| Kişilik Eğitiminin Amacı 2 - İygder - 2011-02-11 11:39:19 |
29.01.2011 • Sana dediler ki ateş yakmaz. Sonra götürdüler ve gerçekten de ateşin elini yakmadığı bir adamı gösterdiler. Adam elinde ateşi tutuyor ve yanmıyor. Sen de bunu gördün. Ama sen ateşi eline alırsan, yanarsın. Bununla ilgili tonla kitap okusan, görsen ve tespit etsen yine de ateş senin elini yakar. Ancak tek bir şansın var. O ateşin elini yakmadığı adama gider ve ona çırak olursan işin sırrını öğrenebilirsin. O zaman senin de elini ateş yakmaz. Gelelim insanlığımıza. Dediler ki, insanı maddeten önde tutan bir insan var. Gittin ve gördün. Hakikaten insanı maddeden önde tutan bir insan var ve onu gördün. Onu görmen, senin de insanı maddeden önde tuttuğun anlamına gelmez. Bununla ilgili tonla kitap okusan, tespitlerin olsa yine de insanı maddeden önde tutamazsın. Ancak gidip insanı maddeden önde tutan insana ahbap olursan ve dediklerini yaparsan, sen de insanı en önde tutacak bir değere ulaşabilirsin.
• İnsanların eline biraz fazla para geçince arabalarını değiştiriyorlar veya kendi ihtiyaçları için kullanıyorlar ve israfa gidiyorlar. Adam çalışmış kazanmış, tabi ki kendi için kullanacak. Ancak bu yaptığının yanlış olduğunu sen nasıl anlayacaksın? Kendini aşıp, biraz da Allah’ın insanlarını düşünmen gerektiğini sen nasıl anlayacaksın? Kendin için neyin doğru, neyin yanlış olduğunu sen nereden bileceksin? Seni buralarda koruyacak ve duymadığını duyuracak bir ahbap lazım sana. O insanı tespit eder ve intibanı güçlendirirsen iç dünya gözlerin açılır.
• Önündeki yaşayan, örnek insandan yararlanabilmen için bir istek duyman, ihtiyaç hissetmen gerekiyor. Yoksa Usta’nın mesleğine nasıl talip olacaksın? Şimdi senin içinde biraz istek var. Bu isteği yine o önündeki insanla büyüteceksin. İnsanlık şerefini hedeflemene, insanlık şerefine ulaşmış kişi yardım edecek. İşte sevgi burası için lazım. Sen Eğitimcini seversen kafan açılır, değer yargın işler ve görmediğin yerleri görebilecek bir yere gelirsin.
• Bugün insanlığın, iddiasızlığın, amaçsızlığın, ciddiyetsizliğin ve beğenimsizliğin büyük günahlar olduğundan haberi yok. Bunların insanın elini kolunu bağladığından, insanlık şerefini yaşamaktan alıkoyduğundan insanlığın haberi yok. Yani akıl buralara basmıyor. İnsanın aklına buralar gelmiyor bile. Buraların zararlı olduğundan haberdar değil. Aklının basmadığı bir şeyden nasıl kurtulacaksın?
• Ciddiyeti olmayan adamın her şeyden gönlü geçer. Bir işe başlar, bir süre sonra içi geçer. Sonra başka bir iş, yine tamamlayamaz. Ancak ciddiyet sahibi insanlar başladıkları işi en güzel şekilde sonuçlandırır ve içe sinesi yaşarlar.
• Bir kere en başta, insanın kendi öz yapısını bilmesi, kendini tanıması meslek haline gelecek. Mesleğimiz, esas mesleğimiz, kendimizi tanımak olacak. İşte bu öz yapı insanın içindeki esas insandır. İşte insan, bu esas insanlığını tanıyıp ona göre yaşamadıkça, ne yaparsa yapsın, sıkıntılardan kurtulamaz.
• Kişilik Eğitimi’nin amacı senin fikrini çalıştırmaktır. Sen inceleyecek, araştıracak ve ilkelerin içine ve derinliklerine doğru yürüyeceksin. Meydana gelen şeylerin nedenini ve nasılını sen kendin yaşarken göreceksin. O zaman kazandığın değerleri her hal ve şart karşısında yaşama şansın olur. Çünkü bizzat sen yaşayarak, neyin ne değer ifade ettiğini kendin gördün. Kişilik Eğitimi olmadan sen buraları nasıl fark edeceksin?
• Her yönümüzle dediğimizi yaşayan insan olacağız ama bunları kimsenin yapmasını beklemeyeceğiz. Herkesin iyi tarafını görerek o yönüyle muhatap olacağız.
• Beğenimsizlik yapan ve tenkit eden insanın kafası çalışmaz. Onun için kötüyü unut ve güzeli yaşat. Böylece anlayışın açılsın ve çözüm üret. Özgüvenin gelişsin ve sahip olduğun imkanların farkına var. Sen hep eleştirmeyi tercih edersen ki bu hep başkaları ile ilgilenmen anlamına gelir, o zaman sahip olduğun değerleri nereden fark edeceksin? Onun için kendin de dahil kimseyi suçlama, şikayet ettiğin olumları kendinde düzeltebilmek için çözüm üret.
• Kişilik Eğitimi ile bir taraftan da zihniyet değişiklikleri yapıyoruz. Olumsuzlukların yerini güzel değerler, karamsarlıkların yerini iyimserlikler, beğenimsizliklerin yerini beğenimli yaşayışlar alıyor. İşte bu kişilik transferidir.
• İnsan ya şükürlü yaşar ya da şikâyet ederek yaşar. Suçlayarak ve şikâyet ederek yaşayan insan güzeli hiç göremez. Mutlu ve huzurlu yaşamak istiyorsan şükürlü yaşamayı öğreneceksin.
• Sevgi dolu yaşamaktan koptun mu şahsiyetten koptun demektir. Kişi varlığın en büyük yetkisidir, sahiptir. Kişilik şahsiyeti ile her yönümüze sahip olup, korursak insanız demektir. Yoksa insanlıktan koptuk demektir.
• Abdulkadir Duru Bey’in en büyük farkı, insana insanı tanıtarak bozulan yerlerini nasıl tamir edeceğini öğretiyor. İnsanların çoğu direksiyon şoförüdür. Araba bozulsa tamir edemezler. Ama öyle insanlar vardır ki bozulan arabaları tamir ederler. İnsanlar da insanlıkları için böyledir. İnsanların çoğu bozulduklarını fark etseler bile neyin nereden geldiğini bilmedikleri için kendilerini tamir edemezler. İşte Abdulkadir Duru Bey insanlığa bu anlamda bir rahmettir. O insanlara yapılarını tanıtarak, kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. Böyle olursan kullanılmaktan, aldatılmaktan kurtulursun diyor.
|