İnancın Gücü Kıratın Yanında Duran Ya Huyundan Ya Suyundan . . .
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 24870
Çoğul Ziyaretçi : 630734
İp Adresiniz : 38.107.179.217
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
Fikrimiz Açısında Ahbaplık ve Takdirkarlık Okulu - İygder - 2009-12-18 02:37:54

                                              17 Ocak 2009

• Ahbaplık hukukuna riayet etmeyen adamdan hayır gelmez. Ahbabı olmayan kişi şeytanla baş başa kalır. Ahbaplık varken ahbabın ahbabına kusur düzülemez.

 

•  Anlatılır ki ”Ahirette iki kardeş karşılaşmışlar. Biri diğerine sormuş, ne oldu nereye gidiyorsun diye. Arkadaşı cevaplamış, sevaplarım az geldi cehenneme gidiyorum. Diğer arkadaşı ise “olur mu ben cennete giderken o nasıl olur da cehenneme gider, ben sevaplarımı ona veriyorum ahbabım cennete gitsin, ben cehenneme giderim” demiş. Melekler kabul etmiş. O arada bir ses duyulmuş. Demiş ki Yaradan: “Kullarım benden daha mı cömert, ikisini de götürün cennete” demiş.

 

•  Allah(c.c.)’ın en çok hoşuna giden şey gönül almaktır.

 

• İyilik yapınca unutacağız. Ama biri bize bir iyilik yapsa onu ömrümüz boyunca kesinlikle unutmayacağız. Yapılan iyiliğe esas teşekkür; iyiliği yapana minnetli duygu ile bağlanmaktır.

 

• Uyanık olacağız ve çevremizdeki insanların ihtiyaçlarını elimizden geldiği kadarıyla karşılamaya çalışacağız.

 

• “Zamanın birinde hünerler sergileniyormuş. Adamın biri de gelmiş saraya. Demiş ki benim de marifetim şu: İğneyi masaya koyarım buradan atarım, iğneyi delikten geçiririm. Öyle mi yap bakalım demişler. Gerçekten de yapmış. Sonra padişah bu adama 50 altın verin, 50 de kırbaç vurun demiş. Adam şaşırmış. Padişahım bu 50 altını anladık da, 50 kırbaç neyin nesi demiş. Padişahta bu 50 altın hünerin için. Ancak bu yaptığın iş dünya ahiret ne işe yarar, onun için 50 de kırbacı hak ettin demiş.” Anlayacağımız yaptığımız iş dünya ve ahiret hayatında yararlı olacaktır.

 

•  Söz deyip geçme, sözün yaptığını ordular yapamaz.

 

•  Birliğin olmadığı yerde bölünme vardır ki sonucunda arada felaketler üst üste gelir.

 

•  Devlet, istiklali ve hürriyeti ifade eder. Türk milleti de özgürlüğüne düşkün bir millettir ve Türkler hiçbir zaman devletsiz kalmamışlardır. Milliyetçilik dediğimiz şey; yaptığın işi en güzel şekilde yapmaktır.

 

•  Biz kucaklayıcı olacağız. Kişi sağcıdır veya solcudur veya yoldan çıkmıştır. Biz onları da ayrı göremeyiz. Çünkü bir millet bir ailedir. Herkes bu milletin evladıdır. Kimse hakir görülemez.

 

• Biz insanın oluştaki yüceliğini, değerini anlama ve buna iman etme yolunu seçmişiz, ne mutlu bize… Biz “Nefsini bilen, Rabbini bilir” çizgisinde yürüyoruz. Ne mutlu bize…

 

• İnsanın derinliklerinde öyle güzellikler var ki tarif edilemez. Ancak kişinin zihni, inançları ve etkileri bu güzellikleri örtmüş.

 

• Dükkâna bir kadın gelir ve çocuğunun rahatsız olduğunu, paraya ihtiyaçları olduğunu söyler. Dükkân sahibi de ne demek bacım der ve ihtiyaçlarını karşılar. Ertesi gün adam gazeteyi açınca ne görsün. O kadın meğer bir dolandırıcıymış. Diğer arkadaşları ”Bak gördün mü…” derler. Adam da: "elhamdülillah çocuk rahatsız değilmiş"… İşte bu şekilde bizler de her türlü olumsuz durumun içerisinde güzelliği fark etmeye çalışacağız.

 

• Ancak değer yargın çalışmaya başlarsa geçici ve gerçek değerler kavramlarının yerleri sağlamlaşır.

 

•  En ufak bir korkunun, şüphenin, tereddütün olduğu yerde huzur olamaz. Her gerekliyi yaptın, sağlığın ve sıhhatin yerinde ama çorabının içinde küçük bir taş var. Yine huzurun kaçar, o taşı da oradan çıkaracaksın.

 

•  Dönüp baktın mı senin huzurunu ne kaçırıyor? O kadar namaz kılıyorsun, ibadet ediyorsun ama yine de içinde bir boşluk var. Senin huzuruna kusur arama, suizan ve suigarinlik (insanları birbirinden soğutucu konuşma) düşman haberin var mı? İşte biz takdirkarlık okulunda bunlardan nasıl kurtulacağımızı öğreniyoruz.

