| Aldanmak Nedir? Aldanmanın Toplumdaki Yeri Neresidir? - İygder - 2010-11-29 23:55:37 |
Toplum bilindiği gibi kısım kısım zihniyetlerden oluşan bir çoğunluktur. Bize göre aldananlar, toplumda tortu sayılır. Ancak sözümüze yine dar açıdan bakılmasın. Aldatanlar, aldananlar dan ayrı mütalaa edilmez. Her ikisi de aynı kategoridedir.
Aldatanlar aldanmış zavallılardır ki aldatma cehlinin çukurunda yan yana can çekişirler. Aldananlar da kendilerini kaybetmekle aldatanlarla aynı yerdedirler.
Demek ki bunların toplumda ki yerleri kişiliklerinin can çekişme çukurudur. Buna rağmen Aldanmazlık yeri toplumda sağlam yerdir. Aldanmayanlar toplumda kendi yerini bulmuşlardır.
Özetle “İNSAN YERİ” demek emin yer demek. Yani güvenle yaşayan ve ortamına güven veren çizgidedir.
Kimler? Aldanmayanlar.
Aldanmayanlar, vaktini değerlendirir, irşat etmez. Bilmediklerini öğrenir, hiçbir vasıta bulamazsa, yöresinde ki insanları inceler, tanır, fayda vermese bile faydalanmaya bakar.
Peki, herkesten faydalanmak olur mu?
Aldanmazlık ne demek?
İyiden örnekler, kötüden ibret olan demektir. Bu kabulümüzse, şimdi büyük sayfaları okuma erdemine eriştik demektir.
Aldanmazlığın açısı çok geniş. Her gördüğümüzden aldanmazsız, müspet dersler almış oluyoruz. Böyle bir yaşantı da hayat kültürü almış oluyoruz. Bu uyanıklık, bu hassasiyet biraz daha ileri giderse; kafaların içindekileri bile görebilmek yerine gelinebilir. Kendimizde yaşamakla sevgilerimiz o kadar gelişir ki! Olaylardan, davranışlardan çok iyi anladığımız bir devreye ulaşırız ki, yüz hatlarından ve bakış tavırlarından da anlarız. Çok sonuçlar, çıkarırız. Daha ileri giderde, kafaların içindeki tasarıları bile seçecek inceliklere ulaşabiliriz. Bunların hepsi aldanmazlık kapısından geçer. Toplum içinde aldanmazlık yerimizi alınca yaşantımız, takdirimizle, gerekleri yerinde yapmamızla herkesten çok değişik durumlarda yaşayabiliriz.
Böyle değişikliklerin verdiği güven, hem yöremizdeki, hem de bizlere büyük bir ümit, geniş bir güç getirir. Böylece toplumdaki yerimizi biraz daha yerleşmiş oluruz. Kendimize faydalı olduğumuz kadar, çevremize de ortamımıza da faydalı oluruz. Yok, bize bu yaşam ağır gelir diyorsa kişinin neye inanıp neye inanmayacağına biz karışmayız. Kim neye inanıyorsa kendisi bilir. Ancak uyanık olmak için kesin sözümüz şudur: Kişi neye inanıyorsa, hayalen, gevşek inanışla değil, inandığına, müsbet, gerçek, sağlam, derinden inanırsa uyanık olur. Kafası çalışır, istediği sonucu alır, aldanmaz.
Burada sözümüze uyanık olmayı ekledik ki, beni aldattı veya aldatıyorlar diyen kendisi eksiklidir. Sömürüyorlar diyen kusurludur.
O zaman sorarız onlara; neden sömürülüyorsunuz? Ciddi tutumlarla şaka edilmez, çünkü onlar, inandığına gerçekten inandığından uyanıktırlar. Kesin yaşantıyı bulmuşlardır. Öyleleri, ne aldanırlar, ne aldatırlar. Güven bozacak hiçbir gidişatları olmaz.
Ve aldatanlardan önce, aldananlara karşı çıkarlar, tatlıca uyarmaya bakarlar.
Burada tavsiyemiz, uyanık insan çoğalırsa, aldanmak, aldatmak olumları ortadan kalkar. Çünkü çoğunluk, himayeye muhtaç gibi yetişmiş. Kendine iş üretecek durumda değildir. Bu tipler aldandıkları için hazır iş imkânı ararlar, eğer bulamazlarsa, karşılarındaki bütün insanları kendinden güçlü kabul eder ve aldanır. Suçluymuş gibi tutuk, pasif kalır her yerde. Çoğu hak ettiğini bile almaya bile çekinir. Nenin ne olduğunu anlasa bile gereği kadar mani olmadığı için aldanır aldanmayacak olumlara da çekincesinden öğrenmekten üşenir.
Bu gibi durumların baskısı içinde, içinden isyanlar kopar. Bu isyanını susturmak yerine patlatmak için zaman zaman bırakır her şeyi, kahreder feleğe, alır başını gider. İstediği özgürlükte olmadığı için, verdiği sözü bile unutur. Yapacağı işten bezer. Bunları söylerken güvenli yaşayacak kadar, sağlam inanışa sahip olmadığımızı fark ettik. Sağlam inanış sahipleri dimdiktir. Eğilmez, aldanmaz, aldatmaz. Güvenli ve güçlü olur. |