| Kurtuluş Savaşından Etkileyici Sahneler - İygder - 2010-09-12 17:04:51 |
Yetmiş beş kağnılık bir kağnı kolu İnebolu-İkiçay’ dan yola çıkmak üzereydi. Zafer Kemal “Uğurlar olsun anam!” diye seslendi.
Kolbaşı, “Sağ ol oğul” dedi, elindeki sapayla öküzünü dürttü. Kağnılar tekerleri inleyerek kımıldayıp yürüdüler. Kağnıcıların hepsi kadındı. Yalnız 3. kağnıyı 12 yaşındaki bir erkek çocuk yediyordu. Kadınlardan biri hamileydi. Yedinci kağnının yanında yürüyen sırım gibi genç kadının ayakları çıplaktı. Bazı kadınlar bebeklerini torbalayıp sırtlarına bağlamışlardı.
Genç subaylardan biri içi ürpererek, “Ne mübarek kadınlar bunlar” dedi. Öyleydiler. Yavrularına yiyecek taşıyan anaç kuşlar gibi orduyu besliyorlardı.
Ruşen Eşref Ankara’yı anlatıyor:
Cephane ve silahların taşınması bitmek üzereydi. Kaptan, reis ve subaylar keyif sigarası yaktıkları sırada Giresun Liman Reisliğinden gecikmiş bit telgraf geldi. Trabzon dan alınan habere göre bir Yunan savaş gemisi, Trabzon’u bombalamış, batıya doğru hareket etmişti.
Mesafeyi hesapladılar. Sonuç tatsızdı. Gemi iki saat sonra Ordu da olabilirdi. Mahmut Kaptan yerinden hopladı, “Ulan ben bu gemiyi batırır, düşmana teslim etmem” diye kükredi. Genelkurmay’ın emri böyleydi zaten. Hiç bir gemi düşmana teslim edilmeyecekti.
“Aklıma bir delilik geldi.”
“Ne?”
Reise döndü:
“Gerektiğinde gemi için kömür bulabilir miyiz?”
“Fındık kabuğundan ala kömür olur mu.?”
“Makine yağı için…”
“Fındık yağı ne güne duruyor?”
Kaptan subaylara bağırdı:
“yürüyün, gemiye gidiyoruz.”
Mermi gibi odadan çıktılar. Gemiye geçtiler.
Mürettebat cephanenin boşaltılması işine yardım etmiş, dehşetli yorulmuştu. Oraya buraya serilmiş dinleniyorlardı.
“Toplanın!”
Herkes toplandı.
“iki düşman gemisinin arasında sıkıştık.
Komutanlığın emri bu iki durumlarda geminin batırılıp düşmana teslim edilmemesidir. Ben diyorum ki, gemiyi öyle batıralım ki düşman çekip gidince suyunu boşaltıp tekrar yüzdürebilelim. Var mısınız?”
Mürettebat çözüme bayıldı. Özel araç gereçlerin hepsi kıyıya taşındı. Kinistin valfı söküldü. Gemi su dolarken reisin motoruyla gemiden ayrıldılar.
Karaya çıktılar.
Kaptan, “Vay benim güzel gemiciğim..” diye dertlendi.
Düşman gemisi batık gemiyi görüp geri dönünce esas iş şimdi başlıyordu. Gemi yüzdürülecekti.
Gemiyi yüzdürmek batırmaktan daha zordu. Önce Kinistin valfı yerine takıldı. Sonra Ordu ‘lu kadınlar, kızlar ellerin de kovalar, güğümler, taslarla kıyılara binip gemiyi kuşattılar. Türkü söyleyerek suyu boşaltmaya başladılar.
Birlik beraberlik ve inanç ruhuyla Rüsümat IV gemisi tekrar yüzdürülerek düşmandan kurtarıldı. |