| Fikrimiz Açısından İnsan - İygder - 2009-12-18 02:42:15 |
31 Ocak 2009
• İnsan karşımdaki beni sevsin saysın diye de güvenilir olabilir; canlılığım, öz yapım bunu istiyor diye de güvenilir olabilir.
• Kutsal yapıdan kopuk olarak duyumsal dünya (insanlar arası ilişki) ihtiyaçları karşılanırsa ilerde sıkıntılar olabilir. Bir insan iyilik yapacağı insandan bir şeyler bekleyerek iyilik yapıyorsa ilerde başa kakma gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Ama kişi özüne dayanmış ve iyilik yaptığı kişiye teşekkür ediyorsa, bunu kendi insanlığının bir gereği olarak yaptıysa hiçbir sıkıntı yaşanmaz. Onun içindir ki insanlar arası ilişkilerimizi öz yapı gereklerine uygun yapılandıracağız.
• Bir insan neşeyi, huzuru, sevinci nerede bulacağına inanıyorsa oraya tapıyor demektir. Örneğin bir kişi dünya ahiret huzurlu olabilmesi için gerekli olan şey para diyorsa, paraya tapıyor, onu çok seviyor demektir.
• İnsan kafasına göre bir Allah, peygamber ve Müslüman anlayışı tutturmuş gidiyor. Bak bakalım senin kafandaki Allah ile peygamberimizin dediği Allah kavramı bir mi? Biz kafamızdan çıkıp peygamberimizin tarif ettiği Müslüman olmaya çalışıyoruz.
• Allah imandan ayırmasın diyorsun, kalbinde hangi değerler dolu haberin var mı? İman ne demektir haberin var mı âdemoğlu?
• Baktın tespit ettin ki kendi kendine yeterli yaşayamıyorsun, kendi aklın da kendine zarar veriyor. Aradın ve senin aklından aklı daha üstün ve ne diyorsa yaşayan bir eğitimciyi buldun. Bundan sonra sana düşen görev tavsiyeleri kayıtsız, şartsız uygulamaktır. Doktora giden ve doktora akıl veren hasta tedavi olamaz ve hastalıklarından da kurtulamaz.
• Sana iç dünyanda mutlu ve huzurlu olmanın yollarını öğreten eğitimcine çok uygulu olacaksın. Seni sana gösteren, seni etkilerden, tutkulardan kurtaran bu insanın tavsiyelerini çok ciddiye alacaksın.
• Zekânın hassaslaşması ciddi bir eğitime ve eğitimciyle olan ahbaplığa bağlıdır.
• Eğitimci eksiklerini tamamlaman ve yanlış inançlarını düzeltmene yardım edecek, tabi sen ona değer verip dediklerini tutarsan. Bilirsen o, şahsı için hiçbir şey istemez. Tek istediği senin özgür olman, şahsiyet küpü olman ve hayatını gerçek insanlık değerlerine uygun yaşamandır. Bu da onun gerçek dost olduğuna delildir. Çünkü ondan başka herkes seni bir çıkar uğruna seviyor.
• Rehbere tereddütsüz güvenip, tavsiyeleri tutulmazsa istenilen yere gidilemez. Hangi meslekte olursak olalım, işi bilen birisi ile iletişim kurmalıyız. Kuzey kutbunda yaşayan birisine güneyden gelmiş birisi sobasız, odunsuz, kömürsüz yani ısınma derdi olmadan yaşayacağın bir yer var dese. Ki bu o kişi için hiç mümkün sayılamaz. Yani öyle bir dünyanın varlığına ihtimal veremez. Ama ona uyarak güneye doğru yola çıkar. Fakat yol çok zorlu, belki günlerce aylarca, o denilen dünyaya ulaşamayacak. Gidecek gidecek halen daha o dediği yaşam yok. Bu rehbere güvenmeyenler hemen geri kendi dünyasına döner. Ancak ona tereddütsüz güvenenler dediği dünyaya ulaşabilirler. Çünkü bizim bilgilerimize göre böyle yaşam düşünülemez gibi gelir.
• Nasıl bir doktora gittiğimizde ağrıyan yerimizi söylüyoruz o da bize ona göre ilaç veriyor, tedavi uyguluyor. Biz eğer o ilaçlar acı, tedaviler ağır geliyor diye reddedersek o hastalığımızdan kurtulamayız. Doktora gidiyoruz ve onun dediği doğrudur deyip ona uygulu oluyoruz sonucunda da sağlığımıza kavuşuyoruz…
• İnsan sorunları var olan güçleri ile çözebilir. Kişi kendisinin göremediği yerleri ancak bir gören ile görecek ve çözecek.
• Sevgi ve aşkla ilgili dünyaca söz ediliyor. Ancak kişi, acaba gerçekten ve samimiyetle sevdiğim biri var mı, yok mu diye dönüp bakmıyor.
• Kim neyle çok ilgileniyorsa, neye çok önem veriyorsa onu seviyordur demektir. Aşkın vücudu ehemmiyettir.
• İnsansever demek iç dünyasıyla çok ilgilenen demektir. Kim ki duygusuyla, duyumuyla, inançlarıyla çok uğraşıyorsa, onu yaratılışına uygun değiştirmeye çalışıyorsa o insansever demektir.
• İnsan denilince akla gövdesi değil, gövdesi içinde yaşayan aklı gelir.
