Bildim Dediğin Sürece İç Dünya Kapıları Mümkün Değil Açılmaz Anaman Kümesi Grup Toplantı Raporu
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 28884
Çoğul Ziyaretçi : 765712
İp Adresiniz : 38.107.179.216
İygder - Makaleler - Küme Çalışmalarımız
Bugün Gül Hanım Kalfadayız - Aysel Yiğit - 2010-12-10 14:12:53


Arkadaşların bir biriyle selamlaşması, kucaklaşması sanki 40 yıllık hasret gibi. Bir birlerine sıkıca sarılmaları görülmeye ve yaşanmaya değer.


Konumuz; “Ağza Sahiplik”. Bir hafta boyunca uyguladık. Genel olarak ta Peygamberi ahlakın yansımalarını paylaşacağız. Şimdi isteyen arkadaşlardan tespitlerini alalım.


Aysel Hanım kalfayla başladık:

Seviyoruz, hoşumuza gidiyor diye ne bulursak ağzımıza attığımızı fark ettik. Fark ettiğim yerde kendimi durdurdum ve yapmadım. Özel yemek, özel zevk aramadan ne varsa razı olduk. Asıl maksat, aç olan karnı doyurmak, ihtiyacı gidermekmiş. Bir haftalık eğitimde maksadı, yani Allah’ın maksadını anlayıp ona uygun yaşama kararını aldık.


Artık alışkanlıklarımız bizi yönetmeyecek, biz onları yöneteceğiz.



Arzu Hanım:

Ben ağza sahiplik konusunu doğal olarak yaşadığımı fark ettim. Allah’a şükür bu konuda bir sıkıntım yok. Tevazu konusunu da işlemiştik geçen hafta. Bu konuda güzel uygulamalar yaşadım. Eşim abdest alınca hemen havlusunu verip eğilerek çorabını giydirmek istedim. O her ne kadar giydirtmek istemese de “ Bu benim dersim. Tevazuya ilk ailemden başlayacağım” dedim.



Sevinç Hanım:

Kırıkkale’den misafirler vardı. Arkadaşımızda oturuyor hep birlikte sohbet ediyorduk. O sırada eşim ve oğlum bizi almaya geldiler. Öznur kızım gidecekti. Kıyamadım. İçimden her ne kadar istesem de “o gençtir, kalıp muhabbet etsin ben gideyim” dedim. Eve giderek eşim ve oğlumun da gönlünü yaptım.


Bu kendinden önce bir başkasını düşünmektir diyerek fedakarlığı için arkadaşımızı alkışlayarak kendimize örnek aldık.



Döne Hanım:

Bu ders verildiğinde ben sandım ki saten sahibim, bunda ne var... sonra dedim ki kendi kendime “Bir serbest bırak bakalım kendini, sen nasıl bir insansın? Kendimi tanıma eğitimine başladım. Kendimi tanıdıkça olumlularıma sahipleniyorum, olumsuzluklarımı da atıyorum.


Birde arada atıştırdıklarımızı besmele çekmeden ağzımıza attığımıza attığımı fark ettim. Besmeleyi sadece 3 öğünde çekiyoruz. Aradakiler kaynayıp gidiyor. Her gördüğümü ağzıma atmama kararı aldım.



Emine Hanım:

Çocuklarla yemek yerken hep televizyon açıyormuşuz. Bu sefer televizyonu kapatıp, yemeğimizi muhabbetle ustamızı konuşarak yedik. İkincisi de doyduktan sonrada yiyormuşum bunu fark edince sünneti uygulayayım diye karar aldım.



Ziyade Hanım:

Ben bu hafta canım ne isterse istesin kulak asmadım. Midesi peşinde gezen nefsime dedim ki, “Sen beni yönetemezsin. Yönetici benim. Olana razı ol” dedim.


Ayrıca; hiç ummadık bir zamanda hoş olmayan bir olayla karşılaştım. Anlık kızmam olsa da hemen tövbe edip toparladım. “Bu insanlar bize boşalacaklar. Çünkü Peygamberin ahlakına talip olan benim, bunun eğitimini yapıyorum düşüncesi kızgınlığımı aldı. Ve eğitime daha sıkı sıkı sarılmamı sağladı.



Güler Hanım:


Kendi canımın istediği değil, eşimin, çocuklarımın, arkadaşlarımın isteğine kulak verdim. Doyduktan sonra yememeye bende dikkat ettim.



Gül Hanım Kalfa:

Ben bu konuda hiç zorlanmadım, sahip bendim diye düşünürken, birde baktım ki pastayı kesmişim, bıçakta kalanları yiyorum. Bazı şeyleri öyle gayri ihtiyari yapıyormuşuz ki… Bıçakta kalanı zevkim için mi, yoksa israf olmasın diyemi yiyorum? Fark ettim ki zevki için. Demek ki dedim “Hallettim, sahibim” düşüncesi de bir zandır. Anlayacağınız yeni başladık sahipliğe. Rabbim anlayışımızı açmaya devam etsin…



Öznur Hanım Kalfa:

Maksat sadece o anda ihtiyacı gidermek, yani mideyi doyurmaktır iş biter. Biz bunun eğitimini günlük hayatımızda yapıp gerçekleştirince gittiğimiz yerlerde insanların bizden yana rahat ettiklerini görüyoruz. “Bu ablam, arkadaşım, her neyse,  önüne ne koyarsan yer, aramaz” rahatlığını herkese vermek tabi ki çok güzel.
Yüce Dostun bir sözü vardı: “Hayvan bulduğuna yumulur. İlerisini, gerisini, faydasını, zararını düşünmeden ne varsa gördüğünü yer bitirir. Ama insan ise, sahiptir. Kararınca yer, çekilir. Ağzına, midesine yaptığı sahiplik ona insan olmanın gücünü kazandırır”.



