| Şeref İnsanın Anlamıdır - İygder - 2011-01-17 18:03:22 |
İnsanlar kör, topal, hasta, sakat olabilirler; bu onların yaşamasına engel değildir. Fakat şerefsizlik; can vermektir, hiç olmaktır.
Yaratılışın, insan oluşun gösterdiği bu temel hedef, bütün gerçek değerlerin özümleştiği, billurlaştığı bir kemal, bir erdemlik noktasıdır.
O noktaya yaklaşan bir beşer, insan olmaya namzettir. Aksi halde hayvandan hiçbir farkı olmayan, yapısı içinde itilip kakılmaya, hor görülmeye layık olarak etkiler esaretinde kalmaya mahkûmdur.
İnsanoğlunun en güç işi, bir toplum içinde yaşamaya mecbur oluşudur. Çünkü onun sınırsız isteklerini kontrol edecek, davranışlarını değerlendirecek, enine boyuna yargılayıp takdir veya tenkit edecek varlıklar, yasalar, töreler ve fikirlerle yüz yüzedir.
Ve yine insanoğlunun; uzaya da çıksa, yerin yedi kat derinliklere de inse kaçıp kurtulamayacağı bir kendisi vardır, bir vicdan yumruğu vardır içinde. Bu yaratılışınca ruhuna vurulmuş öyle bir kilittir ki; en usta çilingirin, en kuvvetli beşerin bile söküp kurtulmaya gücü yetmez. En sağır kulakların bile duymaya mecbur olduğu bir fısıltıyla konuşur ve sesini duyurur.
İnsanı, insan olmaya, iyiye, güzele, doğruya ve şerefe doğru çağırır. Bunu inkâr edebilir miyiz? Duymadık, bilmedik diyebilir miyiz? Maddi dünyadakiler ne kadar gerçekse, iç dünya yaşantısı da o kadar gerçek ve elle tutulur şekildedir. Yaşadığımız sürece, o derinliğimizdeki bizi hep gerçeğe çağıran sesten kurtuluş yoktur.
Herkesin kendi yaşantısıdır gerçek olan. Dışarıdan kimse göremez ama gerçek yaşantımızı kendimiz duyar, anlar ve yaşarız. Karşımızdakilerin hiçbirinin göremediği yaşantıyı kendimiz gerçek bir şekilde görerek yaşarız.
Bir iş yaptığımızda kimse bizi görmese, bize sorduklarında da biz yapmadık diyebiliriz. Böylece başkalarını inandırmak kolaydır. Ama kendi kendimizi yapmadık diye inandırmak imkânsızdır. Karşı tarafa yapmadım derken, gerçek dünyamızda, iç dünyamızda yeniden yaparcasına o anı yaşıyoruz.
Kendi kendimize yalan da, hile de, sahte de geçmiyor. İşte gerçekler, işte insan yapısı.
Onun için yaratılışımızın müspet akışına girmeye mecburuz. Yani şerefli olmaya mecburuz.
Kim olursa olsun, hangi ortamda bulunursa bulunsun, ne şartlarda olursa olsun; insanın derdi, davası şereftir.
Bu bize gösteriyor ki; gövdesi adına yaşayan bile bilmeden şeref yoluna koşuyor. Bu gerçekler gösteriyor ki; dünyada yaşayan herkes şerefi için yaşıyor, şerefi için dövüşüp, savaşıyor, şerefi için ölüyor.
Hiç kimsenin nezih yapısı şerefsizliği kabul etmiyor, edemiyor.
Şerefe ulaşmak ve şerefi korumak için de, insanın kişiliğini bilmesi, tanıyıp değerlendirmesi ve kişiliğine uygun yaşaması şarttır. |