• Naylon çiçekte koku olur mu? Bir tabloya bakarak orada olan şeyleri hissedebilmek mümkün müdür? Aynı şekilde iyi ve güzel olan değerleri konuşan ama yaşamayan kişi de naylon çiçek gibidir.
• Takdirkarlık okulunda aldığın eğitim ile ne kazanacağının farkında mısın? Ne demektir, sen gerçekten insan olacaksın, gerçekten Allah’a iman edeceksin ve dünya ahiret her türlü sıkıntılardan kurtulacaksın haberin var mı? Bunun değeri tam duyulamadığı için harekete geçmekte sıkıntılar yaşanıyor.
• İnsanın her şeyin gerçeğine ulaşabilmesi için anlayışı ve gerçekçilik güdümünün çalışması gerekiyor. İşte bu anlayışı açan ve gerçekçilik güdümünü harekete geçiren kişi eğitimcidir.
• İnsanın en büyük zararlı alışkanlığı akıl vermektir.
• Kendini görmeye, kendini tanımaya kullanmıyorsan bilgi ve âlimlik senin için felakettir.
• Bilgiler sadece işarettir… Konuştuğumuz her şey, kendi içimizde tanımladıklarımız birer işarettir. Diyelim ki Ankara’ya gideceğiz, yola çıktık. Ankara levhasını gördük, bu levhanın yanında olmak bizi Ankara’ya götürmüş olmaz. O işareti kullanarak Ankara’ya varabiliriz ancak. Tek başına bilgiler, işaretler hiçbir şey ifade etmez. Bir yol gösteren olmadan, bilgiler havada kalır… Yola koyulduk diyelim. Bu yoldan daha önce gitmiş birisi bize yol gösterir. Bizim sınırlı dünyamızın dışına çıkmaya tek başımıza gücümüz yetmez. Çünkü az gideriz bakarız ki yol daha uzun geri döneriz. O kadar bilgilerimizin bizi o konuştuğumuz diyarlara götürmediğini görürüz. Yolun bir süre sonra biteceğini, feraha ereceğimizi ancak oralara gitmiş görmüş birisi söyler. Bizi o yoldan döndüğümüzde tekrar bizi yola getirir, bizi dizginler.
• Kutsallık Allah’ın yarattığı en değerli varlığın insan olduğuna iman etmektir.
• İnsan kendi kafasında, inanç dünyasında değerli tuttuğu şeylere ulaşmamışsa kendini değerli kabul etmiyordur. Akıl taptıklarına sahip olmadığı için kendini hiçe sayıyor.
• Senin bildiğin dünyaların dışında daha ne dünyalar var. Buralara gidebilmen için kendi dünyandan çıkacak ve o diyarlara yolculuk edeceksin.
• Geçici işlerde yücelik aramak ancak aptallıktır.
• İnsan maddenin, makamın peşinde bu işlerin ardından ne felaketler geldiğini bilmediğinden sıkıntılara giriyor.
• Dünyada kazanabileceğin hiçbir kazanç, hiç bir mevki kendine verdiğin sözden dönmeye ve kendine olan saygını kaybetmeye değmez. Çünkü insan şerefinin zerresi kâinatın tümüne bedeldir.
• Sözden tavsiyeden önce sözü söyleyene inan. Kişi ayet diyor, hadis diyor ama bir süre sonra bunlara uymuyor. Neden? Çünkü sözü söyleyene iman edilmiyor.
• Şikâyet eden kişi şikâyet edilecek kişidir. Suçlayan kişi suçlanacak kişidir.
• İnanmadan evvel tespit ile bir dene, kendin tecrübe etmeden bu tamam deme…
• Muhabbet pazarında haklılık haksızlık olmaz. Burası değirmen mi? Buğday öğütüp satmaya mı geldin?
• Yücelik isteğimizi nerelerden karşılayacağız? İnsanlığın üstünde başka bir değer olamaz. Biz oluşta çok değerli olduğumuz için içimizde bu değerin bir itişi olur. Bu değerli olma mecburiyetini içimizden duyduğumuzda bu yücelik duygumuzu başka şeylerde arıyoruz. Ünümüz, şanımız olunca; paramız, malımız, mülkümüz, nüfuzumuz olunca sanki daha çok değerli olacağız gibimize geliyor. Bu da çok normaldir, çünkü insanların geneli buraya değer verdiği için bunlara sahip olanlara hayranlık duyuluyor. Sahip olamayanlar onların etkisi altına giriyor ve başlıyor yüzden saygı duymalara. Çünkü karşısında kendisinden daha güçlü birisi var gibi görüyor. Ama bu da insanı tam anlamıyla doyurmaz, çünkü ortada içten bir saygı yok. Herkes bizim bu parasal gücümüzden nemalanmak ister ve bunun için kırk takla atar. Biz de olur ya o güçten düşersek, ya da o makamdan düşersek -ki bu da mutlaka olacaktır- göreceğiz ki o insanların hepsi meğer bizim için değil, bizim sahip olduklarımız için bize saygı duyuyorlarmış. İşte koca ömrü böyle tüketiriz. Oysa bizim içten yüce olmak isteğimizi dışarıda değil, kendi içimizde, kendi özümüzde arayacağız. İnsanlık gereklerimizi yerine getirdiğimizde sonsuz doyuma ulaşacağız.
İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği |