kötü düşünceler gelse de bunu dışa vurmadık ve insanların sevgisini bozmadık.
En son çıkarken mutfakta kalan bulaşıkları yıkayıp çıktık. Sonra da o anda bizi iç dünyamızda zor durumda bırakan yanlış düşünceleri ustamla tashihi yoluna gittik. Eğitimimize son hız devam ediyoruz.
Gül Hanım:
Ben bu hafta anlayışı seçtim. Ve herkesten her şeyden önce kendime anlayış göstermem gerektiğini anladım ve uyguluyorum. Yaptığım bir hatada dövünmedim, kendime anlayışlı oldum.
Eda kızımız:
Bu hafta kendime saygı duyma eğitimi yaptım. Önceden sabah kalkınca nasıl olsa evdeyim diye öğlene kadar pijamayla dolaşıyordum. Aldığım kararla birlikte sabah kalkar kalkmaz ilk işim üstümü giymek hemen ortalığı toparlamak oldu.
Geçen annemler evde yoktu. Kardeşime ve kendime mükemmel bir sofra hazırladım. Salatasına kadar vardı. Şöyle düşünüyorum. İnsanın kendinin her şeyden önce saygıya ihtiyacı var.
Bunu insan önce kendine göstermeli. İnsanın kendine saygı göstermesi de ancak saygı duyulacak işler yaparsa oluyor. Yani insan peygamberi çizgide giderse ancak kendine de, çevresine de böylelikle saygı duyabiliyor.
Derleyen: Aysel Yiğit
|