İnci kızımız:

Annem beni mutfakta serbest bırakarak “Ne istiyorsan yap, bazı şeyleri kendin tespit et” dedi. Kendime sütlü salep yapacaktım. Sütü ocağa koydum. Altını fazla açmışım yandı. Eğer annem başımda durarak “Şöyle yap, böyle yap” deseydi her şey ezbere olur dikkatim uyanmazdı. Şimdi bir daha süt yaptığımda altını kısmayı utmam. Çünkü kendim tespit ettim.



Neslihan kızımız:

Ben bu eğitim de ustamla neyi paylaşıpta kurtulma derdine düştüysem rahatladım, önüm açıldı. Olumsuzluklarımı, aldığım ödevlerdeki yetersizliklerimi her paylaşmamda çözümler getirildi, sorunlar giderildi.


Bu arada genç kızlarımızdan üçü, Eda ablalarında 1 hafta yarı yıl tatili yaptılar. Şimdi onlarında haftalarını nasıl geçirdiklerini, tespitlerini tek tek alalım.



Eda Ablaları:

Kızlarla “Büyük Hanım” kitabından “Mili namus”, “Anbul” kitabımızdan “Mürşit sahibi nasıl olunur?” konularını okuyarak meşk ettik. Yerine göre yedik, içtik, gezdik, dolaştık. Ancak hiçbir şekilde boş iş ve boş muhabbete kaymadan dolu dolu geçirdik günlerimizi. İş içinde eğitim de temel prensibimizdi.


Sohbetimizde Eda kızımız, eğitimdeki başarılarından dolayı kızların başkanı olan Gül Hanımın yardımcı kalfası seçildi.



Küçük Eda kızımız:

Hep birlikte büyük bir alı veriş merkezini gezmek istedik. Fakat daha gezerken canımız sıkıldı. Şaşırdık… Neden sıkılıp zevk almadık diye. Üstelik ne zamandır istiyorduk. Sonra içimize dönüp bakınca bulduk sıkıntının nedenin.



Ortam kalabalık. Mağazalar. Yiyip içenler, eğlenenler. Bunlar mı bize neşe katacak? Sünnete de uygun değil. Gidelim evimize, biz birimize yeteriz diyerek Eda ablamlara hep birlikte geri geldik. Tabi ki şükrettik halimize. Bizim her şeyimiz Müslüman Türk kızına yaraşır olmalı dedik.


Hep birlikte bayıldık tabiî ki, kızlarımızın bu yaştaki bu tespitlerine.büyük bir heyecanla onları dinlemeye devam ediyoruz.



Tekmile Kızımız:

Ben evden Eda ablamlara çıkarken annem; “Kızım bulunduğun ortamda ne gerekliyse gerekliyi gördüğün yerde sen yap. Kimseden bekleme” dedi. Bende aynı düşünceler üzere hareket edince çok güzel oldu. “Bunu da şu arkadaş yapsın” demeden ne gördüysem ben yapmaya çalıştım. Buda ayrı bir zevk ve insanın kendiyle gurur duyma noktası gerçekten. Bunları bize yaşama fırsatı verdiği için başkanıma da ayrıca içimden teşekkür ettim. İyi ki varsın…



Nimet kızımız:

Bende Eda ablamdayken ilk hissettiğim “Sen buranın sahibisin” düşüncesi idi. Bu hissi bize tabi ki kaldığımız yerin sahibi Eda ablamla Hatun teyzem verdi. Bizde gelirken insanlığımızı ve sahipliğimizi yaşamak niyetiyle gelmiştik. Bu sefer Hatun teyzemi daha yakından tanıma fırsatı elde ettik.


Önyargılı olmamak gerektiğini gördük. Ne kadar cana yakın, kucaklayıcı insan olduğunu görünce hepimizin ona karşı sevgisi daha da arttı.


Hanımlara dönerek tatlı bir gülümsemeyle; “Ne kadar şanslısınız Hatun teyzem gibi bir başkanınız var” diyerek hepimizi güldürdü.


Eşinin eğitimi dolayısıyla şu anda İngiltere’de bulunan  Nihal Hanım, telefonla katılarak oradan bize uygulama sonuçlarını veriyor. Ve bu haftaki ödevimizle ilgili olarak şunları söylüyor:


Artık yemek yemeyi çok seviyorum lafını bıraktım. Yemek yemenin zevk aracı değil ihtiyaç gereği olduğunu anladım. Yemek yemeyi bu kadar zevk aracı haline getirenin benim alışkanlıklarım olduğunu fark ediyorum.

 

Böylelikle alışkanlıklarımla mücadeleye başladım. Hayatta insana zevk kaynağı olacak o kadar güzel şeyler varmış ki…




Dedikten sonra büyük bir heyecanla duygularını paylaşıyor bizimle:



“Sizleri çok özledim. Ama görüyorum ki, aynı davada, aynı inançta, aynı hedefte olan insanlar dünyanın bir ucunda da olsa, aynı eğitim ve coşkuyu yaşayabiliyorlar. Zaman ve mekan hiç önemli değil, kendini yetiştirmek çabasında olan insana.


Ne mutlu insanız. Ne mutlu böyle bir eğitim içerisindeyiz. Hepinizi çok seviyorum.



Büyük bir coşku ve manen yaşanmış bir doygunluk hali ile sohbetimizi neticelendirdik. Başkanımız hepimizin görüşünü alarak, “Ne dersiniz haftaya hangi konuyu ele alalım ?” deyince görüşler ifade edildi ve hep birlikte “Şükür” konusunda mutabık kalındı.
Haftaya görüşmek üzere…


                                                                                                      Derleyen: Aysel Yiğit

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara