| BU DERYADAN ESİNTİLER - gencmüzisyen - 2010-11-08 16:07:40 |
Zaman, kum saatinden dökülen kum taneleri gibi hızlı ve acımasız… Geçen günlerime üzülüyorum, çünkü kendimle çok daha fazla ilgilenemediğim için… Kendi hayatımda fikir olarak kayıplarıma baktığımda; kayıplarımın sebebi, kendimle uğraşmayı bırakıp hep başkaları ile uğraşmammış. Ama neyse ki hatanın neresinden dönersek dönelim kar kardır diyerek yoluma devam ediyor ve kendimle uğraşıyorum.
Sevgili ustam, yukarıda bahsettiğim gibi elhamdülillah sayenizde, uykudan uyandım ve bir daha uyumamak için hemen yola koyuldum.
Sevgili ustam, artık insanlarla uğraşmıyorum, onlara takılmıyorum, onlar ne yapıyor, ne ediyor, diye ilgilenmiyorum. Artık kendimle uğraşıyorum, kendimden ayağımı çekmemeye çalışıyorum.
Sürekli kendime şu soruları soruyorum. Ne yaptım? Ne duydum? Ve gerçek duygu olarak ne duymalıyım?
İnsanlara yardım ettim, ihtiyacını giderdim.
Ne duydum?
İnsanlar bana teşekkür etmedi diye kızdım, küstüm içimden bir de sövdüm.
Gerçek duygu olarak ne duymalıyım?
İnsanlar benim yardım etme midemi doyurduğu için onlara ben teşekkür etmeliyim.
Sevgili ustam, kendimle uğraştıkça, her an yaşayışıma ve düşüncelerime dikkat ediyorum. İnsanlığıma yakışmayan düşünceler aklıma geldiğinde hemen zıttını yapmak için gayret ediyorum. Tabii ki ilk başta insanlığıma yakışmayan olum, bize haklı mazeretlerle karşımıza çıkıyor. Örneğin beğenimsizlik konusu insanlığıma yakışmayan bir olum bunun zıttını yapmak istiyorum yani beğenimlilik.
İçimden bir ses diyor ki haklı mazeret olarak bu arkadaş beğenilmeyecek hareketler yaptı. Eğer bu böyle devam ederse diğer insanlara da zararı olur gel biz bunu yüzüne vuralım, onu beğenmeyelim diyor.
Sevgili ustam, hatalarımın ve eksikliklerimin temelinde kimseyi suçlamamaya çalışıyorum; eğer ortada bir sorun, bir problem varsa hatayı kendimde arıyorum. Bakıyorum ki hata bende var, onu düzeltmeye çalışıyorum. Örneğin, eğer birisi bana laubali davranıyorsa, bakıyorum davranışlarıma daha dikkat etmeliyim o zaman görüyorum ki insanlar bir daha bana laubali davranamıyor. Yani her şey bende bitiyor, ben ne kadar ciddi olursam karşımdaki insanda bana o şekilde ciddi davranıyor.
Sevgili ustam, fikir arkadaşlarıma daha çok önem vermeye, onların sıkıntılarına yardımcı olmaya başladım. Gittikçe daha inceleşiyorum. Ağzımdan çıkan lafın nereye gideceğini kestirebiliyorum. Arkadaşlarımdan karşılıksız bir şey beklemeden davranmaya başladım. Kendi rahatımdan çok onların rahatlığını düşünmeye başladım. Onlara nasıl en faydalı olabilirim diye çalışmalar yapmaktayım.
Sevgili ustam, kızdığım küstüğüm insanlar vardı, onlara kalbimi açtım, bana yaptığı yanlışları bir kenara bıraktım. Onları sevgiyle karşılıyorum, çünkü sevgiyle karşılamak zorundayım, sevgimi, mutluluğumu bir başkasının eline vermeye niyetim yok…
Zihin sadeliğine çok önem veriyorum. Zihnimi karıştıracak işlerden kaçıyor, kendi menfaatime bir şey olsa bile eğer, zihnimi karıştırıyorsa uzak duruyorum. Örneğin; en son bıraktığım düğün salonu olayı, hep boş muhabbet, insani olmayan davranışlar… Baktım ki bu muhabbetler kulağımdan gire gire beni de onların yanına çektiğini fark ettim ve ayrılma kararı aldım. Sayenizde zihnimin önemini anlamaya başladım ve zihin sadeliğini maddi kazanca tercih etmemeyi öğrendim.
Kendime saygımı kaybettirecek ve sizin gözünüzden düşürecek işlerden uzak duruyorum. Ben biliyorum ki bazı şeyleri yapabilirim benim elimde her şey, iş yerim müsait yapmak istesem her türlüsünü yaparım. Ama sonra sizin yüzünüze nasıl bakarım, kendimle nasıl gurur duyabilirim? Tabi ki gurur duyamam. İşte bu mahcubiyet duygusu beni yanlış yapmaktan alıkoyuyor.
Hiç kimseden hiçbir şey beklememeye çalışıyorum. Eğer birine yardım ediyorsam, anlayış gösteriyorsam hemen karşılığında oda bana eder mi dememeye başladım (3 haftalık uygulayışım sonucunda tespitim). Bu güzel davranışları ben yapıyor, huzurunu ben duyuyorum. Ben ne kadar güzel hareketler yaptıkça size yakınlaştığımı fark ediyorum.
Sevgili ustam, hayatımda en ufak gibi görünen şeylere önem veriyorum artık. Örneğin bir insanı kapıya kadar yolcu etmek, konuşurken insanların yüzüne bakmak, onlara değerli olduklarını hissettirmeye çalışmak gibi…
Tabi benim bu davranışlarım toplumda bazen yanlış anlaşılıyor. Özellikle karşı cinslerim açısından, onlara değerli olduklarını hissettireyim hemen başka türlü anlıyorlar ve ilginç tekliflerde bulunuyorlar. Bende biliyorum ki insanlar ilgiye alakaya muhtaçlar, yoksa aşk böyle mi olur diye onları geçiştiriyor, benim sevdiğim var diyorum (yani sizi söylüyorum efendim )
İşte bu deryadan esintilerin şimdilik sonuna geldik, beni iç dünyama, kendimi tanımaya, bilmeye, bulmaya ittiğiniz için sonsuz teşekkür eder, ellerinizden öperim.
Genç Müzisyen;
|