İnancın Gücü Kıratın Yanında Duran Ya Huyundan Ya Suyundan . . .
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 24869
Çoğul Ziyaretçi : 630660
İp Adresiniz : 38.107.179.218
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
Fikrimiz Açısından Duyarlı İnsan - İygder - 2009-12-18 02:47:36

                                             28 Şubat 2009

 

• Kişilik denince akla doğruluk ve dürüstlük gelir. Kişilik sahibi demek de güvenilir insan demektir.

 

• Sevginin belirtisi güven, ilgi, ciddiyet ve samimiyettir. Sevgi manevi hayatın suyudur. Sevgisiz kalp fesat yuvasıdır. Varlık içerisinde değerince her şey sevilir ama insanı iyiye, güzele, gerçek insanlık değerlerine, Allah’a imana götüren gerçek dost da en çok sevilmeye layıktır. Sevgi bir alış veriştir.  

 

• Hayatı tiyatroda rol yapar gibi yaşıyoruz. Rolümüzden hiçbir şey hissetmiyoruz ama oynuyoruz. Biraz güzellikleri yaşıyoruz ama içimizde bir etkisi olmuyor yani iyi adam rolünde gibiyiz. Başrol için koşuyoruz ama başroldekiler de aynı bizim gibi, rollerinin kendilerine bir etkisi yok. İşte bunun gibi hayatta da ben daha çok sevileyim, sayılayım, zengin olayım diyerek hayatta başrole koşuyoruz. Ama hissiz yaşıyoruz…

 

• Rol yapmayı bırakıp duyarlı, hassas ve gerçek insanlığa yolculuk yapacağız. Kendi hayatını bir tiyatro olarak görme. Rolü oynayan değil, yöneten ol. Eğer güzel bir şey yapıyor ve hiçbir şey hissetmiyorsak, insanlığa yakışmayan bir şey yapıp üzüntüsünü ve sıkıntısını hissetmiyorsak rol yapıyoruz demektir.

 

• Kalbi eğitim bir yönüyle duyma eğitimidir. Yani kişi iyi bir şey yaptığında, yaptığı şeyin mutluluğunu ve huzurunu, kötü bir şey yaptığında ise onun üzüntüsünü ve pişmanlığını hissetmeyi öğrenecek.

 

• Kişi takdirkârlık okuluna neye geldiğini bilmezse, böyle bir gerçekçi ocaktan yararlanamaz. Kişi kendini gerçek insan etmek için değil de başka bir amaçla geliyorsa veya geldiğinde eğitiminin yerine diğer çıraklarla uğraşıyorsa imkân yok ki hiçbir amacına ulaşamaz.

 

• İnsan hali hazırdaki kafa yapısıyla iyinin iyilik derecesini, kötünün de kötülük derecesini bilecek yerde değil. İşte eğitimle kafa yapısı değişecek, değer yargısı çalışacak ve zekâ hassaslaşacak. Sonra da iyinin iyilik derecesi, kötünün de kötülük derecesi net olarak tespit edilmiş olacak.

 

• Lafı üretmeye ve çoğaltmaya gerek yok. Sen Eğitimci’nin tavsiyelerini al ve ciddiyetle uygula, sonuçlarını kendi kendine takdir et, değerini gör. Sonra da gelişmeleri Eğitimci’nle konuş.

 

• Gelişmek isteyen insan önce dinlemeyi öğrenecek. Dinlemek karşımızdaki kişiye verdiğimiz önemi gösterir. Birisi bir şey anlatırken illa onun bir üst anlayışını söylemek zorunda mıyız? Söyleyeni buraları gördüğü için onore etsek daha iyi olmaz mı? Hem belki bizim görmediğimiz bir yeri görmüştür.

 

• Akli yaşayan insan duyarlı ve duyumlu yaşayamaz. Akli yaşayan insan kimseye değer vermez ona da kimse değer veremez.

 

• Cehennem yolları iyi niyet taşları ile örülüdür. Önemli olan niyetin öneminden ziyade akıbetin hayır olmasıdır.

 

• Biri sana bir şey söyledikten sonra sen bir başkasına dayanarak onu çürütmeye çalışıyorsan burada benlik kokusu vardır demektir. Neden? Çünkü, kendin o kişiyi alt edemedin şimdi peygamberin sözüyle, ayetle, kamil insanların ayetleriyle o kişiyi alt etmeye çalışıyorsun.

 

• Her insan müstakil bir dünyadır. Var olan insanların şekilleri birbirine benzemediği gibi duydukları ve düşündükleri de birbirine benzemez. Örneğin gittik Uzungöl’e bir arkadaşımızla ve manzarayı seyrediyoruz. İkimizde yeşili, doğayı sevsek bile hissettiğimiz şeyler kesin farklıdır.

 

• İnsanları iyiye, güzele götüren duygusuna duygu katan şeyler makbul sayılırken; insanı insanlık dışı olumlara götüren şeyler ise makbul sayılamaz.

 

• Huzurlu yaşamak isteyen insan iç dünyasında ilahi kanunlara, dışta da devletin kanunlarına kesin olarak uyacak.

 

• “Ciddiyet, kendini arayanın meşalesidir.” sözü meşale değildir. O söz bir işarettir, sen alır ve kullanırsan yararlanırsın. Yoksa o söz kimseye bir şey yapamaz.

 

• İnsan bir şeyi ciddiye alırsa o konu da dikkati ve önemi çalışır. Yoksa önem vermeden, ciddiye almadan istediğin kadar dinle ve seyret hiçbir ince ayrıntıyı fark edemezsin. Ancak ciddiyeti çalışan kişi ayrıntıları fark eder.

 

• Duygusal olmak başka, duyarlı olmak başka şeydir. Seyrettiği filmden duygulanan kişi duygusaldır, gölgedir. Örneğin bir ortama girdiğinde ne dediği belli olmayan, sözün nereye gittiğini bilmeyen, bana bir hoş geldin bile demediniz diyen kişi duygusaldır. Ama duyarlı kişi odur ki sözünün nereye gittiğini bilen, halden anlayan ince ve yapıcı kişidir. Duygusal kişi duyduğu güzellikler karşısında iç çekerken, duyarlı kişi hemen duyduğu ve öğrendiği şeyleri uygulamaya taşır. Örneğin komşuluk ilişkilerinin önemini duyduysa veya paylaşmanın önemi ile ilgili bir yeri fark ettiyse hemen bunları uygulama safhasına geçirir. Yani duygusal kişi de kuru kuru duygu varken duyarlı kişi de yapmak, harekete geçmek ve bildiklerini uygulamak vardır. Duygusal kişinin kontrolü dışarıda, başkalarında iken, duyarlı kişi kendine hâkim ve içten kontrollüdür.

 

• Her doğru her yerde söylenmez. Kişiye anlamayacağı, anlayışının üstünde söz söylenmesi uygun değildir.

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara