6 Aralık 2008
• İçten, candan insan olmak başka bir iş, sözünü etmek veya yapıyor gibi görünmek, başka bir iştir.
• İnsanlar çocukları sınıfta kalınca büyük üzüntü yaşıyorlar. Ancak çocukları yalan söylediği vakit aynı üzüntüyü duymuyorlar. Neden? Çünkü kalplerde doğruluğun dürüstlüğün değeri yok.
• Güven; kafesteki bir kuş gibidir. Bir insan 20 sene güvenilir olarak yaşayabilir. Ancak insan bir an dalgınlıkla söz verip de yerine getirmez ise o güvenilirliği sarsılır.
• İnsan yıllarca yalan söylemeden yaşıyor olabilir. Ancak doğruluğun, dürüstlüğün değeri bilinmezse bir süre sonra “ Yıllarca doğru dürüst olduk da ne oldu diyebilir.” Onun için ilkemiz sadece yapmak değil, değerini bilerek, duyarak yapmaktır.
• Kişi makamıyla, mülküyle övünebiliyor fakat doğruluğuyla, dürüstlüğüyle ve benzeri insanlık değerleriyle övünemiyor. Neden? Çünkü bunların değeri bilinmiyor. Değeri bilinmeyen şeyler iftihar konusu olmuyor.
• Güvenin sarsıldığı yerde zihin sadeliğinden bahsedilemez. İnanırlığını, güvenirliğini kaybeden insan hareketli ölüdür. İnanın, güvenin olmadığı yerde sevgi ve birlik gibi değerler yaşayamaz. Güvenilir insan toplumun huzur kaynağıdır.
• Güvenebildiğin kimse var mı? Sana güvenen kimse var mı? Yok. O zaman kalabalıklar içerisinde bile yalnızsın.
• “ Adamın birisi Konya’ya gitmek için yola çıkmış. Uzun süre yolculuk yaptıktan sonra yolda dinlenen bir adam ile karşılaşmış. Konya’ya gitmek üzere yola çıktığını söyleyerek, ne zaman ulaşabileceğini sormuş. Sorduğu adam ise bu şekilde, bu istikamette gidersen bir ömür boyu Konya’ya varamazsın” demiş. Yolcu Konya yolunda olduğunu söyleyerek neden ulaşamayacağını sormuş. Sorduğu adam ise yolcuya Konya üç kilometre geride kaldı demiş.” Kişi ne aradığını bilse bile, aradığına nasıl ulaşacağını, hangi metotları kullanacağını ve bulunduğu yerin aradığına göre nerede olduğunu göremezse bir ömür o aradığına ulaşamaz.
• Aranılan gerçek mutluluk; içtenlikle, doğrulukla, dürüstlükle ve samimiyetle yaşamakla mümkündür. Gerçek saygı kazanmak ise; güven vermekle ve üzerine aldığı işi en güzel şekilde sonuçlandırmakla mümkündür. Bu değerler olmadan kişi mutluyum, huzurluyum diye; ancak kendini kandırır. Onun için başka yolda huzuru arayanlar yol almıştır hatta epey de ilerlemiştir ama aradığı mutluluğu bulamamıştır. İnsan ancak iç dünyasına yönelir ve kişilik değerlerini tanıyıp, yaşama derdine düşerse gerçek huzuru bulur.
• Öldüğümüz vakit yalnız kalacağız. Üzerimize giydirdiğimiz her sıfat, elimize geçirdiğimiz her imkân (madde, makam, nüfuz, şöhret vb.) burada kalacak. O halde sen kendini değerlendirip, yüceltecek gerçek insanlık meziyetleriyle dolmaya koş.
• Bizim yaptığımız çalışma; kınanacak işlerden kurtulup kınamayacak olgunluğa erişme çalışması olup dünyanın en değerli çalışmasıdır.
• Gölge, bitki, eşya, hayvan değil tüm bu varlıkların sahibi şerefli sahip insanım. Onun için bende kendime dönüp, özümdeki bu yüceliği tanıyıp insan gibi yaşayacağım. Çünkü insanlık ölümsüzdür. Gövdesel ölüm bile insanı bu değerlerden ayıramaz.
• Mesleğimiz takdirkârlıktır. Her varlığı gerçekten inceler, değerince değer vermeye çalışırız.
• Akıl; ciddiyet, takdir, dikkat ve anlayış mekanizmasıdır. Aklın büyümesi demek bu güdümlerin gelişmesi ve insanlık noktasında(gerçek değerler) çalışması demektir.
• Taklit ederek yaşamak kişiye hiçbir şey kazandırmaz. Taklitle yaşayan kişinin kafası çalışmaz. Konuşmak, duymak ve hatta yapmak bir şey ifade etmez. Bizzat benim aklım anlayacak ve yaptığım şeyin değerini bilerek, duyarak yapacağım. Değeriyle bilinmeyen bir şey biliniyor sayılmaz.
• Kafamızı çalıştırmadığımız sürece başkaları tarafından kulağımızdan yönetilmeye mahkûmuz.
• Değer yargısı çalışmayan bir insan hiçbir şeyin gerçeğine ulaşamaz. Çünkü gerçek değerleri kendince daha önemli gördüğü şeye feda eder.
• Şeklen insan her sıfatta yaşayabilir. Kafası özüne uygun olan ve kişiliğini şahsiyetlendirip, şerefe ulaştıran insan ise, dünyanın en yüce değeridir.
İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği