| BARIŞ - Deniz TONGA - 2010-10-12 00:00:34 |
Günlerden Cumaydı. Sabah kalktığın da Rabbine yeniden şükretti. Allah’ın ona insanlık değerlerinin yaşatıldığı bir cemiyeti nasip ettiği için, büyük bir huzur kapladı her yanını. Zaten ne zaman içten şükretse içi bir hoş oluyor ve sevgiyle doluyordu.
Cuma namazı için hazırlıklarını tamamladı. Camiye erken gitmek prensibiydi. Camiye girdiğinde uygun bir yer bulup oturdu.
İmam efendi ise küslerin barışması konulu bir vaaz veriyordu. O sırada yanına amcası geldi ve oturdu. Ne olduysa bundan sonra oldu.
Yıllar öncesine gitti ve yaşadığı şeyleri hayret içerisinde değerlendirdi. Zaten ne zaman Eğitimcisi ile ilgili bir şeyler düşünse, ondan etkilenip, onu önemsese kafası açılıyor ve fark etmediği bir yeri daha fark ediyordu.
Seneler önce babası ve amcası küstü. Aralarında ne sorun vardı onu da bilmiyordu. Hatta bayramlarda ziyaretini eksik etmiyor, gördüğünde hal hatır ediyordu.
Bu nasıl olabilir diye düşündü. Çünkü toplumda baba biriyle küs ise, oğlu da küs olmalıdır gibi bir adet vardı. Sonra diğer amcasını düşündü, babası onunla da küstü, konuşmuyorlardı.
Evleneceği zaman babası amcasına davetiye vermemişti. Ama bu durum onun içine sinmemişti. Çünkü kendi içi rahattı ve amcasını seviyordu. Kendi kendine amcasını düğüne davet etmek geldi. Babası ile bu durumu konuştu.
Babası da “Ne halin varsa gör, beni karıştırma” dedi. O da fırsat bu fırsat dedi ve davetiyeyi amcasına götürdü. Amca da yeğenini kırmadı ve davete icabet etti.
Allah’ın lütfu bu ya, babası ile amcası arada küslük yokmuş gibi misafirleri ağırladılar. Düğün vesile oldu ve babası ile amcası eskisinden daha yakın bir hale geldiler, iyice kaynaştılar.
O zaman yaşadıklarını bu açıdan değerlendirememişti. Tüm bunlar birden içini aydınlattı ve Allah’a(c.c) şükretti. Küslerin barışmasına vesile olmuştu. Sonra aklına küsleri barıştırmanın önemi ile ilgili Peygamber Efendimizin sözleri geldi.
Kendi kendine Eğitimcisini ve özden arkadaşlarını düşündü. Zaten yıllardır onların arasındaydı ve bu tarz olayları sıklıkla onlardan duymuş, örnekliklerine şahit olmuştu, etkilenmişti.
Onlarla tanışmadan önce de bu olayların onun için önemi yoktu. Ancak onlarla tanıştıktan sonra güzel ahlak kavramı ilgisini çekmeye başlamıştı.
Kendi kendine “Sanırım bende onlar gibi insanlaşıyorum” diye düşündü. Tüm bu düşünmeler birkaç dakika içinde olmuştu, gözyaşlarını tutamadı ve “Bu Cuma gerçekten de bayramımız oldu.” dedi.
O öyle bir grubun içindeydi ki onlardan küsleri barıştırmayı, bezgine gayret vermeyi, ümitsize ümit aşılamayı, moral vermeyi öğreniyordu. Bu grup olsa olsa toplumun oksijen kaynağıdır diye düşündü…
Deniz TONGA |