Hoca talebesinden, ana baba çocuğundan, usta çırağından belli olur! Bir ana-baba, çocuğu İslam’ın, insanlığın örflerine, adetlerine nasıl alıştırılırsa o derecede kendisi insandır.
Kendi evliyada olsa başka kıymeti yoktur. Yetiştirdiği çocuklardır onun sıfatını gösterecek! Hocanınki talebesinden, mürebbininki terbiyelisinden, babanın ananınki çocuğundan belli olur. Ustanınki çırağından veya yaptığı işten belli olur. Biz kendimiz suyu üfürerek içsek, ancak çocuklarımızın zihnini İslam ve insan akideleri ile doldurmasak, hiç kıymeti yoktur.
Biz tabi ki çocukları ikna edemez de ağzımıza kira istersek, çocuklarımızın kafası dolmaz boş kalır. Tatmin olmak için o yana bu yana takılır. Hem kararsız, imansız, namussuz, alçak olurlar, hem de bizim yüzümüzü kara çıkarırlar. Biz çocuklarımız ile konuşacağız, ağzımıza kira istemeyeceğiz. Hem de çocuklarımızla böyle ahbap gibi konuşacağız. Babalar, analar çocuklarıyla konuşmasa kafasını doldurmasa, ikna edemezse, o çocuklar muhakkak ki bir tarafa sapacaktır.
Çocuğun mizacına hizmet edeceksin ki, zihni açılsın da seni dinlesin. Ama bu demek değildir ki kafasını kabak gibi edeceksin, çocuğun her istediğini yapacak, tatmin etmeye uğraşacaksın! Yine anasını, babasını lânetler! Çocuk, ancak kulağından tatmin olur. Ana - baba çocuğunu kulağından tatmin edecek, kulağından doyurup, kulağından giydirecek.
Çocuğu kulağından yedireceksin, kulağından giydireceksin. Çocuğu ikna edeceksin akait, fıkıh öğreteceksin.
Kimsenin kalbini kırmak, kırmamak cihetlerinin olduğunu söyleyeceksin. Habire söyleyeceksin. Çok söyleyeceksin çocuğa. Ne işitsen onu çocuğun anlayacağı şekilde eğilip anlatacaksın.
Bastığı Yerler Titrer
Çocuğun kudreti kendisini sevki idareye kafidir. Fakat iradesi küçük olduğundan, o kudretin hedefi olup ta iradesini kullanamaz. Büyüdükçe kullanmaya başlar.
Çocuğu hiçbir zaman mahcup etmemeye gayret edersek, çocuk mahcup olmamak endişesiyle, kendi iradesini kendi kudretine teslim eder.
_ Onun bir tek maksadı vardır.
_ Nedir?
_ Mahcup olmamak!
_ Hatta öyle olur ki annesine karşı bile mahcup olmamak ister.
İnsanlar işte böyle bütün olarak yaratılmıştır. Kendisini hiç kimseye pay etmek istemezler. Kendini diğer insanlara pay etmeye kalkan insan, evvel namusunu pay etmiş demektir.
Ne oldu şimdi? Namus nere, bu nere?
Namus; mahcubiyette fedakarlıktan, izzeti nefisten fedakarlıktan bozulur. Namuslu insan izzeti nefsinden bir kelime bile feda edemez.
“Aman bana şöyle derler, aman bana böyle derler” diye, ödü kopar ve daima gururlu yaşar. Bastığı yerler titrer. İsterse on okkalık adam olsun! Çirkin – perişan kılıklı bir insan mahcubiyetine, izzeti nefsine, temizlik nizamına halel getirmemiş bir insan, bütünlüğünü muhafaza eden insan, sokaktan geçerken apartmanları dahi sallar.
Bu kadar büyük maneviyata sahiptir.