Gerçek İnsan Olma Yolundayız
Yaratanım adına yaşama gayretindeyim. Yaşamamın amacı gerçek insan olmak. Uğrunda her şeyimi feda edebileceğim Peygamberim var.
Kendimizi tanımaya çalışıyoruz. Kendi yaşayışımıza böyle devam edelim ve bu gerçek değerlerle derinleşelim diyoruz. İçimiz ferah, kalbimiz huzurlu. Hiçbir tesire kapılmadan özgürce yaşıyoruz. Kendimize özgüvenimiz var.
Ben benden memnunum. Ben kendime söz geçirebiliyor, verdiğim kararları bozmadan uyguluya biliyor, istediklerimi yapa biliyorum. Burada saygı kazandım, burada insanları içtenlikle sevdim. Bütün arkadaşlarım beni içtenlikle severler. Güven ve saygı ile anarlar. Övünç duyacağım başarılarım var. Bütün bana yakışmayan huylarımdan alışkanlıklarımdan kurtuluyorum. Yerine Peygamberin huylarını, alışkanlıklarını alıyorum.
Dünyada her şeyimle güvendiğim beni bana tanıtacak ve bana güvenen sağlam bir ahbabım var. O yüzdende her yerde mutlu ve huzurluyum.
Yüce Dostun Bizden Yansımaları
Kendine güvenen ve güven veren oldum.
Yılın 365 günü evimiz hizmete hazırdır. Evimizin her köşesinde insana hizmet edilir ve insanlık yararına kullanılır. Arkadaşlarımıza çok rahat fikrimizi söyleriz. Bilirim ki benim arkadaşlarım şu dünyanın en güvenilir, en içten en samimi insanlarıdır. Bir arkadaşımızın ihtiyacını hissettiğimiz fark ettiğimiz anda yanındayız.
Örneğin rahatsızlığı nedeniyle kendi işlerini yapamayan bir ablamız var. Başkanımız ilgileniyor, ihtiyacı görünce hadi arkadaşlar diyor hemen müsait olanlar toplanıp gidiyoruz.
Kendi işimizi yapar gibi en inceliklerine kadar gerekeni yapıyor, arkadaşımıza da teşekkürler ediyoruz bizlere hizmet etme imkânı verdiği için. Evlerimize insanlık vazifemizi yapmış olmanın huzuruyla dönüyoruz. Geride gönlü hoş olmuş ,kalbi mutluluk ve huzurla dolmuş, arkadaşlarına biraz daha güveni gelmiş bir insan bırakıyoruz.
Elhamdülillah bir insanlığımızı daha yaşadık diyoruz.
Sohbetlerimiz var, herkes büyük bir azim ve kararla yetişme çabasında. Bir gün hafta içi sohbetinden dönerken kapıda bir komşum ve misafirleriyle karşılaştık. Bana “Sen sohbetlere gidiyorsun Allahın rızasını kazanıyorsun, biz de akşama kadar evdeyiz ne olacak” diyorlar.
Hemen söze giriyoruz “Senin eşin, annen çocukların evdeler değil mi? Sabah kalkıyor akşama kadar onlara hizmet ediyorsun, kiminin bir kızgınlığını yatıştırıyor, kimine alttan alıp peki diyorsun, evinin temizliği düzeni intizamı sana ait, sabah kahvaltılarını yaptırıp kimini ise okula gönderiyorsun.
Akşam herkes eve dönünce yemekleri sofraları hazır, güler yüzle karşılanıp evlerine giriyorlar. Kapı çalan hiçbir komşunu boş çevirmiyorsun, insanlar rahatça evine gelebiliyorlar. Bunun yanı sıra Kuran’ını okuyor, namazını kılıyorsun işte o okuduğun Kuran senin günlük hayatında bu yaptıklarını yapmanı emrediyor.
Yani sen günlük yaşantında bunları yaparak Kuran ahlakını yaşamış dolayısıyla da Allah’ın rızasını almış oluyorsun, deyince komşunun gözleri parladı mutluluktan uçtu.
Demek ki ben evimde çocuklarıma eşime, anneme, komşularıma hizmet edip gönüllerini alarak Rabbimin rızasını kazanıyorum, öylemi? deyip boynuma sarıldı. Bana yaptıklarımın değerini gösterdiğin için teşekkür ederim diyerek öptü.
Öbür taraftan misafiri olan hanım, “ben sureleri bilmiyorum, sadece yatıp kalkarak namaz kılıyorum. Allah beni de affeder mi?” deyince gözlerim doldu. Allah herkesi affeder. O çok merhametlidir. Ameller niyetlere göredir, sen bildiğinle devam et. Allah’ın vadi var, “biz bilmediklerinizi size öğretiriz “diye. İstersen gel surelerde de yardımcı olalım sana diye söyledik.
Komşularla böyle konuşup eve yöneliyorum. İçim huzurla doldu. Çünkü iyiyi, güzeli konuştuk, insanlara gayret verici olduk. Hamdettim Rabbime, bir ilkemizi daha yaşama fırsatı verdiği için.
Eve sağ ayakla ve Allah’ın selamı ile girdik. Evde bizi bekleyen yavrularımızı hasretle öptük, kucakladık. Onlar benim velinimetim. Çünkü eğitimimi en çok onlarla uyguluyorum. Eğitimdeki eksiklerimi onların yanındayken daha çok fark ediyorum.
Oğlumla ders çalışıyoruz. İkimizin de ödevleri var. Benim kalem bozuldu. “Oğlum bana bir kalem alır mısın?” dedim. “Tamam, anne diyerek kırtasiyeye indi. Kalemi aldı. Biraz sonra “Anne kalemi bana verir misin dedi?” dedi. Hemen “Buyur oğlum diyerek onun biraz yıpranmış kalemini alıp, yeni kalemi ona verdim.
Allahım içimde tarif edilmez bir sevinç duydum. Neden diye kendime bakarken, birden anladım ki ikram midemi, paylaşma midemi doyurmuştum. Bana verirmisin diyen bir insana hiç akıl katmadan vermiştim. Şükrettim Rabbime bir ilkemizi daha uygulama fırsatı nasip ettiği için.
Akşam namazdayım. Kızım ve oğlum tartışmadalar. Benim namaz onlarında aralarında tartışma bitti. Oğlum ağlayarak yanıma geldi.
Ve “Ablam bana hoş olmayan bir şey söyledi” dedi. İnsanları incitici sözler evimizde yasak olduğundan “O zaman ablanın maaşından 5 TL. kestim” dedim.
Arkasından kızım geldi ağlayarak “Ama anne o bana takıldı, hiç sevmediğim sertçe muamelede bulundu” dedi. Peki, sen ne yaptın yavrum dedim. “Bende ona aynı şekilde karşılık verdim” dedi.
İyide canım kızım sertliğe sertlikle karşılık verirsek ikimizde kırılırız. Baktın o sert sana takılıyor, hemen ne istiyorsa ver yanından uzaklaş.
Kızım itirazına devam ederek “O zaman onun maaşından da kes” diyor. Tamam keserim ama bilki ortada kavga var haklı haksız aramıyoruz. Onun için ikinizden de kesmem lazım. Ben sana kıyamıyorum. O hoş olmayan söz için 5 Liranı kestik. Şimdi birde bu kavgadan kesersem senin 10, kardeşinin 5 Lirası gidecek deyince “Tamam kesme. Ama bir dahada bana keseceğin cezayı kardeşime söyleme. Bu hoşuma gitmiyor. Ne diyeceksen gel bana söyle” dedi.
Haklısın kızım. Bundan sonra şikayetleri dinler, alınacak yapılacak önlemleri kişilerin kendilerine söylerim.
Olay bitti. Her şey tatlıya bağlandı. Ben mutluluktan uçuyorum. İki insanın arasını bulmuştum. Sevgisizliği önlemiş, olayın uzamadan bitmesine vesile olmuştum. Oturup açıklama yaparak kızımın zihnini durultmuştum.
Aradan iki dakika geçmedi. İki kardeş aynı kanepede oturup sütlerini içiyorlar. Kavgayla hazırladılar ama muhabbetle içiyorlar. Çünkü başlarında manevi eğitimine cidden eğilmiş ustası gibi olma gayretinde olan bir anneleri var.
Sabah kalktık eşimin kahvaltısını hazırladım. Açık öğretim sınavına girecek. Baktım biraz kafası karışık. Arkadaşına, eşine dostuna kafasını takıp zihnini meşgul ediyor. Hemen devreye girdim.
Canım dedim. Hiçbir şey, hiçbir kimse kafana takmana değmez. İnan kimsenin kimseden haberi yok. Ama senin senden haberin var. Onlarla zihnini meşgul edip, onlara önem verip kendini bozma. Bak kendine eğer bozuluyorsan, eğer kızıyorsan bu demektir ki onlar senin önüne geçti, onları kendinden önemli tuttun. Hemen kendine gel. Ben ne yapıyorum diye silkin.
Biz burada neyle uğraşıyorsak 2 metrelik mezarda da onlara la hem de 100 misliyle uğraşacağız. Yazık değil mi bize. Burada yine hava alıyoruz, dünya geniş, meşguliyetlerle unutuyoruz. Ama orda unutma imkânı olmayacak.
Eğitimimize ve kendimize önem verip, bir an önce insan olarak yetişip kurtulalım dedim.
Sevgiyle baktı bana. “İşte böyle konuş benimle. Anlayışımı açtın, rahatlattın diyerek sınavına gitti.
Çok şükür, gerekliyi yapmıştık. Sorumlu olduğumuz insanları rahatlatmak, anlayışla karşılamak görevimiz. Gerçek insanın bulunduğu her yerde huzur var, mutluluk var, anlayış var. Bizimde bulunduğumuz yer Elhamdülillah böyle olmaya başladı. Çünkü bizde gerçek insan olmaya koşuyoruz.
Dışarıda biraz işlerimiz vardı. İş uzadı. Eve geç birazda yorgun geldik. Büyük kızım oruç tutuyor. “Anne bana pasta yapar mısın?” dedi. Önce aman kızım şu an dinleneceğim dedim. Ama bu 1-2 dakika sürdü. Hemen içimden “kalk hizmet güdümünü, sevgi güdümünü doyur” diye harekete geçtim.
Mutfağa girip akşam iftara kadar kızımın sevdiği yemekleri yaptım.
Pastayı da yapıp dolaba koydum. Kızım içerde ders çalışıyor, haberi yok. 10 dakika kaldı ezana her şey hazır. Hadi kızım abdestini alda gel dedim. O gitti elini yıkayıp “Aman anne yemekten sonra alırım” dedi.
Ama dedim, bu arada sarılıp öptüm. Allah sana bir sürü ikramlar gönderdi.senin gibi şu uzun günlerde oruç tutan kararlı bir kız bunları abdestsiz yiyemez. Bu arada dolabı açıp pastayı gösterdim.
Bir sarıldı boynuma. Zıplayarak, teşekkür ederek abdest almaya gitti. Yüzünde gülücüklerle “Anne yediğim en güzel iftar sofrası” diyerek iftarını yaptı.
Şunu bir kez daha anladım ki, bir insan eğer birine bir şey yaptırmak istiyorsa onu canı gönülden sevecek. Sonrada yaptıracağı şeyi cazip hale getirip sevgiyle yapılmasını kolaylaştıracak.
Ben kızımın sevdiğini yapıp gönlünü aldım. Oda bu sevgi karşısında yumuşadı. Abdestini alarak benim gönlümü aldı.
Bir insanın gönlünü almak ne kadar güzel… İşte biz bu eğitimle gönül alan olduk, karşıyı düşünen olduk.
Teşekkürler Allahım. Teşekkürler Peygamberim. Teşekkürler eğitimim ve eğitimcim. Hep birlikte olmak çok güzel. Daha nice gönül almalara…
Aysel Yiğit