1) En önemli kazancımız; bize gerçek insanlık değerlerini öğreten, bizi düştüğümüzde ayağa kaldıran, bizim ufkumuzu açan, bizi güçlü, hükümlü, azimli, gayretli her sahada başarılı bir insan yapmaya çalışan gerçek dostu kazandık.
2) Bir diğer en önemli kazancımız; gerçek değerlerin örnekliğini yapan ağabeylerim ve kardeşlerimdir. İyi günümde sevincimi paylaşan, kötü günümde bana destek olan, bana insanlık değerlerini hatırlatan, beni insanlık yolunda hep ileriye gitmemi sağlayan can kardeşlerim oldu.
Ağabey yetiş dediğimde kendi işinden önce bana koşan can kardeşleri kazandım. Bunun bana verdiği güven hiçbir şeyle ölçülmez.
3) Gerçek değerler adına yaşan bir ailem, bir yuvamız oldu. Komşusunun cenazesinde evini sonuna kadar açan, ona yemek gönderen ve her türlü ihtiyaçlarını gidermek gayretinde olan, rahatlıkla misafir ağırlayabildiğimiz, rahatlıkla ikram edebildiğimiz, bir ailemiz oldu.
Aynı zamanda annemin, babamın iyi gününde, kötü gününde yanında olduk, onların hayır dualarını alabildik.
4) Bu fikirle tanıştıktan sonra, hayatın benim bildiklerimle sınırlı olmadığını ve öğrenmem gereken çok şeyin olduğunu fark ettik.
Kitap okumaya başladık, düşüncelerimizi anlatmaya ve yazmaya başladık. Eski yamalı bilgilerimizden kurtulup, müspet ve gerçek bilgiyle dolmaya başladık.
5) Çalışmanın, emek vermenin, başarmanın zevk kaynağı olduğunu anladık. Sıfırdan imkanlanarak meslek sahibi olduk.
6) Söz ciddiyetini kazandık. Randevularımıza mutlaka zamanında gidiyoruz. Üzerimize bir iş aldığımız zaman onu en güzel şekilde sonuçlandırmaya başladık.
7) Doğru, dürüst, mert bir insan olmaya koşuyoruz, bunun hırsı içerisindeyiz.
8) Yapamadığımız, güç yetiremediğimiz istek ve arzularımıza güç yetirmeye başladık. Kendimizi ciddiye almaya başladık.
9) Bu fikirle tanıştıktan sonra kimseye bir gün bile küs kalamadım. Bu fikirle tanıştık tanışalı kalbimiz bir insanı kırmayı, incitmeyi kabul etmedi. Kırıp incittiysek de bunu fark eder etmez o insandan ya özür diledik, ya da ilk yaklaşan biz olmaya gayret ettik.
10) Gelişi güzel yaşamaktan kurtulduk, kontrollü yaşamaya başladık. İnandığımız ve gerçekleştirmek istediğimiz ilkelere sahip olduk.
11) Bu fikir sayesinde kalbimizi temiz tuttuk, insanlara olan sevgimizi, saygımızı ve güvenimizi kaybetmedik.
12) Evimizde, işyerimizde temiz, düzenli ve sistemli çalışmayı öğrendik; düzensizlikten rahatsız olmaya başladık.
13) Bu fikirde emanete sahip çıkmayı öğrendik. Emaneti sahibi adına, her an isteyecek diye onun adına aynı ciddiyetle korumayı öğrendik.
14) Mahcup olacağımız, yüzümü kızartacak işler yapmamaya başladık. Eskiden mahcubiyet ve kendime yakışmayan hallerin içindeydim.
Şimdi bu fikir sayesinde en çok çekindiğim mahcup olmak, kendime ve çevreme güven verememek, insanlık değerinden aşağı düşmek.
15) Bu fikirle tanıştıktan sonra fedakârlıkta yarışır olduk. Yapılması gereken bir zor işi varsa “O işi neden ben yapmayayım” dedik. Biri güzel bir iyilik yapsa Allah’ım bana da nasip et diye dua ettik, özenir olduk.
Kendi gövde arzularımızdan çok arkadaşlarımızın ihtiyaçlarını düşünmeye başladık.
16) Şan, şöhret, servet, makam ve mevki gibi bütün dünyanın koştuğu değerlerin kalbimizdeki yerleri azaldı. Onların yerine vefa, sadakat, ahbaplık, fedakârlık, sevgi gibi gerçek değerler almaya başladı.
17) Gerçek değerler adına yaşayan insanlara bizde daha çok değer vermeye başladık. Bize eğilene, biz daha çok eğilmeye gayret ettik.
18) Dışa dönük yaşamaktan kurtulup içe dönük yaşamaya başladık. Vicdanımızın sesini duyar ve ona önem verir olmaya başladık.
Etkisiz, katkısız ve doğru bildiklerimizi kimseye bakmadan yapmaya başladık. Toplumun koştuğu değerlerden kurtulup, vicdanımızdan duyduğumuz değerler adına yaşamaya başladık.
19) Abdestsiz gezmemeye çok özen gösterdik ve abdestsiz gezmenin bize verdiği güveni hissettik. Namazlarımızı kıldık, Kuranı Kerimi okumaya başladık.
20) Kusur aramanın, ayıp aramanın, eksik görmenin felaketlerini gördük. Kendimizin eksikleriyle meşgul olma gayretine girdik.
21) Gerçek akrabalarımızla kucaklaştık. Hastalarımıza sahip çıktık, onlara kol kanat gerdik. Bir cemiyet insanı olmaya başladık. Böyle kutsal bir fikir ocağına hizmet etme ve gerçek insanlık değerlerinin yaşandığı bir fikrin mensubu olmak, göğsümüzü kabarttı.
22) Kendimizi aşacak, uğruna ölebileceğimiz, uğruna her şeyimizi feda edebileceğimiz bir davamız oldu. Bu bize büyük güç ve sorumluluk verdi. Bu davanın gereklilikleri bizim bizden istediklerimiz olduğundan her an kendimizi geliştirme ve ilerleme gayretinde olduk.
Akın KAZICI
Mali Müşavir