 

•  Mesleğimiz insan tanımaktır. İnsanla ilgili ne varsa biz onunla uğraşırız. “Güven nereden gelir, sıkıntıların kaynağı nedir, neden kızıyoruz, neyin adına yaşıyoruz, kararlarımızı neden bozuyoruz, sözün önemi nedir, neye ne kadar değer veriyoruz” gibi konular üzerinde durur ve yapımızı tanımaya çalışırız. Biz insan duygularıyla, hisleriyle ve inançlarıyla uğraşırız. Herkes bir şeylerle uğraşıyor. Biz de o her şeyle uğraşan insanla uğraşıyoruz. İnsanı tanımaya çalışıyoruz. Bizim işimiz, insanın en dış yönünden(pratik yaşamından) en ince yönüne, duygularına, düşüncelerine ve inançlarına kadar takip etmek onlara yaratılışımıza uygun hâkimiyet kurabilmek işidir. Bu da dünyanın en ince, en hassas işidir. Biz gide gide izzeti nefis dediğimiz oluştaki yüceliğimizi anlamaya ve buna iman etmeye çalışıyoruz.

 

• Aklın çalışmadan, ciddiyetin gerçek insanlık hedefine takılmadan “çalış-kazan, ye-iç-yat” yerinde kalırsın, bu ise hayvanlıktır. Ne olacak? Önce aklın çalışacak, değer yargın işleyecek ki her şeyin değerini gerçekten görebilesin.

 

• Bilgiler, sözler, kaynaklar vs. her biri birer o güzelliklere götürücü işaretlerdir. Biz bunları bilerek oralara varamayız. O sözü alsan altın harflerle yazdırsan ne işe yarayacak? Sen o sözü, işareti alacak ve onun derinlemesine idrak edecek ve harekete geçeceksin. Yoksa kişi harekete geçmezse işaret hiçbir işe yaramaz. Sen o yazının içindeki âlemleri ve ruhu tanımaya çalışacaksın.

 

• Kendine dönmeyen ve derinliklerinden beri kendini tanımayan insanın dindarlığı yüzeyde kalır ve kişi kabadan yaşar. Sonra bu durumdan kişinin haberi bile olmaz.

 

• İnsanın toplumdaki güven vücuduna haysiyet denir. Nasıl ki memleketimiz için canımızı vermeye hazırız aynı şekilde inanırlığımızı, güvenirliğimizi kaybetmemek için ölümü bile göze alacağız.

 

• Örgünöz fikir sistemine göre akıl demek ciddiyet, takdir, dikkat, anlayış ve yargı mekanizmasıdır.

 

• Kişi her şeyden önce kendi huzurunu kaçıran şeyin kendi inançları ve kabulü olduğu gerçeğini kabul edecek.

 

• Allah(c.c)’ın severek, özenerek, aşk ile yarattığı varlıklarız her birimiz.

 

• Yüce Dostun incelikleri, ahbaplıkları bizim dikkatimizi cezbetmeli. O yerler bizi çarpmalı ve onun gibi olmaya çalışmalıyız. Unutmamalıyız ki bir dost, bir gerçek insan bulmadan onun eğitimine girmeden imkan yok ki saadet yüzü göremeyiz.

 

• Bir ashap, 70 evliyadan neden üstün? Onlar o zor, yokluk zamanlarında dinin bütün gereklerini fedakârlıklarıyla zirvelerde yaşamışlar… İşte bizler de onlar gibi yüreğimize gerçek değerleri doldurmaya koşacağız.

 

• İnsan mücerret yapısının ihtiyaçlarını yine kendisi karşılamak zorundadır. Bu mücerret yapının ihtiyaçlarının kesinlikle karşılanması lazım. Fakat bunu insanlar göremediği için karşılayamıyorlar. O yüzden sıkıntılar, bunalımlar yaşanıyor. İşte insana ciddiyet gibi bir meşale verilmiştir. Bütün ince ayrıntıları, gerekleri bu ciddiyet güdümünü çalıştırarak görebiliriz.

 

• İnsan Allah(c.c)’ın sahiplik yetkisidir. İnsan sahiplikle yetkinin karışımına denir. İnsanın kaderi sahipliktir. İstediğine sahip olabilir, ama yalana ama doğruluğa ancak neticesine kendisi katlanır.

 

• Peygamber Efendimiz (s.a.v) ayrılığı, ikiliği kaldırmıştır. Hep birleştirici olmuştur. Uyanık olmaz da kafamızdan çıkamazsak buraları göremeyiz.

 

• Eksik olan bir şey yoktur. Bizim mevcut aklımız eksik görüyor.

 

• Hâkimiyet kuramadığımız her noktada rahatsız oluyoruz.

 

• Unutma şerefli sahip insansın. Kendini bilmek, tanımak çalışması çok talep ister. Alacaksın takdir kazmasını, vura vura içindeki o büyüğü çıkaracaksın.

 

                               İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara