İnsanlar vardır sözler anlatır, bilgiler verir, kafa patlatırlar; insanlar vardır zihni durultur, kalbi ferahlatır, hayat değiştirirler…
İçinde bulunduğumuz Eğitim ve Eğitimcisi sayesinde değişen yönlerimiz:
Sabrın diş sıkmak olduğunu sanırken, şimdi gerekliyi yerinde ve zamanında yapmakla sabırlı olunduğunu…
İbadetin sadece namaz kılmak, oruç tutmaktan olduğunu sanırken, bunların yanında çalışmanın, insanlara hizmet etmenin de ibadet olduğunu…
Arkadaşlığın, kardeşliğin gövdelerin beraberliğinden kaynaklandığını sanırken, esas arkadaşlığın, kardeşliğin fikir, inanç birliğinden olduğunu…
Gövde rahatımın, afiyetimin yerinde olmasına dikkat ederken; zihnimin rahatına, ferahlığına bakmayı…
İşi, angarya, yapılıp hemen bitirilesi bir şey olduğunu sanırken; onu gelişmek, tecrübe kazanmak için bir fırsat olduğunu öğrendim.
Sorunların, aksiliklerin tersliklerin bana uğramaması gerektiğini, gelince bir şeylerin olmayacağını sanırken; şimdi nelerin olması gerektiğini ne yapmam gerektiğine bakar oldum…
Hayatı, imkânsızlıklar, zorluklardan ibaret olduğunu sanırken; güven üzerine kurulmuş bir saray olduğunu…
İnsanların eksiklerini, ayıplarını ortaya çıkararak kendimin yüceleceğini sanırken; gece gibi o ayıpları kusurları örtmem gerektiğini…
Dağınık, harabati yaşamanın gençliğimin bir gereği olarak kabul ederken; prensipli yaşamanın her yaşta güzel olduğunu…
Özgürlüğün, mutluluğun, her aklına eseni yapmak olduğunu sanırken; insanlık çizgisinde ölçülerle yaşamanın esas özgürlük ve mutluluk kaynağı olduğunu…
Okulumu bitirip işimi bulunca, sadece; her istediğimi alıp, rahat edeceğimi sanırken, bunu haysiyet meselesi yapıp, kimseye muhtaç olmadan insanların kalbi huzuru için harcamaya bir vesile olduğunu öğrendim.
İşlerin, yapılan çalışmaların, sadece iş olduğunu sanırken; bunların beni çizgiye getirmeye vesile olduğunu…
İnsanların ihtiyaçları olduğunda yardıma koştuğumda kendime pay biçerken, bu fırsatı bana sunduğu için yaratana teşekkür eder olmuşum…
Düzenin-intizamın gereksiz olduğunu düşünürken, zihin ferahlığına vesile kılmışım…
İnsanları uyararak onları olması gerekene geleceğini sanırken; örnekliğimi yaşantımla yapmaya çalışan olmuşum…
Müslümanlığın sadece camide olduğunu sanırken; esas Müslümanlığın yaşamak olduğunu, hayatın içinde, her yerde olduğunu anlamışım…
Kıyafet seçerken, bana yakışmasına, markalı olmasına dikkat ederken; şimdi sade, gösterişsiz olmasına dikkat eder olmuşum…
Alışverişte paranın üstünü bile saymadan, bu şekilde ezbere yaşarken; hesabına dikkat eden, araştırarak alış veriş yapan olmuşum…
Benimle sadece gezip, eğlenen, sorunlarımı dikkate almayan arkadaşlarım varken; şimdi beni koruyup kollayan, sahip çıkan, benimle cidden ilgilenen dostlarım var…
Yalan söylemenin bazı yerlerde gerekli olduğunu sanırken; bir yalanın kırk yalan, kırk yalanın bin mahcubiyet getirdiğini öğrendim.
Arkadaşlarımla bir araya gelirken, bir başkasını çekiştirmenin zevk olduğunu sanırken; şimdi ahbaplarımla nasıl Yüce Dosta daha çok bağlanır da gelişiriz, üzerimize aldığımız işleri en güzel şekilde nasıl teslim ederiz derdine düşüyoruz…
Güvenin sadece dürüstlükten ibaret olduğunu sanırken, aldığımız işleri sağlam tutmanın, ileri götürmenin ve devam etmenin de güven olduğunu gördüm.
Ve yineleyerek söylüyorum, beni kollayan, koruyan, üzerime titreyen ağabeyler sahibi olmuşum… Ne mutlu…
Samed Şentürk
Kırıkkale Ün. İ.İ.B.Faküttesi Öğr.